Nis 302013
 

Âbad : 1. Şen, bayındır. 2. (Ar.) Sonsuz gelecek zamanlar.

Abadî : Şen, bayındır, mamurlukla ilgili. Abadı Mehmet Çe­lebi. Türk hukuk bilgini (1555).

Abaka Han : İlhanlı hü­kümdarı Hülagu’nun oğlu.

Abay : Beceri. Sezgi, an­layış, dikkat. Abay Kunanbayoğlu. Kazak Türk şiirinin kurucusu.

Abaza : KaraçayÇerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk Abaza Hasan Paşa, Os­manlı vezirlerinden.

Abbad : Allaha itaat ve ibadet eden, kulluğunu hakkıyla yeri­ne getiren. Yasaklarından kaçınanAbbad b. Bişr. Ashab’dan.

Abbas : Er: 1. Sert, çatık kaşlı kimse. 2. Arslan (bkz. Esed, gazanfer, şiir) Abbas b. Abdülmuttalib. Rasûlullah (s.a.s)’ın amcası, Mek­ke’nin fethinde müslüman olmuştur.

Abbaz : Yüzgeç, yüzü­cü.

Abdi : Kulluk ve itaat eden.

Abdulbaki : Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı. Allah’ın kulu-Allah’ın isimlerinden, (bkz. Baki)

Abdulkerim : Kerim (Kerem Sahibi) Olan Allah’ın Kulu; Çok Cömert, Keremi Bol, İkram Sahibi, Çok Ulu Olan Yüce Allah’ın Kulu; Abd + Kerim

Abdullah: Allah’ın adamı

Abdullah : Allah’ın ku­lu. Peygamber (s.a.s)’in en sevdiği isimlerden aynı zamanda babasının adıdır.

Abdu’l-Melik : Her şey üzerinde tasarruf ve hükmeden tek hükümdar Allah’ın kulu. elMelik, Allah’ın isimlerindendir.

Abdurrahma : Rahman’ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü’minkafir ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah’ın isimlerindendir. Abdurrahman İbn Avf: Sahabedendir.

Abdurrahman : Abdurrahman Arapça kökenli erkek ismi Abdurrahman anlamı: Rahman’ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü’min-kafir ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah’ın isimlerindendir. Abdurrahman İbn Avf: Sahabedendir

Abdurrauf : Rauf olan Allah’ın kulu. (bkz. erRauf).

Abdussabur : Sonsuz sabır ve genişlik sahibi Allah’ın kulu. Allah’ın isimlerinden, (bkz. esSabur).

Abdüddar : Zararlı şeyleri ve sebeblerini bir hikmete mebni olarak yaratan Allah’ın kulu. edDar. Allah’ın isimlerindendir.

Abdülafuv : Geniş Avf ve mağfiret sahibi yüce Allah’ın kulu. Allah’ın isimlerinden, (bkz. elAfuv).

Abdülala : Âlâ (Yüce) Olan Allah’ın Kulu; En Ulu, En Üstün, En Yüce Olan Allah’ın Kulu; Abd + Âlâ

Abdüla’la : En yüksek, en yüce ve yücelikte eşi olmayan Allah’ın kulu. A’la kelimesi Kur’anı Kerim’in sıfatı olarak geçmektedir. Ünlü bir İslam bilgini.

Abdülali : Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah’ın kulu. Ali kelimesi Kur’an’da Allah’ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.

Abdülalim : Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulun­duran Allah’ın kulu. Alim kelimesi Allah’ın 99 isminden birisidir.

Abdülazim : Azamet ve büyüklük sahibi Allah’ın kulu Al­lah’ın isimlerinden, (bkz. elAzim).

Abdülaziz : Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Al­lah’ın kulu. (bkz. Aziz). Aziz Allah’ın isimlerindendi r Sultan Abdülaziz: 32. Osmanlı padişahının adı.

Abdülbaki : Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı. Allah’ın kuluAllah’ın isimlerinden, (bkz. Baki).

Abdülbari : Yaratan, yaratıcı Allah’ın kulu. Bari ismi, Al­lah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı al­madan kullanılmaz.

Abdülbasıt : Genişlik, ferahlık ve kolaylık verici olan Al­lah’ın kulu Allah’ın isimlerinden (bkz. elBasıt).

Abdülbasir : Her şeyi görüp gözeten ve gizliliğin kendisi için söz konusu olmadığı yüce Al­lah’ın kulu (bkz. elBasir).

Abdülbedi : Allah’ın isimlerinden. Bedi’nin kulu. (bkz. elBedi).

Abdülberr : Berr’in kulu. Cömert ve ihsan edicinin kulu.Berr, Allah’ın isimlerindendir. (bkz. elBerr).

Abdülcebbar : Cebredici, zorlayıcı, kuvvet ve kudret sahi­bi Allah’ın kulu. Cebbar, Allah’ın isimlerindendir.

Abdülcelil : Büyük, ulu, yüce Allah’ın kulu. Celil, Allah’ın isimlerindendir.

Abdülcemal : Güzel­likleri kendinde toplayan Allah’ın ku­lu.

Abdülcevat : Cömert olan Allah’ın kulu.

Abdülehad : Şeriki ve ortağı bulunmayan, tek olan Allah’ın kulu. Ehad, Allah’ın isimlerindendir.

Abdülesed : Aslan’ın kulu. Hz. Rasûlullah (s.a.s)’m reddet­tiği isimlerdendir. Müslümanlar kul­lanmazlar.

Abdülevvel : Herşeyin evveli, ilk olan, varlığının başlan­gıcı bulunmayan Allah’ın kulu.

Abdülezel : Ezelden beri var olan varlığı için başlangıç söz konusu olmayan Allah’ın kulu.

Abdülferid : Tek, eş­siz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah’ın kulu. (bkz. Ferid).

Abdülfettah : – Zafer kazanmış, üstün gelmiş, fethedenaçan, kullarınının kapalımüşkil işle­rini açan Allah’ın kulu. (bkz. Fettah). Allah’ın isimlerindendir.

Abdülgaffar : Kulla­rının günahlarını affeden Allah’ın ku­lu (bkz. Gaffar). Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanıl­maz.

Abdülgafur : Kulları­nın günahlarını tekrar tekrar bağışla­yıcı olan Allah’ın kulu (bkz. Gafur). “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

Abdülgani : Zengin, varlıklı, bol, doygun olan Allah’ın ku­lu. Allah’ın isimlerinden, (bkz. Ga­ni).

Abdülhabir : Her şe­yin iç yüzünden, gizli ve saklılıklarından haberdar olan Allah’ın kulu. (bkz. elHabir). Allah’ın isimlerinden.

Abdülhadi : Hidayet eden, doğru yolu gösteren Allah’ın kulu Allah’ın isimlerinden, (bkz. Hadi).

Abdülhafız : Herşeyi bütün ayrıntı ve inceliğiyle kayıtlayıp tutan ve dilediği zamana kadar bela ve afetlerden koruyan Allah’ın kulu(bkz. elHafız). Allah’ın isimlerinden.

Abdülhak : Hak ve ger­çek olan, varlığı hiç değişmeden du­ran Allah’ın kulu Hak, Esmau’lHüsna’dandır.

Abdülhakem : Bütün iş­lerin kendisine döndürüldüğü, onun adalet ve kararına baş vurulduğu yüce Hakem Allah’ın kulu (bkz. elHakem). Allah’ın isimlerinden.

Abdülhakim : Her şe­ye hükmeden Allah’ın kulu. Hakim, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

Abdülhalik : Yaratan, yoktan vareden, yaratıcı Allah’ın ku­lu Halik, Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

Abdülhalim : Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah’ın kulu (bkz. Halim). Al­lah’ın isimlerinden.

Abdülhamid. : Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın di­liyle övülmüş Allah’ın kulu Hamid; Allah’ın isimlerindendir. (bkz. Ha­mid). Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

Abdülhamit : Hamid (Herkesçe Övülen) Olan Allah’ın Kulu; Övgü Sahibi Olan, Herkesçe Methedilen, Bütün Varlıkların Kendi Dilleriyle Övdüğü Yüce Allah’ın Kulu; Abd + Hamid

Abdülhasib : Bütün varlıkların takdir edilen hayatları bo­yunca yaptıkları bütün işlerin ayrıntı­larıyla hesabını en iyi bilen Hasib’in kulu Hasib; Allahın isimlerinden­dir.

Abdülhay : Daima diri olan, ebedi hayat sahibi, her şeye gü­cü yeten Cenabı Allah’ın kulu(bkz. elHay). Allah’ın isimlerinden.

Abdülhey : Anlamı hakkında bize yardımcı olabilirsiniz.

Abdülkadir : Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya gücü yeten Allah’ın kulu.Kadir; Allah’ın isimlerindendir. (bkz. Kadir).

Abdülkaviy : Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah’ın kuluKaviy kelimesi Esmau’lHüsna’dandır. (bkz. elKaviyy).

Abdülkayyum : Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan, baki, kaim Allah’ın kulu Kayyum, Allah’ın isimlerindendi. (bkz. elKayyum).

Abdülkebir : Kebir’in, büyüklük ve Azamette eşsiz olan Allah’ın kulu Kebir; Allah’ın isimlerindendi. (bkz. elKebir).

Abdülkerim : Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Al­lah’ın kulu Kerim; Allah’ın isimle rindendir. (bkz. Kerim).

Abdüllatif : Latif, gü­zel, yumuşak, hoş, nazik olan bütün olayların ve eşyanın inceliklerini bi­len Allah’ın kulu elLatif; Allah’ın isimlerindendi. (bkz. Latif).

Abdülmacid : Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah’ın kulu Macid kelimesi, Allah’ın isimlerindendi. (bkz. elMacid).

Abdülmalik : Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah’ın kulu Malik; Allah’ın isimlerindendi. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

Abdülmecid : Şanı bü­yük ve yüksek olan, şan ve onur sahi­bi yüce Allah’ın kulu Mecid kelime­si Allah’ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31. Osmanlı padi­şahı.

Abdülmennan : – Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah’ın kulu Mennan kelimesi, Allah’ın sıfatlarındandır.

Abdülmesih : Hastala­ra şifa veren, mesih İsa’nın kulu.(bkz. Mesih). İsim olarak kullanıl­maz.

Abdülmetin : Metanet­li, sağlam, dayanıklı olan Allah’ın ku­lu (bkz. Metin). Allah’ın isimlerindendir.

Abdülmucib : Kendisi­ne yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren, onların dua ve tevbelerine icabet eden yüce Allah’ın kulu. Mucib, Esmau’lHüsna’dandır (bkz. elMucib).

Abdülmuhsi : Bütün varlıkların sayısını tek tek bilen Al­lah’ın kulu Muhsi, Esmau’lHüs­na’dandır.

Abdülmuhyi : Hayat veren, can ve ruh veren, bütün canlı­ları ve hayatı diri tutan Allah’ın kulu Muhyi, Allah’ın 99 isminden birisi­dir, (bkz. Muhyi).

Abdülmuid : Yaratıl­mışları yokettikten sonra tekrar diril­ten Allah’ın kulu Muid Allah’ın 99 isminden birisidir, (bkz. elMuid).

Abdülmuiz : Muiz’in, izzet veren, şereflendiren Allah’ın ku­lu (bkz. elMuiz). Allah’ın isimlerindendir.

Abdülmümin : Gönül­lerde iman nurunu yerleştiren, kendi­sine yönelenlere, iman nasib ederek onları hidayetine alan, koruyan yüce Allah’ın kulu Mü’min, Allah’ın isimlerindendir.

Abdülvacid : Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve serve­tine nihayet bulunmayan Vacid’in ku­lu. Vacid, Allah’ın isimlerindendir(bkz. elVacid).

Abdülvahid : Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hü­kümlerinde, işlerinde asla benzeri ol­mayan Allah’ın kulu Vahid kelimesi Cenabı Hakk’ın Kur’an’da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz. elVahid).

Abdülvali : Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah’ın kulu Vali, Esmau’lHüsna’dandır. (bkz. elVali).

Abdülvaris : Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahi­bi olan yüce Allah’ın kulu Varis ke­limesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz. elVaris).

Abdülvasi : Vasi’nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münez­zeh olan Allah’ın kulu Vasi kelime­si, Allah’ın isimlerindendir. (bkz. elVasi).

Abdülvedud : Vedud’un kulu. Allah’ın isimlerinden. Vedud; iyi amel sahibi kullarını se­ven, onlara rahmet ve rızasını yönel­ten, sevilmeye ve sayılmaya, dostluğu kazanılmaya yegane layık olan yüce Allah anlamındadır.

Abdülvehhab : Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah’ın kulu. Vehhab, Allah’ın isimlerindendir “Abd” takısı almadan kul­lanılmaz.

Abdülvekil : Kendisi­ne tevekkül edilen, kudretiyle kulları­nın işlerini halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah’ın kulu Vekil. Al­lah’ın isimlerindendir. (bkz. elVekil).

Abdülveli : Kendisine iman edenlerin dostu ve yardımcısı. Yarattıklarına mütevelli ve nazar edi­ci olan Allah’ın kulu elVeliyy keli­mesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz. elVeli).

Abdünnafi : Yararlı şeyleri ve sebeplerini kudretiyle yara­tan Allah’ın kulu Nafı kelimesi, Al­lah’ın isimlerindendir. (bkz. enNafı).

Abdünnasır : Yardım eden, Yardımcıların en hayırlısı, mü’minlere nusrct ve zafer veren Allah’ın kulu Nasır, Allah’ın sıfatlarındandır.

Abdünnasır : Yardım­cı, yardım eden Allah’ın kulu.

Abdünnur : Nur sahibi, aydınlık, parlaklık sahibi olan Al­lah’ın kulu Nur, Allah’ın isimlerin­dendir.

Abdürrafi : Rafı’nin kulu. (bkz. erRafi). Allah’ın isimle­rinden

Abdürrahim : Merha­metli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah’ın kulu. erRahim, Al­lah’ın isimlerindendir.

Abdürrauf : Çok lütuf, şevkat ve rahmet eden. Onları belli nimetlerle dengeli yaşatan, seviyelendiren Allah’ın kulu. (bkz. Rauf).

Abdürreşid : Allah’ın isimlerinden. Reşid’in kulu. (bkz. erReşid).

Abdürrezzak : Bütün mahlukların rızkını veren Allah’ın ku­lu Rezzak, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

Abdürrezzak : Bütün mahlukların rızkını veren Allah’ın kulu. – Rezzak, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz

Abdüssamed : Kimse­ye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Al­lah’ın kulu Samed, Allah’ın isimle­rindendir. “Abd” takısı almadan kul­lanılmaz. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

Abdüsselam : Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah’ın ku­lu esSelam kelimesi, Allah’ın isim­lerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılamaz

Abdüssemi : Her şey­den arınmış olarak bütün sesleri, söz­leri ve kelimeleri işitip ayırdeden yü­ce Allah’ın kulu. (bkz. esSemi’).

Abdüssettar : Günah­ları örten, gizleyen Allah’ın kulu.

Abdüşşahid : Şahid’in kulu. Görünen ve görünmeyen eşya­nın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bu­lunduran Allah’ın kulu Şahid, Al­lah’ın isimlerindendir. (bkz. eşŞahid).

Abdüşşekür : Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Al­lah’ın kulu Şekür, Allah’ın isimle­rindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

Abdüzzahir : Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delil­lerle belli olan Allah’ın kulu ezZa­hir, Allah’ın isimlerindendir. (bkz. ezZahir).

Aber : Hz. Nuh’un erkek torunu.

Abgun : 1. Mavi renk. Gök. 2. Parlak. 3. Nişasta.

Abher : 1. Nergis çiçeği. 2. Yasemin. 3. Zerrin kadehi çiçeği. 4. Dolu kab.

Abhiz : 1. Büyük dalga. 2. Kaynak. 3. Su yolu.

Abılay Han : Orta cüz Kazak Hanı. Ülkesini Çinlilere, Hive hanlıklarına karşı ustaca savundu (17111781).

Abışka Noyan : İlhan­lı komutan. (XIIIXIV. yy.) bkz. Abuşga.

Abid : Allah’a ibadet eden, çok ibadet eden, zahid. Kullar, köle­ler.

Abide : Anıt. Önemli ve değerli yapıt.

Abidin: Dua eden

Abidin : İbadet edenlerZeyne’lAbidin’den kısaltma isim ad. Zeynelabidin: Hz. Ali’nin torunların­dan biri, ibadet edenlerin ziyneti.

Abuşka : Koca, zevc, yaşlı erkek.

Abuzer : Altın suyu. Altın suyu gibi parlak ve görkemli. Yahut Ebu Zer (elGıfarî) isminin fo­netik değişikliğe uğramış şekli.

Abuzettin : Din yolun­da çabuk, hızlı giden

Aca : 1. Amca, ağabey. 2. Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. 3. Büyük

Acabay : (bkz. Aca).

Acahan : (bkz. Aca).

Acar : . 1. Becerikli. 2. Atıl­gan, ele avuca sığmaz. 3. Halk. 4. Ye­ni, taze Erkek ve kadın adı olarak kullanılır (örfte). Acar, Sırrı: 1967 Dünya Güreş şampiyonu Türk.

Acaralp : Yiğit, bece­rikli, cesur kişi.

Acarbay : Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948.

Acarer : (bkz. Acaralp).

Acarkan : (Acaralp).

Acarman : Çevik, be­cerikli, girişken.

Acaröz : Özünde yiğit­lik bulunan.

Acarsoy : Yiğit, soylu.

Acem : 1. Arap olmayan milletlerin hepsi 2. Açık ve doğru Arapça konuşamayan kimse 3. Özel­likle İranlı, İran halkından biri. Acem Bekir Efendi: Türk Reisü’lKüttab,

Aclan : Hızlı, çabuk, telaşlı. Osman Bey ile çağdaş olan 14. yy. ortalarında yaşamış Karasi Beyi.

Acun: Sonsuz uzay içindeki gök varlıklarının tümü

Acun : Dünya, varlık.

Acunal : Dünyayı kap­sayan, dünyayı fetheden.

Acunalp : (bkz. Acunal).

Acunman : Dünyaca ta­nınmış, ünlü.

Ad : Çok eskiden Yemen taraflarında bulunan ve Hud peygam­ber tarafından imana getirilemediği için Allah tarafından yok edildiğine inanılan bir kavmin adı. Kur’anı Kerim’de bu kavim aynı isimle anılmış ve başlarından geçen hadiseler geniş­çe ele alınmıştır.

Adahan : Adanın haki­mi, yöneticisi.

Adal : Adın yayılsın, ün kazan manasında.

Adaleddin : Dinin adaleti Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

Adar: Uygur metinlerinde geçen bir Türk adı

Adar : 1. Erginlik, olgunluk. 2. Süre, zaman. 3. Arkadaş, taraftar, omuzdaş, yandaş. 4. Mart ayı

Adaş: Adları eş olanlar

Adel : asilzade,soylu,yüksek mertebeli

Adem: Allah’ın yarattığı ilk insan

Adem : 1. Allah’ın yarat­tığı ilk insan, insan soyunun atası ve ilk peygamberi. 2. Adam. 3. İyi, temiz kimse. Âdem (a.s.) ilk insan ve ilk isimlendirilen varlık. Kur’an’da Hz. Adem’in 25 yerde ismi geçer.

Adetullah : Allah’ın kanunu, ilahi sünnet.

Adıgüzel : . / Güzel isim. Verilen ismin güzel olması.

Adil: Adaletli

Adil : 1. Doğruluk göste­ren. Doğru. 2. Eşit, eş, müsavi. 3. Adaletli davranan. Kur’anî bir isimdir. Allah’ın emirlerini hakkıyla uygula­yan anlamına gelir. Raşid halifelerin 2. cisi Ömer b. elHattab’ın meşhur lakabı.

Adil Giray : Kırım veliahtı. (1548 Kazvin 1579) Devlet Giray’ın oğlu. Osmanlıİran savaşında Osmanlılara yardımcı oldu. İkinci Şamah savaşını kazanan İranlılarca tut­sak edildi ve Kazvin’de öldü.

Adilhan : Adil yöneti­ci.

Adin : Cennet (Adn).

Adiy : Savaşçı, savaştan geri durmayan, mücahid. Adiy b. Ha­tim etTai: 630 yılında müslüman ol­du. Babası gibi cömertti. Kabilesinde İslam’dan dönme eğilimleri görünce engel oldu. Cemel vakasında Hz. Ali­nin yanında yer aldı.

Adnan: İki gökyüzü, iki cennet anlamında

Adnan : Cennette ölüm­süzlüğe kavuşan kimse.

Adni : 1. Adın’a mensup, (bkz. Adnan). 2. Cennete girmeye hak kazanan. Adni Recep Dede. Türk mu­tasavvıf, şair. (Belgrat 1688).

Affan : Kötü şeylerden kaçınan, kötülüklerden uzaklaşan, te­miz. Ashab’dan bu ismi kullananlar olmuştur.

Afgan : Heyecanlı, çabuk öfkelenen. Orta Asya’da yaşayan müslüman bir kavim. Cemalettin Afgani: Müslüman alimlerden.

Afil : 1. Uful eden, gurub eden, batan (güneş, yıldız). 2. Görün­mez olan, kaybolan

Afşar : 1. Oğuz Türkleri­nin 24 boyundan biri. Türkiye, Iran, Azerbaycan ve Afganistan’da dağınık olarak yaşamaktadırlar. 2. Çabuk iş gören, çevik, atılgan

Afşin : Zırh, silah. Afşin bey: Selçuklu komutanı. ( XI. yy.). Gümüştigin’le birlikte Anadolu savaş­larına çıktı. Malatya’da Bizans ordula­rını yendi. Marmara kıyılarına kadar ilerledi (1079).

Afuv : Daima affeden, merhametli. Esmaü’lHüsna’dandır. “Abd” takısı alarak kullanılır.

Agah : Bilgili, haberli, uyanık, afif. Vakıf olmuş, malumatlı. Agah Efendi: (17441824). Türk dev­let adamı.

Ager : Temiz, doğru kimse

Agit : cengaver, komutan, korkusuzi

Agra : Çok sevimli, çok yakışıklı.

Ağa: Büyük kardeş

Ağa : 1. Yaşlanma manası­na gelen “ağmak”tan. Büyük, efendi. Büyük kardeş, ağabey. 2. Amir, baş, reis. Eski devlet teşkilatımızda bazı idarecilere verilen unvan. 3. Osmanlı devletinde okumayazma bilenlere verilen şeref unvanı. 4. Halkın saygı­sını kazananlara verilen unvan. 5. Erkek, eş, koca. 6. Eski büyük konaklar­da çalışan hizmetlilerin başı. Eski Türklerde soylu aileye mensup kadın­lar da bu unvanı kullanmışlardır.

Ağahan : Nizari İsmaili imamlara verilen unvan. Doğu Türkçesinde ağabey anlamında da kulla­nılmıştır. Türk kökenli Kaçarların onur unvanıydı. Ağa Han: Nizari İsmailîlerin dini önderi.

Ağaner : Saf, temiz, duru insan.

Ağar : 1. Beyaz renkli. 2. Açık tavırlı, samimi. 3. Asil, onur­lu, şerefli.

Ahad : 1. Bir, kişi, kimse. 2. Birler, birden dokuza kadar olan sayılar. 3. Ünlü Türk denizcilerinden Ahad bey (Umur bey donanmasın­dan).

Ahavi : 1. Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi.

Ahbarî : Haber veren, ri­vayet eden.

Ahdi : Ahd, and icabı ve­ya ahd ve ahda müteallik. Ahdî, Türk tezkire yazan ve Divan şairi (Bağdat 1593).

Ahfa : Kalb, ruh, sır, hafi, ahfa şeklinde sıralanan “Ietafeti hamse” sonuncusuna verilen ad. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ahfaz : 1. Belleği çok kuvvetli. 2. Kur’an’ı en iyi hıfzetmiş kişi. 3. Alçak gönüllü.

Ahfeş : 1. Küçük gözlü, zayıf bakışlı. 2. Yalnız gece gören kimse. Ahfeş lakabında üç büyük Arap alimi vardır. Abdülhamid, Said b. Mes’ade, Ali b. Süleyman.

Ahi : 1. Ahi ocağına mensup olan kimse. 2. Cömert, eliaçık. Ahi Benli Hasan. Türk şairi. Yavuz döne­minde yaşamış ve Şirinu Perviz mes­nevisini yazmıştır.

Ahid : 1. Bir şeyin yerine getirilmesini emretmek. 2. Söz ver­mek. Emir, talimat, taahhüt, anlaşma, yükümlülük.

Ahkaf : 1. Kum fırtınası 2. Kur’anı Kerim’in 6. suresi. Araplar bu ismi, Arabistan’ın güneyinde, kim­senin bilmediği ve giremediği çöle vermişlerdir.

Ahlas : 1. Saf, halis, karışımsız. 2. İyi yürekli, temiz kimse. 3. Kur’anî ıstılahta, Allah’a halis ola­rak yönelip ihlaslılıkta ileri bir dere­ceye varmış kul.

Ahmed : Çok, en çok övülmüş, methedilmiş. Kur’anı Kerim’de Saf suresinin 2. ayetinde: Hz.İsa, İsrailoğullarına: “…adı Ahmed olan peygamberi de müjdeleyici ola­rak geldim” şeklinde geçen isimlen­dirme ile Peygamberimizin isimlerin­den birisi olarak anıldı ve kullanılma­ya başlandı. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. Ahmedi Muh­tar, Hz. Muhammed (s.a.s).

Ahmer : Kırmızı, kızıl.

Ahmet: :Övülmeye lâyık, övülmüş.

Ahmet: :Övülmeye değer – Beğenilmiş – Allah’a şükreden, Çok, en çok övülmüş, methedilmiş. Kur’an-ı Kerim’de Saf suresinin 2. ayetinde: Hz.İsa, İsrailoğullarına: “…adı Ahmed olan peygamberi de müjdeleyici ola­rak geldim” şeklinde geçen isimlen­dirme ile Peygamberimizin isimlerin­den birisi olarak anıldı ve kullanılma­ya başlandı.- Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

Ahmet: :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden

Ahmet: Övülmeye değer

Ahmet : :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden

Ahmet : Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden

Ahmet Arhan : Ahmet : Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden – Arhan : Üstün nitelikli, gururlu bakan anlamına gelmektedir.

Ahmet Arın : Ahmet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden Arın :1. Temiz, arı, saf. 2. Alın. 3. Yüz, cephe. Dağların, tepelerin yüzü.

Ahmet Atik : Atik :Çabuk davranan, çevik

Ahmet Berkay : Ahmet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden – Berkay icon sad A ile başlayan erkek bebek isimleri bkz. Berk)

Ahmet Burak : Ahmet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden – Burak :Berk-Yıldırımdan türetilmiştir. – Hz. Muhammedin Mirac’daki bineği. Kur’an’da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı denizcilerinden

Ahmet eren : Ahmet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden

Ahmet Görkem : Ahmet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden – Görkem :1. İhtişam, gösteriş karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir. 2. Gösterişli, heybetli.

Ahmet Hakan : Ahmet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden – Hakan :1. Eski Türk ve Moğol hükümdarlarının kullandığı unvanlardan biri, hanlar hanı. 2. Kağan.

Ahmet Hamdi : Ahmet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden – Hamdi :1. Allah’ı övmek. 2. Allah’a şükretmek. 3. Şükreden, şükredici.

Ahmet Kaan : Ahmet : Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden – Kaan :1. Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. 2. Hakan, hükümdar

Ahmet Kerem : Ahemet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden

Ahmet Kutsi : Ahmet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden – Kutsi :Kutlanan, kutluluk sahibi

Ahmet metin : Ahmet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden

Ahmet Turan : Ahmet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden – Turan :Eski İranlılara göre Türk ülkesi. Bütün Türkler’in ve Turan kavimlerinin birleşmesiyle meydana gelecek devlet

Ahmet Ünal : Ahmet :Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah’a şükreden – Ünal :1. Adın duyulsun, tanın, ün kazan. 2. Ün al.

Ahmet vefa : Vefa :1. Sözünü yerine getirme, sözünde durma, borcunu ödeme. 2. Sevgi, dostluk ve bağlılıkta sebat. Yetme yetişme; ömrü vefa etmedi.

Ahmetu yusuf : Yusuf:1. Yakışıklı, güzel. 2. Bir peygamber adı. 3. İnleyen, inilti.

Ahnef : 1. Ayaklan çarpık ve eğri büğrü olan. Daha çok lakap olarak kullanılır. Ahmet b. Kays, ashabdan.

Ahnes : Basık ve sivri bu­runlu. Daha çok lakap olarak kullanı­lır.

Ahsa : Arabistan’ın KuveytKatar kısmına verilen isim Erkek ve kadın adı olarak kullanılır

Ahsen : Daha güzel, çok gü­zel, en güzel. Erkek ve kadın adı ola­rak kullanılır. Ahseni takvim: En gü­zel şekil. Kur’anı Kerim’in Tin sure­sinin 3. ayetinde insanın ahseni tak­vim üzere yaratıldığı beyan buyurulmaktadır. Ahsen kelimesi, Kur’an’da 16 yerde zikredilmiştir

Ahver : 1. Müşteri yüzlü, güzel gözlü adam. 2. Zeki, akıllı.

Ahves : Cesur, kahraman, yiğit.

Aka: Büyük, saygıdeğer kimse, ağa

Akabe : 1. Sarp geçit, çı­kılması zor yokuş. 2. Tehlike. Atlatıl­ması zor güçlük, muhtıra.

Akabey: Varlıklı kimse

Akad : Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse.

Akalın: Temiz alın

Akalın : Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ömer Paşa). Türk hekim.

Akalp: Ak yiğit

Akalp : Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.

Akalp : Cömert, eli açık yiğit.

Akansel : 1. Akarsu. 2. Uzun mesafeler geçerek denize dökü­len akarsu.

Akar : 1. Akıp geçen. 2. Gelir getiren.

Akasoy : Sevilen, sayı­lan soydan gelen

Akay : Beyaz ay, ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak görün­düğü evre. Ak ve ay kelimelerinden birleşik isim. Erkek ve kadın adı ola­rak kullanılır.

Akbatu : Yiğit erkek.

Akbatun : (bkz. Akbatu).

Akbehmen : Peygamber çiçeğinin eşanlamlısı.

Akbilge : Alim, bilgili, dü­rüst kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Akboğa : Boğa gibi güçlü ve temiz şahsiyetli. Akboğa Celayir: Moğol emir ve komutanı.

Akbora : (bkz. Bora)

Akbudun : Temiz, ta­nınmış soydan gelen

Akbulut: Beyaz bulut

Akburak : (bkz. Bu­rak)

Akburç: Ak renkli kale burcu

Akburçak: Bir metre boyu olabilen bir burçak türü

Akcebe : Beyaz zırh sa­hibi yiğit.

Akça: Oldukça ak renkli

Akçakoca : Temiz ve namuslu erkek Osman Gazi ve Or­han Gazi’nin silah arkadaşı.

Akçalı : Varlıklı, zen­gin.

Akçam : Kuzey Ameri­ka’da yetişen bir çam türü.

Akçar : iyi ruhlar.

Akçıl : Beyazımsı, solgun Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Akçora : İyi ruhlar.

Akdemir: Döğme demir

Akdemir : Demir gibi güçlü ve temiz yürekli. Yiğit.

Akdeniz: Ülkemizin güneyindeki deniz

Akdes : En kutsal.

Akdil : İyi, doğru, güzel konuşan kişi.

Akdoğan : (bkz. Doğan).

Akdoru : Doruğu bulutlu dağ.

Akel: Eli uğurlu anlamında

Aker: Namuslu yiğit

Akergin : (bkz. Akerman).

Akerman : Dürüst, soylu, temiz kişi.

Akgiray: Temiz ve yaraşır

Akgiray : (bkz. Akergin)

Akgün: Aydınlık gün

Akhan : Dürüst hakan.

Akıman : Cömert, eli açık kimse.

Akın: Düşman ülkelerine yapılan saldırı

Akın : Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket kabiliyetine sahip.

Akın Can : Akın :Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket kabiliyetine sahip -Can :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.

Akınalp : Akın yapan yiğit. Yiğit.

Akıncı : Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşman­larının moralini bozan uç süvarileri. Hafif süvari.

Akıner : (bkz. Akınalp)

Akıntan : Tan yeri ağa­rırken yapılan akın

Akif: Dünya işlerinden uzaklaşıp, ibadet için Allah’a yönelen

Akif : 1. Bir şeyde sebat eden. 2. İbadet eden, ibadet maksa­dıyla mübarek bir yere çekilen. İ’tikafa giren. 3. Direnen. M. Akif Er soy: Ünlü şair ve yazarımız. Safahat’ın ya­zan. İstiklal marşını telif etmiştir.

Akil : Akıllı, akıl sahibi. Uslu, kavrayışlı. Ali b. Ebi Talib’in kardeşi. Akil b. Ebi Talib.

Akman : 1. Temiz, beyaz, güzel insan. 2. Yaşlı kimse.

Akmaner : (bkz. Ak­man).

Aköz : Özü sözü doğru kişi, temiz kişilikli.

Akpınar : (bkz. Pınar).

Aksan: Temiz, lekesiz ün

Aksan : İyi ve temiz ta­nınmış kimse.

Aksay: Boz renkli kayalık yer

Aksın : Temiz, doğru, dü­rüstsün.

Aksoy: Temiz soy

Aksoy : Temiz soylu.

Aksu: Ak renkli su, köpüren su

Aksun : (bkz. Aksu).

Aksuner : (bkz. Aksungur).

Aksungur : Doğan cin­sinden bir nevi av kuşu Aksungur b. Abdullah. Melikşah zamanında Halep’in hakimliğini, yöneticiliğini yapan Türk Emiri.

Aksüyek : Eski Türk­lerde soylu anlamında kullanılırdı.

Akşemseddin : Dinin güneşi. Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389Göynük 1459). Fatih’in hocasıdır. İstanbul’un fethinde bulun­du. Ünlü sahabi komutan Eba Eyyub elEnsari’nin mezarını bulduğu söyle­nir. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

Akşın : 1. Az ak, akımsı.2. Derisinde, kıllarında ve gözlerinde doğuştan boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan (insan, hayvan). Erkek ve kadın adı olarak kulla­nılır.

Akşit : Kutlu uğurlu. 2. Ak. 3. Güneş, nur, aydınlık. Akşit Muhammed b. Tugac: İhşidiler devle­tinin kurucusu.

Aktaç : Beyaz taç.

Aktan: Aydınlık sabah vakti

Aktan : Aydınlık, mehtaplı gece.

Aktan : Aydınlık, mehtaplı gece.

Aktar : Parlak, aydınlık sabah.

Aktaş : Mermer.

Aktay : Beyaz tay. Türkler’de çok kullanılan bir isimdi.

Aktekin : Parlak, gör­kemli, temiz huylu yiğit.

Aktemür : Akdemir.

Aktolga : (bkz. Tol­ga).

Aktuğ : (bkz. Aytuğ).

Akyıl : Temiz, güzel se­ne Erkek ve kadın adı olarak da kullanılır.

Akyıldız : Akşama doğru doğan parlak yıldız. Çoban yıldızı, sa­bah yıldızı.

Akyiğit : Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.

Akyol : Dürüst, doğru ve iyi yol.

Alaaddin : Dini yücelt­mek için din uğruna çalışan kimse. Alaaddin Keykubad (11921237) Anadolu Selçuklu Sultanı Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

Alabora : Teknenin ters dönmesi

Alacan : (bkz. Akan).

Alanalp : Ülke alan, fetheden, fatih.

Alanay : (bkz. Alanalp).

Alaner : (bkz. Alanalp).

Alangu : Altın geyik.

Alas : Ateş tanrısı

Alatan: Güneş’in doğuşundan önceki vakit

Alatan : Güneş doğma­dan önce ufukta beliren karışık renk­ler.

Alatay : Derisinde be­nekler olan tay.

Alaz: Yanan ve ışık veren nesnelerin türlü biçimlerde de uzanan dili

Aldoğan: Al renkli doğan kuşu

Alemdar: Sancak ya da bayrak taşıyan

Alemdar : 1.Bayrak ve­ya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2. İşe önderlik eden. Alem­dar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.

Alen : Saygınlık, başarı. Anlamının eksik yada yanlış olduğunu düşünüyorsanız yorum yada iletişim şeklinde bizimle irtibat kurabilirsiniz.

Alev: Yanan ve ışık veren şeylerin türlü biçimlerde uzanan dili, alaz, yalım

Alevi : Hz. Ali soyundan, Hz. Ali’ye hususi ilgi gösteren, ona taraftar olan. Şii mezhebinin kolların­dan biri.

Algan: Kentleri, ülkeleri ele geçiren

Algan : Alan, fetheden, fatih.

Algın: Sevdalı, tutkun

Algın : 1. Güçlü, iyi, gü­zel, sıcakkanlı, sevimli. 2. Sevdalı, aşık, vurgun. 3. Hızlı akan su. 4. Renksiz, cılız, zayıf.

Alguhan : Çağatay hanlığı hükümdarı. (1266). Orta Asyayı ele geçirip Harezmden Afganis­tan’a kadar sınırlarını genişletti. Cengiz’in yasalarını şiddetle uyguladı.

Algün: Kızıl renkli güneş

Alhan: Al renkli prens

Alınak : Doğru, güve­nilir.

Alışan : Şan ve şerefi yüce ve yüksek olan çok değerli.

Ali: :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Pey­gamberimizin amcazadesi ve kızı Fat­ma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü ha­life.

Ali: :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Orun bakımından en üstün.

Ali: Yüce, onurlu kimse

Ali : 1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Pey­gamberimizin amcazadesi ve kızı Fat­ma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü ha­life.

Ali :: 1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Pey­gamberimizin amcazadesi ve kızı Fat­ma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü ha­life.

Ali Bartu : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Bartu :En eski Türk kağanlarından biri

Ali Batu : Batu :Üstün gelen, gücü yeten, galip.

Ali Berk : yanan ağaç…

Ali Berk : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Berk :1. Sağlam, kuvvetli. 2. Katı, sert. Şiddetli. 3. Hızlı. 4. Orman. 3. Arı, şimşek, yaprak.

Ali Buğra : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Buğra :1. Büyük erkek deve, iki hörgüçlü deve. 2. Turna kuşu, turna sürüsünün önünde uçan turna horozu. 3. Harizm hükümdarlarından birinin lakabı

Ali Can : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Can :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.

Ali Emrah : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Emrah :Anadolu saz şairlerinden

Ali Erdem : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Pey­gamberimizin amcazadesi ve kızı Fat­ma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü ha­life.

Ali Erdem : Erden :Fazilet, İyi Ahlak, Üstün Nitelik; Namus, Irz, İffet; Onur; Edep Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife

Ali Eren : Eren :1. Yetişen, ulaşan, vasıl olan. 2. İyi yetişmiş kişi. 3. Cesur, yiğit adam. 4. Ermiş. 5. Koca, zevc. 6. Kişi, şahıs.

Ali Görkem : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Görkem :İhtişam, gösteriş karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir. 2. Gösterişli, heybetli.

Ali Han : Yüce han.

Ali Haydar : 1. Arslan, esed, gazanfer, şir. 2. Cesur, yiğit adam. 3. Hz. Ali’nin lakabı.

Ali Hikmet : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Hikmet :1. Hakimlik, feylesofluk. 2. Sebeb, gizli, Allah’ın hikmeti. 3. Felsefe. 4. Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz

Ali Kemal : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Kemal :1. Olgunluk, yetkinlik, tamlık, eksiksizlik. 2. En yüksek değer, mükemmellik, değer baha. 3. Bilgi, fazilet.

Ali Koray : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Koray :İyice kor rengine gelen ay

Ali Mert : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Mert :1. Özü, sözü doğru yiğit. 2. Erkek insan.

Ali Murat : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Murat :Amaç, maksat, istek

Ali Rıza : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Rıza :Razılık, razı olma, hoşnutluk, memnuniyet, muvafakat, kabul. Bir şeyin olmasına muvafakat etme. Kadere mukadderata boyun eğme

Ali Sadi : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Sadi :Mutlulukla, uğurla ilgili, uğurlu

Ali Yiğit : Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife – Yiğit :1. Güçlü, yürekli, kahraman, alp 2. Delikanlı, genç, erkek. 3. Gözüpek, düşüncelerini açıkça söylemekten kaçınmayan kimse.

Alican: Cana yakın

Alican : Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir (bkz. Ali ve Can).

Alicengiz : Akla gel­mez, şeytanca, beklenmedik ve umul­madık tarzda anlamlan ile “Alicengiz oyunu” deyiminde geçer.

Aligüher : Yaratılışı ve mayası yüce ve değerli olan.

Alihan: Ali+han

Alikadr : 1. Yüksek kıymette olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğer. 2. Meşhur bir çeşit lale.

Alim: Bilim adamı

Alim : 1. Çok okumuş, bilgin.,2. Çok bilen. 3. Sonsuz. İlim sa­hibi. Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’an’da Cenabı Hakk’ın ismi olarak 13 yerde geçer. “Abd” takısı alarak da kullanılır.

Alinda : Batı Anadolu ’da bir antik kent ismidir.

Alinur: Ali+nur

Alişah : Hükümdarla­rın en yücesi. Alişah Taceddin. (?1324). İlhanlı veziri.

Alişan : Şan ve şerefi yüce olan.

Alişir : Aslan Ali

Aliyar : 1. Yar, dost, sevgili. 2. Alinin dostu, sevgili adı. 3. Yüce dost Birleşik isim

Alkan: Kızıl kan

Alkan : Kırmızı kan. Alkan bey: Türk denizci. Selçuklula­rın egemenliğindeki İznik’te Ebu’lKasım’ın donanma komutanı.

Alkın: Korkusuz

Alkın : 1. Sevdalı, aşık, vurgun. 2. El çırpma, övme.

Alkor: Kıpkırmızı ateş

Alkur : Hep, bütün, herkes.

Allahverdi : İran’da yaşayan bir Türkmen kabilesinin adı.

Alp: :1. Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehli­van. 2. Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam’dan sonra da Türkler ara­sında kullanılmaya devam etti.

Alp: Yiğit, soylu

Alp : 1. Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehli­van. 2. Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam’dan sonra da Türkler ara­sında kullanılmaya devam etti.

Alp Arslan : Alp :1. Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehlivan. 2. Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam’dan sonra da Türkler arasında kullanılmaya devam etti – Arslan :1. Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan, esed, şir. 2. Cesur adam, bahadır. 3. Bir çeşit çiçek. Arslan Argun: Alpaslan’ın oğlu (1097)

Alp Eren : Alp :Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehlivan. 2. Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam’dan sonra da Türkler arasında kullanılmaya devam etti – Eren :1. Yetişen, ulaşan, vasıl olan. 2. İyi yetişmiş kişi. 3. Cesur, yiğit adam. 4. Ermiş. 5. Koca, zevc. 6. Kişi, şahıs

Alpagu : 1. Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2. Eski Türk­lerde bir rütbe adı. 3. Eski Türklerde bir kurt adı.

Alpağan : Cesur, yiğit, kahraman.

Alpak : Dürüst, kahra­man, yiğit.

Alparslan: Korkusuz, yiğit

Alpartur : Kendine güveni olan yiğit.

Alpaslan : Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Sel­çuklu hükümdarı. Selçukluların en büyük zaferi sayılan Malazgirt zaferi onundur (l071).

Alpay: Yiğit Ay

Alpay : Cesur, yiğit kimse.

Alpaydın : (bkz. Al­pay).

Alpbike : genç, deli­kanlı, (bkz. Alp).

Alpçetin: Yiğit ve çetin kişi

Alpçetin : (bkz. Al­pay).

Alpde.Mir : (bkz. Al­pay).

Alpdemir: Yiğit ve demir gibi

Alpdoğan: Yiğit ve doğan kuşu gibi

Alpdoğan : Doğuştan yiğit olan.

Alper: Cesur erkek

Alper : (bkz. Alp).

Alperen : Yiğit, baha­dır.

Alpertunga : Efsane­vi Türk hükümdarı ve destan kahra­manı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka) hükümdarı olduğu söylenir. Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden deği­şik adlarla bahsedilir.

Alpgiray : Yiğit hü­kümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu.

Alphan : Yiğit hüküm­dar.

Alpkan : Yiğit soydan gelen.

Alpkın : Keskin kılıç.

Alpman : Yiğit, cesur, kahraman.

Alpsoy : (bkz. Alpkan). Yiğit ve cesur soya mensub.

Alptekin: Soylu prens, güvenilir ve soylu

Alptekin : Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahra­man, Tekin: Şehzade.

Alptuğ : Yiğit cengaver, sevilen komutan, hükümdar, tuğluk.

Alsen : Kurtuluş, özgürlük anlamlarına gelmektedir.

Altan: Kızıl şafak

Altan : 1. Sabahın güneş doğarkenki zamanı. 2. Hakanlara ve­rilen unvan, sultan, padişah.

Altay: Altın, yüce dağ, Orta Asya’daki Tanrıdağı

Altay : 1. Asya’da Batı Sibirya ile Moğolistan’ı ayıran dağlık bölge. 2. Altay dağlan bölgesinde ya­şayan Türklerin genel adı.

Altemur : Demirin korlaşmış kırmızı hali.

Altıner: Altın gibi değerli kimse

Altınsoy: Çok değerli soy, altın gibi soy

Altuğ: Al renkli tuğ, kızıl tuğ

Altuğ : (bkz. Tuğ).

Altunay : Ay’ın san renkli hali

Altunç : 1. Bakır alaşı­mı. 2.Kırmızı bakır. 3. Kırmızı, al gözlü.

Altuner : Değerli kim­se.

Altunhan : Zengin ha­kan. Türklerin, Çin’de hüküm süren TürkMoğol hükümdarlarına verdik­leri ad.

Amanullah : Allah’ın bağışlaması. Allah’ın koruması.

Amid : 1. Çok hasta. 2. Aşk hastası. 3. Başlıca nokta. 4. Önder, şef, komutan. 5. Diyarbakır’ın eski adı. Ortaçağ’da İslam Türk devletle­rinde kullanılan bazı unvanlar ve me­muriyet isimleri.

Amil : 1. Fail, yapan, işle­yen. 2. İslam devletlerinde zekat, ver­gi tahsildarı veya valiler ve devlet memurlan.

Amir : 1. Mamur eden, şen­lendiren. 2. İmar olunmuş. 3. Devlete ait. 4. Kendisine bağlı görevliler bu­lunan. Amir b. Abdullah b. Mes’ud: Tabiindcndir. İslam fıkıh bilgini.

Ammar : 1. Memur eden. 2. Bayındırlaştıran. (bkz. Amir) Ammar b. Yasir. Sahabeden. İlk müslüman olanlardandır. Çok işkence gör­dü. Habeşistan’a hicret etti. Annesi ilk İslam şehidcsi Sümeyye (r. anha)’dir.

Amr : Uzun yaşamak, uzun ömürlü olmak. Amr b. Madikerib: 631′de Medine’ye gitti ve müslüman oldu. Çok yaşlıyken bile iyi sa­vaştı.

Amuz : Bilen, öğrenmiş, öğreten.

Andaç : Armağan,hediye

Andak : Hemen, o anda Erkek ve kız adı olarak kullanılır.

Angın : 1. Tanınmış, ünlü, namlı. 2. Bayındır.

Anı: Bir olguyu anımsatan şey, hatıra

Anı : Yaşanmış olaylardan belleğin sakladığı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Anıl: Unutulmayasın, sonsuza değin anılasın

Anif : 1. Sert, şiddetli. 2. Haşin. 3. Geçmişte, pek yakında, bur­nun ucu denecek kadar yakından ge­çen. 4. Biraz önce, belirtilen, bahsedi­len.

Ant: Söz verme

Apa : 1. Büyük. 2. San, unvan.

Apaydın: Işıklar içinde, çok aydınlık

Apdi : Kulluk ve itaat eden

Araf : 1. Cennet ile cehen­nem arasındaki yer. 2. Sert, tepe. 3. Adetler, usuller. Arafat: Mekke’nin yakınında bulunup hacıların arefe gü­nü durdukları yerdir. Bu duruş haccın rükünlerindendir.

Aral: Asya’da bir göl

Aral : Birbirine yakın ada­lar topluluğu. Orta Asya’da bir göl.

Aramdil : 1. gönül ra­hatı. 2. Sevilen güzel. 3. Yer mekan.

Aran: Ova, kuytu, yer, sıcak yer, kışlak

Aras: Doğu Anadolu’da bir ırmak

Aras : Sahip çıkılan buluntu, Doğu anadoluda bir ırmağın adı

Aras ege : ArasKalın Yün, At kılı anlamında (Aras nehri)

Aras Kaan : Aras :Kalın Yün, At kılı anlamında (Aras nehri) – Kaan :1. Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. 2. Hakan, hükümdar.

Arat: Yürekli kişi, yüreklilik

Araz : İşâret, alâmet. * Tesâdüf, rast gelme. * Kaza. Felâket. Zâtî olmayan hâl ve keyfiyet

Arca: Temiz

Arcan : Saf,temiz

Arda: Halef, ardından gelen

Arda : 1. Eskiden bazı ça­vuşların elde tuttukları uzun değnek. 2. İşaret için dikilen değnek3. Çık­rıkçı kalemi. 4. Sonra gelen.

Ardalı : (bkz. Arsal).

Ardan : (bkz. Arsal).

Ardıç: Güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen bir ağaç, dağ servisi

Ardıl: Arkadan gelen, sonra gelen

Ardil : 1.Gönül Ateşi…

Aref : 1. Pek maruf, çok bilinen. 2. Arif, anlayışlı ve bilgili.

Arel : Temiz, dürüst kimse.

Aren : Kum tanesi, ağaç cinsi

Argu : 1. İki dağ arası, uçurum. 2. Orta Asya’da Issık gölü çevresinde Çu ve Talaş havzalarında yaşamış Kırgızların en büyük boyu. Argu Türkleri.

Argun: Gizli, saklı, arınmış

Argun : 1. Zayıf, güçsüz, düşkün, dermansız, zebun. 2. Yanyana iki kamış düdüğünden veya kartal kemiğinden yapılmış kaval Argun: İlhanlı hükümdarı. Abaka Han’ın oğ­lu.

Argun Şah : Er (bkz. Argun). Argunşah. (Nizameddin) Ana­dolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan II’nın oğlu. Babası ülkeyi oğullan ara­sında pay edince, hissesine Amasya düşmüştü.

Argün : Temiz, aydınlık gün.

Arhan : Üstün nitelikli, gururlu bakan.

Arıca: Temizce arı gibi

Arıcan: Temiz kimse

Arıcan : Temiz, doğru kimse.

Arıç : Barış, asayiş.

Arıer : Çalışkan kimse.

Arıhan : (bkz. Arhan).

Arıkal : Temiz, doğru, dürüst kal.

Arıkan: Saf kan, temiz kan, soylu kan

Arıkan : Temiz soy.

Arıkhan : (bkz. Arhan)

Arın : 1. Temiz, arı, saf. 2. Alın. 3. Yüz, cephe. Dağların, tepele­rin yüzü.

Arınç : 1. Temiz, saf, arı. 2. Barış.

Arısal : An gibi çalış­kan kimse.

Arısan : Temiz, doğru tanınmış kimse.

Arısoy : (bkz. Arısan).

Arıtan : Temizleyen, arı duruma getiren.

Arif : 1. Meşhur, çok tanın­mış, mütearif. 2. Bilgi sahibi. Bilen, bilgili, irfan sahibi. 3. Sıbyan mektebi hocası veya kalfası.

Arin : 1. Temiz, arı, saf. 2. Alın. 3. Yüz, cephe. Dağların, tepelerin yüzü.

Arkadaş: Kendisine yakınlık ve dostluk duyulan kimse

Arkan : 1. Temiz, ari kan­dan gelen. 2. Üstün galip. Arkan (Seyfı) Türk mimar (19031966).

Arkut : Temiz, uğurlu, kutlu.

Armağan : 1. Hediye, peş­keş, tuhfe, bergüzer. 2. Birinin gördü­ğü işe veya başarısına karşılık olarak verilen şey, mükafat.3. Bir ilim ada­mını tanıtmak veya çalışmalarından ötürü mükafatlandırmak maksadıyla adına çıkarılan ilmi eser. (Köprülü Armağanı) Erkek ve kadın adı ola­rak kullanılır.

Arman: Kutsal rüya

Arman : 1. Hasret, özle­me. 2. Zahmet, sıkıntı. 3. Teessüf. 4. Pişmanlık.

Armina : Emine, korkusuz, yürekli

Arnisa : Çok namuslu kadın

Arraf : l Falcı, kahin. Müneccim. 2. Hekim. 3. Göçebe Arap aşiretlerinin örfe vakıf umumi bilgile­ri.

Arsal : Temiz huylu, namuslu.

Arsebük : 1. Temiz ruhlu ve çabuk. 2. Toy. 3. Namus konusun­da titiz.

Arsel : Akar-sel.

Arsen: Kurtuluş

Arslan: Aslan

Arslan : 1. Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan, esed, şir. 2. Cesur adam, bahadır. 3. Bir çe­şit çiçek. Arslan Argun: Alpaslan’ın oğlu (1097).

Arslangiray : Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (17021767).

Arslanşah : Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral. Cesur ko­mutan. Arslan Şah: Kirman Selçuklu hükümdarı (l 145). ,

Arsoy: Arısoy

Artaç : Taç Utanma duygusunu baş tacı eden

Artan : 1. Yarar, fayda. 2. Üstünlük, meziyet, nitelik.

Artimur : (bkz. Aktemur).

Artuç : Ucu sivri de­mirle donanmış mızrak.

Artuk : Selçuklu Emiri. (XI. yy.). Selçukluların ünlü hakanı Alpaslan’ın emrinde Malazgirt savaşı­na katıldı.

Artun: Ortanca kardeş

Artun : Gururlu, kendine güveni olan, vakur.

Aryan : Operada sanatçının orkestra eşliğinde söylediği uzun şarkı

Arzık : Dindar, sofu.

Arzu Naz : Naz yapan,nazenin.

Arzugül : İstenilen,beğenilen gül.

As : 1. Mersin ağacı. 2. (Fars.) Değirmen.

Asaf : 1. Vezir. 2. Erdem, ileri görüşlülük, yönetimde başarı. Hz. Süleyman’ın ünlü veziri. Süley­man (a.s.)’ın en çok güvendiği kişiydi. Neml suresinde anlatılanlar Asaf üze­rine yorumlandı. Daha sonra padişa­hın vezirlerine Asaf unvanı verildi.

Asal : Başlıca, esaslı, te­mel.

Asalbike : Gerçek hanım, gerçek güzel

Asalet : Soy temizliği, soyluluk.

Asfa : Çok saf, en temiz, halis.

Asgar : En küçük, daha kü­çük Erkek ve kadın adı olarak kul­lanılır.

Ashab : 1. Sahib’in çoğu­lu. 2. Hz. Muhammcd (s.a.s)’i görüp ona tabi olan kişiler. İnsanlık alemi­nin en seçkin simaları ve örnek nesli­dirler. Haklarında varid olan naslarla korunmuşlar, Allah’ın yardımını müşahade etmişler ve büyük peygambe­rin öğretilerini harfiyyen yaşamışlar­dır. Ashabı Kiram: Yüce sahabeler.

Asıf : Pek sert, pek şiddet­li, şiddetle esen.

Asım: Temiz, namuslu, sağlam karakterli

Asım : 1. Yasak, yanına yaklaşılamayan. 2. Günahtan, haram­dan çekinen. 3. İffetli, afif, ismetli, perhizkar. Asım b. Umeyr: (749). İs­lam komutanlarından. Maveraünnehir fethine katıldı ve yiğitliğiyle ün saldı.

Asil : 1. Sağlam. 2. İyice kökleşmiş, yüksek duygularla hareket eden. 3. Kendi kendine hareket eden. 4. Soyu, sopu belli. Necip.

Asime : haramdan günahtan çekinen iffetli namuslu

Asker : 1. Ordu, ordu ör­gülüyle ilgili. Vazife yapan. 2. Ülke savunmasında istihdam edilmek üzere eğitilip donatılan kimse. 3. Rütbesiz asker, er.

Askerî : Orduya mensup. Orduyla alakalı. Askeri (Ebu Ahmed elHasan b. Abdullah el): Zamanının ünlü alimlerdendir (903993). Ebu Davud esSicistani’nin talebesiydi.

Aslan: Etoburlardan, yırtıcı ve güçlü orman hayvanı

Aslan : Türklerin, güçlü insan tanımlarında genellikle seçtikleri ormanlar kralı

Aslısu : Geçmişi su gibi berrak ve temiz

Asri : Zamana uygun, çağdaş.

Asuman : Gök, sema, fe­lek. Asuman ile Zeycan hikayesinin erkek kahramanı. Doğu Anadolu’da yaygın olarak anlatılır. Erkek ve ka­dın adı olarak kullanılır.

Asutay : Hırçın tay.

Aşık : 1. Bir başkasını aşk­la seven. 2. Dalgın, unutkan. 3. Ta­savvufta Allah’a muhabbet duyan kişi. Aşık Çelebi (15201572) Osmanlı şa­ir ve yazarlardan.

Aşir : 1. Ondabir, onuncu. 2. Samimi dost ve arkadaş. 3. Koca. 4. Aşar toplayan. 5. Kur’anı Kerim’den 10 ayetlik bir bölümü okuma. Aşir Efendi (Mustafa). Osmanlı Şey­hülislamı (17281804).’Bursa, Mekke ve İstanbul kadılıklarında bulundu. 17581800′de Şeyhülislamlık görevi­ni ifa etli.

Aşkın : 1. Geçkin, aşmış olan. 2. Ölçüyü kaçıran, coşkun. 3. Fazla. 4. Sonra. 5. Benzerlerinden da­ha üstün Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Aşkın Can : Aşkın :1. Geçkin, aşmış olan. 2. Ölçüyü kaçıran, coşkun. 3. Fazla. 4. Sonra. 5. Benzerlerinden da­ha üstün Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Aşkıner : (bkz. Aşkın).

Ata: Dede ve büyükbabalardan her biri

Ata : 1. Baba. 2. Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 3. Vermiş, veriş. Bağışlama, ihsan. 4. Yesevi ta­rikatında mürşid. Ata b. Ebi Rabah: Fıkıh alimi (Mekke 733). Ebu Meysere b. Ebu Hüseyin elFikri’nin azatlı kölesiydi. Birçok hadis rivayet etmiştir.

Atabek: Selçuklularda şehzadelerin eğitimcisi

Atabek : 1. Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. 2. Lala. Devlet idare­sinde yetki taşıyan naip.

Ataberk : Ata :1. Baba. 2. Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 3. Vermiş, veriş. Bağışlama, ihsan. 4. Yesevi ta­rikatında mürşid. Ata b. Ebi Rabah: Fıkıh alimi (Mekke 733). Ebu Meysere b. Ebu Hüseyin elFikri’nin azatlı kölesiydi. Birçok hadis rivayet etmiştir – Berk :1. Sağlam, kuvvetli. 2. Katı, sert. Şiddetli. 3. Hızlı. 4. Orman. 3. Arı, şimşek, yaprak

Atabey : Devlet yönetiminde bir san. Lala.

Atacan : (bkz. Ata).

Ataç : Atalardan gelen, atalarla ilgili olan.

Ataergin : (bkz. Ata).

Atahan: Büyük yönetici, ata durumundaki han

Atahan : (bkz. Ata).

Atak: Atılgan yiğit, yürekli

Atakan: Atalardan gelen kan

Atakan : 1. Düşünmek­sizin her işe sokulan adam. 2. İleri atı­lan.

Atalay: Benim atam

Atalay : (bkz. “Ata”). Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay Mah­mut, Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dünya ve Meksika Olimpiyatları şampiyonu oldu (1968).

Ataman: Ata, ata kişi, başkan bağbuğ

Ataman : (bkz. “Ata”). 1. Ata kişi, başkan, önder. 2. Don ka­zaklarının önderlerine verilen ad.

Ataner : (bkz. Ata).

Atasagun: Hekimlerin babası, atası

Atasagun : Eski Türkler­de hekimlere verilen isim.

Atasan : (bkz. Ata).

Atasay: Atayı say, ataya saygı göster

Atasev: Atayı, ataları, babayı sev

Ataseven: Atasını, babasını seven

Ataseven : (bkz. Ata).

Atasoy : (bkz. Ata).

Atatuğ : (bkz. Ata).

Ataullah : Birleşik isim Allah’ın bağışladığı, hediye et­tiği, ihsanı, lütfü. Ataullah Efendi. (Arapzade). Osmanlı Şeyhülislamı (17191785) Şam, Mekke, İstanbul kadılıklarında bulundu.

Atay : Bilinen, tanınmış.

Ateş : Yanıcı maddelerin yanmasıyla ısı ve ışığın ortaya çıkması

Atıf: Birine şefkatle eğilen, sevgi duyan

Atıf : 1. Çevirme, meylet­tirme, imale. 2. Yükletme, birinin işi veya sözü olduğunu iddia etme, hami, isnad. 3. Yüzünü çeviren, meyleden, mail, müteveccih. 4.Merhamet sahibi, şefkatli, acıyan. 5. Beğenen. Atıf Efendi (Mehmet Kuyucaklı. (İst. 1847). Osmanlı matematik bilgini. Şam ve İstanbul kadılıklarında bulun­du.

Atıl: İleri doğru koş, saldır fırla

Atıl : Girişken ol, ilerle­mek için çaba göster.

Atılay: Ay gibi güzel ve atılgan

Atılay : 1. Ünlü, namlı, şöhretli. 2. Atilla’dan sonra tahta geçen ünlü hükümdar.

Atılgan : 1. Karşısına çıkabilecek engellerden ve tehlikeler­den korkmadan her zaman ileriye atı­lan. 2. Karşı çıkan, çekinmesi olma­yan, cüretkar. 3. Hevesli.

Atınç : Atılgan / Atak

Atik : 1. Sırtın üst kısmı. 2. Berrak, saf, karışmamış, kıymetli. 3. Eski, kadim, kühen, dirin. 4. Azatlı, hür. 5. Güzel genç kız. 6. Çok hare­ketli, çevik, hızlı hareket eden. 7. Asil. 8. Hz. Ebubekir’in lakabı. Pey­gamber (s.a.s)’in “Sen ateşten kurtul­muş kimsesin” müjdesine kavuşmuş olmasından ötürü bu lakapla anıldığı söylenir.

Atilla: Hunların Tanrının kırbacı denilen büyük hükümdarı

Atilla : 1. Büyük, ünlü. 2. Babacık. 3. Savaşçı, fatih. 4. Hun Türklerinin büyük imparatoru (400453).

Atkın : Atılmış. Kumaş dokumada kullanılan tabir.

Atlan : Ata bin.

Atlas : 1. Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. 2. Düz, havasız, tüysüz. 3. Büyük harita. 4. Atlas ok­yanusu. 5. Kuzey Afrika’da Fas, Ce­zayir’i geçerek Tunus Körfezi’ne ka­dar uzanan sıradağlara verilen ad.

Atlıhan : Ata binmiş süvari Birleşik isim. Atlıhan: Alın­ca Hanın oğlu. Tatar’ın kutsal göbek soyundan sekizinci kuşak.

Attab : Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu. Attab b. Esid. Sahabeden. Mekke valili­ği yapmıştır. Rasulullah tarafından atanmıştır.

Attar : 1. Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse. 2. İlaç maddeleri vb. şeyler satan adam. 3. Mahalle aralarında bazı baharatlar ile iğne, iplik vb. satan dükkan sahibi. Attar: Meşhur İranlı şair.

Atuf : Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah’a karşı sevgi du­yan.

Avcı : l. Avlanan, av spo­ru yapan kişi. 2. Bir şeyi elde etmeye uğraşan. 3. Osmanlı sarayında şikariler diye adlandınlan askeri grup.

Avfi : Arap düşünür (Bas­ra ? ) İhvanu’sSafa denilen İslam felsefe akımının kurucularından biri.

Avni: Yardım etmek, yardımda bulunmak

Avni : 1. Yardımla ilgili, yardıma ait. 2. Fatih Sultan Mehmed’in şiirde kullandığı mahlas.

Avnullah : Allah’ın yar­dımı Birleşik isim.

Avvad : Ud çalan, udçu. Avvad (Tevfik Yusuf): Lübnanlı yazar, gazeteci. Diplomat.

Ay : 1. Yılın on iki bölü­münden biri. 2. Dört hafta, 2930, 31 günden oluşan zaman dilimi. 3. Kut­sal kitapta adı geçen kent. Kudüs’ün kuzeyi. 4. Dünyanın uydusu. Ay: Mı­sır kralı. Amarnada memurdu. Genç kral Tutank Hamon’un danışmanı oldu. Daha sonra o ölünce dul karısıyla evlenip tahta çıktı (İ.Ö. 1320)

Ayaba : Muhammed Tapar’ın oğlu. Büyük Selçuklu Sultanı Sancar’ı Oğuzların elinden tutsaklık­tan kurtarıp tahtına oturttu. Selçuklu­ları istila etmek isteyen Harizm Şah­lan uzun süre engelledi.

Ayalp : Ay kadar parlak ve güzel, yiğit.

Ayana : Saygı.

Ayanoğlu : Ayan: Açık, belirli. Ayan’ın oğlu.

Ayas : 1. Dolunay, mehtap. 2. İskenderun Körfczi’nin batı kıyısında Ceyhan nehrinin ağzının vücuda ge­tirdiği Yumurtalık limanı veya Ayaş koyunun kuzeydoğu kenarında, Ada­na ilinin Yumurtalık ilçesinin idare merkezidir. Ayaş Paşa: Osmanlı sad­razamlarından birinin adı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ayaydın: Çok aydınlık, Ay gibi aydınlık

Ayaydın : Ay ışığı, ay­dınlığı.

Ayaz : Soğuk ve Durgun hava. Dondurucu soğuk. Ayaz: Selçuklu emin (Öl. 1105).

Aybar: İnsanda saygı uyandıran görünüş, görkem

Aybar : 1. Gösterişli, hey­betli, görkemli. 2. Korku veren.

Aybars: Ay gibi güzel, pars gibi yırtıcı

Aybars : Ay ve Pars kelimelerinden, Ay gibi güzel, pars gibi yırtıcı

Aybarsın : Ay gibi parlak, pars gibi çevik ve güçlü. Hun Hükümdarı Atilla’nın amcası.

Aybeg : Ay gibi temiz ve aydın yönetici, ileri gelen, bey. Abeg Kutbeddin (Öl. 1210): Delhi Memlükler Devleti’nin kurucusu. İslam’ın Ortaasya’da yayılmasında bü­yük başarılar gösteren, Gazne sultanı Muiziddin’le birlikte savaşıp onun ölümüyle Delhi sultanlığına gelen ün­lü komutan.

Aybek : Put, sanem İsim olarak kullanılmaz.

Ayber : Ay meyvası Er­kek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ayberk: Ay kadar güzel olan

Ayberk : 1. Sağlam ay, sağlam kişilik. 2. Şimşek, ay’ın şim­şek gibi parlaklığı. 3. Yaprak, ay yap­rağı.

Aybige : Büyük ay, dolu­nay Erkek ve kadın adı olarak kul­lanılır.

Aycihan : Cihanı aydınla­tan ışık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ayçetin : Zor, güç ay.

Aydan: Aya benzer, ay gibi aydınlatan

Aydemir: Ay biçiminde bir balta

Aydemir : Marangozla­rın kullandığı kavisli bir keser çeşidi.

Aydeniz: Ay ile deniz

Ayderusi : Güney Ara­bistan’ın eski ve tanınmış bir derviş ailesinden olup (17221778) yılları arasında yaşamış, Hindistan, Mısır, Taif, Suriye ve İstanbul’a ziyaretler yapmıştır.

Aydın: Beyni çağdaş düşüncelerle aydınlanmış

Aydın : 1. Aylı gece, mukmin. 2. Aydınlık, ışıklı, parlak, ruşen, ziyadar, münevver. 3. Açık, belli, or­tada, vazıh, aşikar, bahir. 4. Kutlu, uğurlu, mübarek, mesut. 5. Okumuş, kültürlü ileri fikirli, münevver. Kılıçarslanın hanımının ismidir. Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.

Aydınalp: Aydınlık ve yiğit

Aydınalp : Münevver, bilgili, yiğit, kahraman kişi. Konya Selçuklulan’ndan ünlü bir komutan.

Aydınay: Her yeri aydınlatan Ay

Aydıner: Aydınlık yüzlü kimse

Aydıner : (bkz. Aydın).

Aydıntan : Şafak vak­ti.

Aydıntuğ : (bkz. Ay­dın).

Aydinç: Ay gibi güzel ve dinç

Aydinç : Cesur, aydın.

Aydoğan: Ay gibi doğmuş olan

Aydoğan : Ay Gibi Doğan, Ay Güzelliğinde; Doğanay, Ay + Doğan

Aydoğmuş: Ay gibi doğmuş, ay kadar güzel olan

Aydolun : Dolunay, mehtap.

Ayetullah : 1. Allah’ın ayetleri. 2. Özellikle Şii mollalarının kullandığı isimlerdendir. Allah’ın göndrermiş olduğu yasalar ve emirler. 3. Mucizeler, hikmetler. 4. İz, nişan.

Aygut : Karşılık, müka­fat.

Aygutalp : (bkz. Aygut). Aygutalp: (XIV. yy.) Türk ko­mutan. Osman Gazi’nin silah arkada­şı. İlk Türk denizcisi İmralı fatihi Ka­ra Ali’nin babası. Yıldırım Bayezid’le birlikte Timur’a esir düşen Timurtaş Paşa’nın dedesi.

Aygün: Ay gibi parlak ve ışıklı güzel gün

Ayhan: Oğuz inanışına göre gök tanrılarından biri; Oğuz Han’ın oğlu

Ayhan : Ay sahibi, ay hakimi. Oğuz Kağan Destanı’na göre, Oğuz’un altı oğlundan biri. Efsanede bahsedilen, Oğuz’un ışıktan doğan ka­rısından olan 3 oğlundan biri. Ay­han’ın 4 oğlu 24 Oğuz boyunun 4′ünü oluşturur. Bunlar Bozoklu soyudur.

Ayhan Polat : Ayhan :Ay sahibi, ay hakimi. Oğuz Kağan Destanı’na göre, Oğuz’un altı oğlundan biri. Efsanede bahsedilen, Oğuz’un ışıktan doğan karısından olan 3 oğlundan biri. Ayhan’ın 4 oğlu 24 Oğuz boyunun 4′ünü oluşturur. Bunlar Bozoklu soyudur – Polat :Çelik. Güç, kuvvet

Aykaç : 1. Söyleyen, ko­nuşan. 2. Akıl veren. 3. Ozan, şair.

Aykan: Kanı ay gibi parlak ve temiz

Aykan : Soylu, asil, te­miz kişi.

Aykın : parlak ve keskin kılıç…

Aykut : 1. Kutlu, uğurlu ay. 2. Karşılık, mükafat.

Aykutalp : Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren ba­hadır.

Ayman: Ay gibi güzel kimse

Ayman : Ay gibi güzel, ışıklı kimse.

Aymete : (bkz. Mete).

Aymutlu : (bkz Mut­lu).

Ayndilge : Pınar, su, kaynak AntakyaHalep arasında, Suriye sınırına çok yakın bir yerde bulunan kaynak su. Tarihte bu kaynak dolayısıyla önemli yerleşim bölgesi olmuştur Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ayni : 1. Ayn’a ait. 2. Pınar, kaynak, göz. 3. Karşılığı mal olarak ödenmiş. elAyni, (13601451) yıllan arasında yaşamış İslâm âlimi.

Aynşems : 1. Güneş kaynağı. 2. Mısır’da bir kasaba. 3. Bir cins de­ğerli taş Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Aynüddevle : 1. Dev­letin gözü. 2. Devletin kaynağı. Aynüddevle (Öl. 1152). Danişmendli hükümdar. Melikşah’ın oğlu.

Aypar: Görkem, saygı uyandıran görünüş

Aypars: Ay gibi güzel ve pars gibi yırtıcı

Ayperen : Yiğit, bahadır

Ayral: Başkalarından değişik olan, ayrı olan

Ayral : Benzerlerinden farklı olan, kendine özgü, değişikErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Aysal: Ay’la ilgili, Ay özelliği taşıyan

Aysal : Ay gibi, ay’a ben­zeyen Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Aysan: Ay gibi güzel ad

Aysan : Ay gibi, ay yüzlüErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Aysev : Ay gibi sevgiliErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Aysoy: Ay gibi güzel soy

Aysungur : (bkz. Sun­gur).

Ayşan : Ay gibi şanlı, gör­kemli, parlak Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Aytaç: Ay gibi taçlı

Aytaç : Başa takılan ay şeklinde taç.

Aytan: Ay gibi güzel, tan gibi aydınlık

Aytar: Olanları bildiren, haber veren

Aytek: Gökteki Ay gibi biricik, eşsiz

Aytek : Ay gibi (Eski Türkçede tek/teg olarak kullanılmış­tır).

Aytekin: Ay gibi parlak ve biricik

Aytekin : Ay şehzade­si, ay prensi.

Aytemur: Ay gibi güzel ve demir gibi sağlam

Aytigin : (bkz. Tigin).

Aytolun: Ay’ın on dördü, Ay’ın dolunay durumu

Aytolun : 1. Dolunay. 2. Ay’ın ondördü gibi güzel.

Aytuğ : 1. Mızrağın ucu­na yapılmış ayın üstüne yapılan tüy. 2. Tuğ, tüy, fars gibi.

Aytun: Ay ve gece, Ay’lı gece

Aytuna: Ay gibi güzel ve Tuna Irmağı gibi görkemli

Aytuna : Erkek ve kadın adı olarak kullanılır, (bkz. Tuna).

Aytunca : (bkz. Tunca).

Aytunç: Ay gibi güzel ve tunç gibi sağlam

Aytunç : Ay gibi güzel,tunç kadar sağlam

Aytün : Ay ve gece.

Aytürk: Ay gibi güzel ve Türk gibi güçlü

Ayvaz : 1. Arapça ivaz ke­limesinin bozulmuş şekli. 2. Eskiden kibar konaklarda yemek servisi yapan ve sokak işlerinde kullanılan Vanlı Ermenilere verilen ad. Ermeni uşak. 3. Karagöz perdesinin belli başlı tip­lerinden biri. 4. Köroğlu destanında bir kahraman.

Ayyüce : Ay gibi aydınlık nurlu ve yüce olan er

Ayyüce : Ay gibi aydınlık nurlu ve yüce olan er

Ayzer : 1. Altın renginde ay. 2. Ay’ın altın rengini aldığı an Er­kek ve kadın adı olarak kullanılır.

Azad : l. Hür, serbest. 2. Kimseye bağımlı olmayan. 3. Kurtul­muş. 4. Müberra. 5. Zarif, nazikTürk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

Azam : En büyük, daha büyük, ulu. İmamı Azam Ebu Hanife: Hanefi mezhebinin kurucusu. Bü­yük alim ve müctehid.

Azameddin : Dinin ulu­luğu, emaneti Türk dil kuralı açısın­dan “d/t” olarak kullanılır.

Azamet : Büyüklük, ulu­luk.

Azat : Özgür, Hür, Serbest; Bağımsız, Kimseye Bağımlı Olmayan; Kurtulmuş, Aklanmış, Müberra; Ayıpsız, Kusursuz, Günahsız; Zarif, Nazik, Kibar

Azem : dost, arkadaş, yaren olan…

Azer: Ateş

Azer : Ateş. İbra­him (a.s.)’in babası olduğu söylenir.

Azer : Azerbaycan kelimesinin kökü olan Azer’den..

Azim: Bir şeyler yapmak için kararlı kişi, azmeden, azimli

Azim : 1. Büyük, ulu, ce­sim, iri, muhteşem. 2. Kuvvetli, şid­detli, derecesi yüksek. 3. Ehemmiyet­li, mühim, müthiş.

Aziz: Onur sahibi yüce, saygıdeğer

Aziz : 1. Muhterem, sayın. 2. Sevgili. 3. Veli, evliya, ermiş. 4. Az bulunur. 5. Allah’ın izzetli kıldığı, mü’min Aziz (İmadettin Abulfeth Osman elAziz): Selahaddin Eyyubi’nin II. oğlu. Kardeşi elEfdal, Melik iken kendisi Şam’ı terkederek Mısır Eyyubileri hükümdarlığını ilan etti. Fakat daha sonra kardeşiyle barıştı.

Azizcan : Aziz :1. Muhterem, sayın. 2. Sevgili. 3. Veli, evliya, ermiş. 4. Az bulunur. 5. Allah’ın izzetli kıldığı, mü’min. – Aziz (İmadettin Abulfeth Osman el-Aziz): Selahaddin Eyyubi-’nin II. oğlu. Kardeşi el-Efdal, Melik iken kendisi Şam’ı terkederek Mısır Eyyubileri hükümdarlığını ilan etti. Fakat daha sonra kardeşiyle barıştı. Kur’an-ı Kerim’de Âl-i İmran ve Yusuf surelerinde geçmektedir – Can :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili

Azizi : Aziz’e ait XVI. yy.’da yaşamış Türk şairi. “Yedikuleli Azizi’ lakabıyla tanınır. Asıl adı Mus­tafa’dır.

Azmi: Kemikli, kemikle ilgili

Azmi : 1. Kasıt, niyetlilik ka­rar. 2. Kemikli. 3. Güçlü, kuvvetli. Azmi Pir Mehmet (1583): Şehzade Mehmed’in ve III. Mehmed’in hocalı­ğını yapmıştır.

Azmun : Deneme, sına­ma, tecrübe.

Azraf : 1. Zarif. 2. Pek in­ce, pek nazik. 3. Çok zeki.

Azrak: Çok az bulunur, değerli

Azref : 1. Çok zarif, en zarif. 2. Çok zeki Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Azzam : En büyük, en ulu. Abdullah Azzam: Afganistan İslâmî hareketinin siyasi liderlerinden. Bir suikast sonucu şehit olmuştur.

Nis 292013
 

Baba : 1. Kendi dölünden çocuğu olan erkek. 2. Birinci dereceden erkek akraba. 3. Koruyucu, velinimet. 4. Saygı ifadesi olarak yaşlılara verilen unvan. 5. Ecdad, Ata. 6. Tekke büyüğü. 7. Zencilerde görülen saraya benzer bir hastalık Baba Oruç. Oruç Reis. Türk denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa’nın lakabı.

Babür: Büyük Moğol devletini kuran hükümdarın adı

Babür : 1. Böbürlenme. 2. Hükümdar Babürşah. Zahirettin Muhammed (14831530). Hindistan’daki TürkHint İmparatorluğu’nu kuran kişi.

Badi : 1. Rüzgara veya havaya ait. 2. Geçici. Badi Ahmed (18391908). Türk yazar ve şair.

Bağatur : Cesur yiğit.

Bağdaş : Yakın arkadaş, dost.

Bağış : 1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Sıçrayış, atlama Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bağışcan : (bkz. Bağış).

Bağışhan : (bkz. Bağış).

Bağlam : 1. Cinsleri ayrı ya da birbirlerine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, deste. 2. Bir koşuttaki dörtlüklerin herbiri. 3. Herhangi bir olayda, olaylar durumlar ilişkiler örgüsü ya da bağlantısı. 4. Dilbilgisinde, önce veya sonra gelen kelimeyi etkileyen belirleyen birim ya da birimler bütünüErkek veya kadın adı olarak kullanılır.

Baha: Değerli, kıymeti çok

Baha : 1. Güzellik, zariflik. 2. Parıltı. 3. Alışma, dadanma Bahailik mezhebinin kurucusu.

Bahaddin : Dinin güzelligi. Dinin değerlisi Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

Bahadır: Yiğit, kahraman, atak

Bahadır : Cesur, yiğit, bağatur. Timur soyundan Hindistan’da hükümdarlık yapmış Türk lider.

Bahadırhan : (bkz. Bahadır).

Bahaeddin : (bkz. Bahaddin). Bahaeddin Ahmed Efendi (Bursa 17411794): Osmanlı dönemi tarihçilerinden. Müderrislik ve kadılık yaptı.

Bahamra : Irak’ta bir yer. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bahattin : Dinin güzelliği.

Bahaullah : Allah katında değer ve kıymet sahibi.

Bahir : 1. Deniz, derya. 2. Yalancı, ahmak, alık. 3. Ekin sulayıcı, sulayan. 4. Belli, besbelli, açık, apaçık. 5. Işıklı, parlak, güzel. Bahir (Abdurrahman) İst. 16881746). Osmanlı dönemi kadılarından. Şair, bestekar.

Bahit : Bahtı açık şanslı.

Bahra : Timur devletinin güney sınırını koruyan eski bir sınır kalesi.

Bahri: Denizle ilgili, denizci

Bahri : 1. Denize ait denize mensup, denizle ilgili. 2. Denizci, levent. 3. Tüyünden kürk olan, patkada denilen, gagası kaşığa benzer bir çeşit deniz ördeği.

Bahtever : Şah Avrangzeb’in gözde kadınlarından biri.

Bahtı : 1. Bahtla, kaderle ilgili. 2. Kimi Divan şairlerinin ortak mahlası.

Bahtiyar: Mutlu, talihli, hayatından memnun olan

Bahtiyar : . 1. Bahtlı, talihli. 2. Mesud, mutlu. Bahtiyar (Ebu Mansur) (942978). Büveyhilerin hükümdarlarından biri. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bakanay : . – Gökyüzünde duran ay, açık seçik Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bakır : l. İnceleyen, tetkik edip açıklayan. 2. Arslan. 3. Hz. Hüseyin’in Zeyne’lAbidin’den torununun adı.

Baki: Süreklilik sahibi, sonsuza kadar kalan

Baki : 1. Allah’ın isimlerindendir. Genellikle “abd” takısı alarak kullanılır, (bkz. Abdülbaki). Kalıcı, sürekli, devamlı. Varlığının sonu olmayan. Ölümsüz. 2. Artan, kalan, geriye kalan. 3. Korunmuş. Baki: Ünlü Türk şairlerinden olup asıl adı Abdül­baki Mahmud’dur.

Bakyazı : Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bala: Yavru çocuk

Bala : 1. Çocuk yavru. 2. Yüksek, yüce, yukarı, (bkz. Ali). 3. Azat. 4. Yedek atı.

Balaban: İri cins bir tür Doğan

Balaban : 1. Çocuk bekçisi. 2. Gürbüz canlı, cüsseli, insan veya hayvan. Balaban: Gıyasu’dDin Uluğ Hanın IV. yy. başlarında Aybek tarafından İltutmuş’dan sonraki en büyük hükümdar.

Balaman : (bkz. Balaban).

Balamir: MÖ 475 yıllarında Tuna kıyılarına dek dayanan bir Türk hükümdarı

Balamir : Eski bir Türk kağanı. (IV. yy.) Alanları ve Ostrogotları yenerek batıya sürdü.

Balatekin : (bkz. Balaban).

Balcan : (bkz. Baldan).

Baldemir : Güçlü, kuvvetli, şirin.

Baler : Tatlı dilli, cana yakın kimse.

Balım : . 1. Kardeş. 2. Çok sevgili, samimi arkadaş Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bali : Eski, koca, köhne.

Balibey : Osmanlı beylerinden. Bosna beyi olarak Kanuni’nin Belgrad Seferine katıldı. Mohaç savaşında (1526) düşmanı iki yandan çevirerek zaferin kazanılmasında büyük payı oldu.

Balisoy : Eski, köklü soydan gelen.

Balk : Şimşek.

Balkan: Sarp ve ormanlık sıradağlar

Balkan : 1. Sarp ve ormanlık sıradağları. 2. Avrupa’nın güneydoğu bölgesine verilen isim. Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk ve Romanya’yı içerir.

Balkar: Kafkasya’da yaşayan kıpkaç’ların bir kolu

Balkar : 1. Kuzey Kafkasya’da yaşayan bir Türk boyu. Kıpçaklann bir kolu. 2. Bu boya mensup kişi.

Balkı : . 1. Parıltı, ışık. 2. Güzel parlak, süslü. 3. Şimşek Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Balkır : Parıltı, ışık, şimşek. Balkır Rıza: (Öl. 1945). Türk Karagöz oyunu ustası.

Balkoç : (bkz. Balkı).

Balsan : (bkz. Balım).

Baltaş: Taş gibi sağlam, sert

Bangu : 1. Haykırış, bağırış. 2. Gökgürültüsü, yankı.

Barak : Oğuzların Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Kilis ve Nizip çevresinde yaşarlar Barak Han: Çağatay hükümdarı (12661271).

Baran: Direnci kıran, ulu, yüksek

Baranalp: Güçlü yiğit

Baransel: Güce, kuvvete ait

Baransel : (bkz. Baran).

Baray : Ezeli, öncesi olmayan, öncesiz.

Barbaros : Kırmızı sakal. BabaOruç. Türk denizci kaptanı derya. Oruç Gazi’nin İtalyanlarca meşhur olan ismi. Kanuni döneminde yaşayan ünlü denizci. Barbaros Hayrettin olarak bilinmekte.

Barık : 1. Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2. Yeşillik, çayırlık yer.

Barıkhan : (bkz. Barık).

Barım : Varlık, servet, zenginlik.

Barın : 1. Bütün, hep. 2. Güç kuvvet. 3. Göğüs. 4. Moğol devrinde Orta Asya’da büyük beyliklerden biri.

Barış : 1. Savaşsızlık durumu. 2. Savaştan sonra silah bırakma, uzlaşma sulh. 3. Dirlik, düzenlik.

Barışcan : (bkz. Barış).

Barışkan: Barışsever, barış düşkünü

Barik : 1. Parıldayan. 2. Nazik, dakik, ince. Fikri Barik İnce düşünce.

Barkan : . 1. Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay biçimindeki küçük kumsal külle. 2. Hareketli kumul Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Barkın : Yolculuk eden, yolcu gezgin.

Barlas: İyi savaşan, savaşçı yiğit

Barlas : Kahraman, savaşçı.

Bars: Yırtıcı hayvan

Bars : l. Kaplana benzeyen yırtıcı hayvan. 2. Arı oğuluİsim olarak kullanılmaz. Barsbay: (elMelikü’1Eşref (Öl. 1438). Mısır Memluklan sultanı. Çerkez hanedanındandır.

Bartu: En eski Türk hanlarından birinin adı

Bartu : En eski Türk kağanlarından biri.

Bartunç: Güçlü tunç

Basir : 1. Göz. 2. Görme. 3. Allah’ın sıfatlarından, herşeyi gören (“Abd” takısı almadan kullanılmaz).

Basri: Gören, görme ile ilgili, görebilmek

Basri : Basralı, Basra şehrinde oturan. Hasan’ı Basri’ye izafeten kullanılmıştır.

Başak: Ekinlerin, taneleri taşıyan kılçıklı başı

Başak : Sağlam, dayanıklı.

Başar: Yapacağın işte başarıya ulaş

Başar : Başarılı ol, işi sonuçlandır.

Başaran: Yapacağı işte başarıya ulaşan, işi gereken biçimde bitiren

Başarı: Başarılan iş, bir işte ulaşılan isteğe uygun sonuç

Başarman : Yaptığı işi başarıyla sonuçlandıran.

Başat: Hepsinden üstün, benzerlerinden üstün

Başay : Birinci, ilkay Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Başbuğ : Başkumandan, hükümdar Eski Türklerde orduya kumanda eden hükümdar veya komutanlar..

Başeğmez: Güçlü, başeğmeyen, yenilmez

Başeğmez : Buyruk altına girmeyen, kişilikli.

Başer: Başta gelen kimse, başta gelen er

Başer : (bkz. Başar).

Başhan: Hanların başı

Başir : 1. Müjdeci. 2. Güler yüzlü, mesut, mutlu. (bkz. Beşir).

Başkaya : – Kayaların başı, güçlü, kuvvetli.

Başkaynak : İlk kaynak. Ana kaynak.

Başkur : Türk çadırlarının çevresindeki kanatlan örten bölümlerin üst tarafına bağlanan ve 18 cm eni olan kuşak.

Başkurt : Ural dağlan bölgesinde yaşayan ve Türklerin Kıpçak kolundan olan bir boy. Asıl ismi Başkırt’tır. Ural dağlannın güneyinde yerleşiktirler

Başkut : Kutlu, talihli kimse.

Başok : Önde olan yiğit.

Başol : Başta ol, önder ol.

Başöz : Önemli soydan gelen.

Başsoy : (bkz. Başöz).

Baştugay : (bkz. Başok).

Baştuğ : (bkz. Başman).

Batı: Güneş’in battığı yön

Batı : Güneşin battığı yön ve bu yöndeki ülkeler. Erkek ve kadın adı, birleşik isim yapılarak kullanılır.

Batıbek: Batı beyi

Batıboy : Türklerin göç sonucu batıya yerleşen oymakları.

Batıhan: Batının sultanı, hanı

Batıhan : (bkz. Batı).

Batıkan: Batının Hanı ya da Batının Kanı anlamında

Batır : Yiğit, kahraman, bahadır.

Batıray : (bkz. Batır).

Batırhan : (bkz. Batır).

Battal: Kahraman, oldukça iri yapılı

Battal : 1. Cesur, kahraman. 2. Pek büyük. 3. İşe yaramaz, hantal. 4. İşsiz. Battal Gazi: Emevilerin VII. yy. Bizans’a düzenledikleri sefer ve savaşlarda ün salmış komutanı.

Batu: Güçlü, kuvvetli

Batu : Üstün gelen, gücü yeten, galip.

Batuğ : (bkz. Batu).

Batuhan : Altınordu devletinin kurucusu (12041255). Cengiz Han’ın torunu.

Batur: Alp, yiğit, yürekli

Batur : Kahraman, yiğit, cesur, bahadır.

Baturalp: Yürekli yiğit, yiğitler yiğidi

Baturalp : Yiğitler yiğidi.

Baturay: Hem yiğit hem Ay gibi olan

Baturay : (bkz. Batur).

Baturhan : (bkz. Batur).

Baver : Tasdik, inanma. Sağlam, pek doğru.

Bayar: Büyük, ulu, yüce

Bayar : 1. Ulu, yüce saygın, soylu. 2. Ekilmemiş toprak.

Bayazıd : (bkz, Bayezid).

Baybars: Çok zengin ve kaplan gibi yiğit

Baybars : Bahri Memlüklerin sultanı olup Kıpçak ülkesinde doğmuştur. Baybars (elMelikü’lZahir Rüknettin). (1223 Şam 1277). Eyyubi hanedanını ortadan kaldırıp Abbasi halifeliğinin yeniden kurulmasını sağladı.

Baybaş : Zengin, ileri gelen, saygın.

Baybek : (bkz, Baybaş).

Baybora: Hem zengin hem fırtına gibi

Baybora : Fırtına.

Baycan : (bkz. Baybaş).

Bayça : Zengin, varlıklı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Baydak : Bayrak.

Baydan : Şımarık, gururlu, kendini beğenmiş.

Baydar : Kırım yarımadasında Sivastopol şehrinin güneyinde tartada bir Türk köyü. Güzellik ve bereketiyle ünlüdür.

Baydır : Güçlü, kuvvetli.

Baydu : İlhanlı devleti hükümdarı Hulagunun torunu. 11 ay İlhanlı devleti hükümdarı oldu.

Baydur : Güçlü, kuvvetli, cesur.

Bayduralp : (bkz. Baydur).

Bayer : Zengin, varlıklı kimse.

Bayezit : Çeşitli zamanlarda yaşamış Osmanlı şehzadelerinin genel adı. Bayezit l. (Bursa 1360Alaşehir 1403). Yıldırım, Osmanlı padişahı. I. Murat’ın Gülçiçek Hatun’dan olma oğlu.

Baygüç : Zengin ve güçlü kimse.

Bayhan: Zengin han

Bayhan : Zengin ve güçlü

Bayındır : İmar edilmiş, mamur.

Baykal: Yaban atı, Moğolistan’da büyük bir göl

Baykal : Yaban kısrağı Orta Asya Türk ülkelerinde yaşar.

Baykal : Yaban kısrağı. Moğolistandaki büyükgöl

Baykam : Hekim, doktor.

Baykan: Soylu kimse, zengin ve soylu

Baykan : (bkz, Baygüç).

Baykan : Bay soyundan, zengin. Baykan (XIV. yy. Kars). Türk halk şairi. Timur’un 1386′da Kars’ı Karakoyunlular’dan alması üzerine ünlü bir destan yazdı. AnadoluAzerbaycan sahasının en eski aşığıdır.

Baykara: Doğan türünden yırtıcı bir kuş

Baykara : 1. Helak olma, mahvolma. 2. Böbürlene böbürlene, salınarak yürüme. 3. Malı çok olma. Baykara: Timuroğullan şehzadesi. Timur’un torunu Şeyh Ömer’in oğludur.

Baykoca : Varlıklı, saygın.

Baykurt: Malı mülkü çok olan kurt, zengin ve kurt gibi olan

Baykurt : (bkz. Baykoca).

Baykut: Zengin ve uğurlu kimse

Baykut : Kutlu talihli.

Baykutay : (bkz. Baykut).

Bayman : Varlıklı, saygın.

Bayraktar: Bayrak taşıyan

Bayram: Ulusca kutlanılan, kutsal ve önemli günler

Bayram : 1. Neşe ve sevinç günü. Dini bakımdan hususi değeri olan ve milletçe kutlamalar yapılan gün veya günler.

Bayrı : Çok eski zamanlarda var olmuş, eskiden beri var olan.

Bayru : (bkz. Bayrı).

Bayrualp : (bkz. Bayru).

Bayruhan : (bkz. Bayru).

Baysal : Soylu, ünlü kişi.

Baysal : Dirlik düzenlik içinde, sakin,gürültüsüz.

Baysan : Zengin, tanınmış.

Baysu : (bkz. Baysan).

Baysungur : Akkoyunlu hükümdarlarından. Gıyase’dDin Baysungur. Timur’un torunu ve Şahruh Mirzanın oğlu. Büyük bir hattattır ve resim ve sanatın koruyucusu olarak tanınmıştır.

Baytal : 1. Kısrak. 2. Bayır, yokuş.

Baytekin : (bkz. Baytal).

Baytok: Zengin ve gönlü tok

Baytugay : (bkz. Tugay)

Baytüze : (bkz. Tüze).

Baytüzün : (bkz. Tüzün).

Bayülken : (bkz. Ülgen).

Bayülken : Göğün 16.katında oturan barış tanrısı

Bedahşan : Amuderya’nın kaynağı olan Perc’in yukarı mecrasının sol sahilindeki dağlık memleket Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bedayi : Eşi benzeri olmayan güzel, mükemmel, yeni şeyler.

Bedel : . 1. Değer, kıymet. 2. Bir şeyin yerine verilen, yerini tutan şey, karşılık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bedi: Bir eşi daha bulunmayan, benzersiz

Bedi : 1. Bir şeyi örneği olmadığı halde meydana getiren. 2. Yoktan vareden. Allah’ın 99 isminden birisidir. 3. Söz estetiği, halin muktezasına uyan delilleri açık şekilde belirtme ve sözü güzelleştirme yollarına ait bilgiler toplamı. 4. Güzel, güzellik. Bedi b. Mansur. Hanefi fıkıh alimi (Sivas1223). ElBahru’1Muhit adlı bir fıkıh eseri vardır.

Bedid : Meşhur, görünür, açık meydanda. (Hüveyda).

Bedih : Şan ve şerefi büyük olan.

Bedihi : Besbelli, açıkapaçık.

Bedir: Ayın ondördü, dolunay

Bedir : Dolunay, ondört gecelik ay.

Bedirhan : İleri görüşlü, aydın lider.

Bediüzzaman : 1. Zamanın harikası. 2. Asrın mükemmel insanı Daha çok lakab olarak kullanılır Bediüzzaman Said Nursi: Son devrin meşhur müslüman alimlerindendir. Hayatının önemli bir kısmı İslami düşüncelerinden ötürü hapislere girip çıkmakla geçti. Risalei Nur Külliyatı’nı telif etmiştir.

Bedreddin : 1. Din’in nuru, ışığı. 2. Dinin aydınlığı, dinde bilgelik. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

Bedrettin: Ayın ondördü gibi ışık saçan, temiz ve yüce

Bedri: Ay gibi, aya benzeyen

Bedri : 1. İçi altın dolu kese. Bedri Dilşan b. Mehmed b. Oruç b. Gazi b. Şeban: (XV. yy. il yarısı) Türk şairlerinden. Murat II. adına yazdığı Murat namesi ünlüdür. 2. Ayla ilgili, ayın ondördü gibi güzel.

Bedrulcemal : 1. Ay yüzlü. 2. Fatımi devleti vezir ve serdarlarındandır. 2 defa Şam valisi olmuştur. (10131094).

Bedük : Büyük, yüce, gösterişli, önemli.

Beha : Ender, zor bulunan

Behcet : Sevinç, güler yüzlü, şirin.

Behçet: Sevinç, güzellik, güler yüzlülük

Behçet : 1. Sevinç. 2. Güzellik, güleryüzlülük. 3. Şirinlik. Bu kelime Kur’anı Kerim’in Neml suresi 60. ayetinde geçmektedir.

Behiç: Şen güzel, güzel yüzlü

Behiç : Şen, güzel, güleryüzlü adam. Kur’anı Kerim’de adı geçen kelimelerdendir (bkz. Hac, ayet 5).

Behişt : 1. Cennet. 2. Uçmak.

Behlül: Çok gülen, şakacı

Behlül : 1. Çok gülen, çok gülücü. 2. Hayır sahibi, çok iyi adam. 3. Bir İslam sofisi, Behlüli Dana. Harun erReşid’in kardeşinin adı olup, delice hareketleriyle meşhur olmuştur.

Behman : 1. Filan filanca. 2. Fars takviminde 11. ay’a ve her ayın 2. gününe delalet eder.

Behmar : Çok ziyade, fazla Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Behmenyar : İbn Sina mektebine mensup ve Arapça telifleri olan filozof. (XXI. yy.). İbn Sina’nın kitaplarını şerhetmişir.

Behnan : Güleç, güleryüzlü, iyi huylu ve daima gülen adam.

Behram: Merih yıldızı

Behram : 1. Merih yıldızı. 2. Her ayın 20. gönü. 3. Acem pehlivanlarından birinin adı. 4. İran hükümdarlarından birkaçının adı ki en meşhuru yaban eşeği avına pek düşkün olan “Behram Gûr”dür.

Behramşah : 1. (bkz. Behram). 2. Gazne sultanı. 3. Kirman Selçukluları hükümdarı.. 4. Eyyubilerin büyük şairi.

Behti : Bütün ev halkı.

Behzad : Ressam, minyatürcü Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

Behzat: Doğuştan iyi soylu

Behzat : Soyu güzel, doğuştan asil.

Bejan : acısız, sancısız, gönül sızısı çekmeyen

Bekata : İleri gelen, saygın. Soylu, isim yapmış sülaleden.

Bekbars : (bkz. Bekata).

Bekdemir : (bkz. Bekata).

Bekdil : 1. Doğru sözlü, mert. 2. Gönlü zengin. Baygönüllü.

Bekil : Yakışıklı, süslü delikanlı, genç.

Bekir: Sabah erken kalkan

Bekir : 1. Sabahları erken kalkmayı alışkanlık edinen kimse, bakir. 2. Yeni doğmuş. 3. Öncesi, İsmaili zümresine ait büyük bir Arap kabilesi.

Bekriye : 1. Her şeyin evveli, ilk çocuk. 2. Genç ve taze kız. 3. Dişi deve yavrusu.

Beksan : 1. Tanınmış, ünlü, saygın. 2. Bey ünvanı taşıyan.

Bektaş: Saygın, aziz, denk

Bektaş : 1. Akran. 2. Eş, müsavi Bektaşi: Hacı Bektaş Veli tarikatına mensubolan kişi, Horasan’da gelip Anadolu’ya yerleşen Hacı Bektaş Veli tarafından kurulduğu ileri sürülen tarikata mensup ilk zamanlan bilinmeyen bu tarikat, sonradan batıni bir hüviyet kazanmıştır.

Bektöre : Güçlü, değişmez töreleri olan, törelerine bağlı.

Bel’am : 1. Terbiyesiz, aç gözlü, pisboğaz, obur. 2. Hz. Musa hakkında İsrailoğullarını kandırarak yalan söyleyip dünya menfaatından ötürü gerçeğe sırtını dönen, bilge olmasına rağmen küfrü tercih edip Hz. Musa’ya beddua etmesiyle tanınmış olan “Bel’am b. Baura” adında İsrail kabilesinden bir zatın adı. İsim olarak konulmaz.

Belazuri : II. yy. Arap tarihçilerinin en büyüklerinden. (Ahmet b. Yahya) Belazur usaresi içmiş ve şuurunu kaybederek öldüğü için kendisine bu ad verilmiştir.

Belce : İki kaşın arası.

Belek: Armağan

Belek : 1. Hediye, armağan. 2. Selçukluların Dersim, Gere, Harput ve Halep emiri.

Belemir : Peygamber Efendimiz’in(S.A.S) en sevdiği çiçek

Belen : 1. Dağ beli, dağın aşılacak yeri, dağlık yer. 2. Akdeniz bölgesinde İskenderun’da Suriye’nin Kuzeye ulaşan büyük yolun Amanos dağlarım aştığı geçit üzerinde bulunan kasaba Erkek ve kadın adı ola­rak kullanılır.

Belge : Bir gerçeğe tanıklık eden şey.

Belhi : Belh şehrine mensup (Afganistan) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Beliğ : 1. Fasih ve düzgün konuşan. 2. Açık, yeterli, tam.

Benan: Parmaklar, parmak uçları

Bende : . 1. Bağlanmış kimse, tutsak. 2. Kul, köle. 3. Yürekten bağlı. 4. Büyük aşkla seven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bender: Liman

Bender : Deniz veya büyük nehir üzerindeki liman. Ticaret limanı.

Bener: Kendisinin koruyucu olduğuna inanan kişi

Bengi : Sonu olmayan, hep kalacak olan, sonsuz, ebedi.

Bengialp: Yiğitliği ve kahramanlığıyla sonsuza dek anılacak olan kişi

Bengialp : (bkz. Bengi).

Bengin : Sonu olmayan, hep kalacak olan, sonsuz, ebedi

Bengisan : (Bengi).

Bengisoy: Soyu sonsuza dek yaşayacak olan

Bengisoy : (bkz. Bengi).

Bentürk: Türklüğü ile övünen kişi

Bera : 1. Fazilet. 2. Seçkin olma vasfı. 3. Olgunluk. elBera’ b. Azib: Ashabdandır. (Küfe691). Bedir gazası dışında bütün savaşlara katıldı. Rey ve Kazvin’i fethetti. Kufe’de vefat etti.

Beran: Koç başı

Berat: Ayın en ışıltılı, en parlak hali

Berat : . 1. Resmi belge, imtiyaz belgesi. 2. Osmanlıda bir kimseye verilen nişan, rütbe veya toprak imtiyazını gösterir belge Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Berat Emre : Berat :1. Resmi belge, imtiyaz belgesi. 2. Osmanlıda bir kimseye verilen nişan, rütbe veya toprak imtiyazını gösterir belge – Emre :Aşık. Mübtela. Vurgun

Berat ozan : 1. Resmi belge, imtiyaz belgesi. 2. Osmanlıda bir kimseye verilen nişan, rütbe veya toprak imtiyazını gösterir belge.

Berca : Yerinde tam doğru ve münasip Kadın ve erkek adı olarak kullanılabilir.

Berdan : Bırakmak, Özgürlüğe Kaçmak, Özgür Bırakmak

Beren : Güçlü, kuvvetli, akıllı.

Bergin : (bkz. Berkin).

Berhan: Sağlam, güçlü kan

Berhuz : Dağarcık, torba.

Beri : 1. Salim, kurtulmuş. 2. Temiz, Arınmış.

Berid : 1. Haberci. 2. Eskiden müslüman devletlerde posta ve haber alma örgütünün adı.

Berk: Sert, sağlam, katı

Berk : 1. Sağlam, kuvvetli. 2. Katı, sert. Şiddetli. 3. Hızlı. 4. Orman. 3. Arı, şimşek, yaprak.

Berk Yaruk : Selçuklu Sultanı. (Öl. 1104). Melikşah’ın oğlu.

Berka : Kuzey Afrika’da eski bir şehir Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

Berkal: Sağlam, güçlü, sert ol

Berkan: Parıldayış, şakıma

Berkan : 1. Şakıma, parıldama. 2. Kıvırcık tüylü kuzu postu kürkü.

Berkant: Bozulamaz yemin

Berkant : Güçlü, bozulmaz, yemin.

Berkay: Güçlü ve ay gibi

Berkay : (bkz. Berk).

Berkcan : Berk :1. Sağlam, kuvvetli. 2. Katı, sert. Şiddetli. 3. Hızlı. 4. Orman. 3. Arı, şimşek, yaprak – Can :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili

Berke: :1. Kama. 2. Altınordu hükümdarı. Cengiz Han’ın torunu ve Cuci’nin 3. oğludur.

Berke: Zerdali, kayısı

Berke : 1. Kama. 2. Altınordu hükümdarı. Cengiz Han’ın torunu ve Cuci’nin 3. oğludur.

Berke deniz : Berke :1. Kama. 2. Altınordu hükümdarı. Cengiz Han’ın torunu ve Cuci’nin 3. oğludur – Deniz :1. Büyük su kütlesi. 2. Büyük su kütlesindeki dalgalanma

Berkecan : Berke :1. Kama. 2. Altınordu hükümdarı. Cengiz Han’ın torunu ve Cuci’nin 3. oğludur – Can :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili

Berkel : güçlü el.

Berker : Güçlü, sağlam kişilikli.

Berki : Şimşek gibi parlak.

Berkin : Sağlam güçlü kuvvetli.

Berkkan : Güçlü soydan gelen.

Berkman: Kişiliği sağlam olan kimse

Berkman : Güçlü, sağlam, kişilikli.

Berksal: Güçlü, sağlam

Berksan: Adı, sanı sağlam bilinen

Berksan : Güçlü tanınan kimse.

Berksay: Sert kaya

Berksin: Güçlü, sağlam, kuvvetli

Berksoy : (bkz. Berksan).

Berksu : Soğuk ve keskin su.

Berkün : Sağlam, güçlü tanınmış.

Berna : Genç delikanlı, yiğit Kadın ve erkek için kullanılır.

Berra : Doğru sözlü, hayır işleyen kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bertan: Tan yeri gibi güzel ve güçlü kimse

Bertan : 1 – Sabahın en erken meyvesi. Şafak Yemişi. 2 – Avarcada Yüregin gizemli gözü.

Berter : Üstün, yüksek nitelikli, değerli.

Bertuğ : Engel tanımayan, güçlükleri aşan

Berzali : Ebu’lKasım b. Muhammed Arap tarihçilerindendir.

Berzan : Kam, şaman, yol gösteren.

Berzen : Yöre, mahalle, yol Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Besalet : Korkusuzluk, yüreklilik Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Besim : Güleryüzlü, güleç adam.

Bestami : Bir Evliya İsmi

Beşareddin : Dinin müjdesi. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

Beşir : 1. Müjde getiren müjdeci. 2. Güleryüzlü güleç adam. Kur’ani bir kavramdır. İnsanlara Allah’ın emir ve nimetlerini, cennet ve mükafatı haber veren peygamberler ve Kur’an için kullanılmıştır.

Beşir : 1. Müjde getiren müjdeci. 2. Güleryüzlü güleç adam. Kur’ani bir kavramdır. İnsanlara Allah’ın emir ve nimetlerini, cennet ve mükafatı haber veren peygamberler ve Kur’an için kullanılmıştır.

Betik : Yazılı olan şey, yazılmış yapıt.

Betim : . 1. Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açık bir biçimde, söz ya da yazıyla anlatma, tasvir. 2. Herhangi bir şeyin resmi ya da heykeli.

Betülay : (bkz. Betül).

Beyan : . 1. Bildirme, söyleme, açıklama. 2. Belagat ilimlerinden ikincisi. 3. Belli apaçık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Beyati : 1. Gece uyuma, gece iş görme, geceyi işiyle geçirme. 2. Türk müziğinin en eski makamlarından olup, hala kullanılmakta olan bir makamdır.

Beyazıt: Birçok Osmanlı şehzadesinin ortak adı

Beyazıt : Ebu Yezid, Yezid’in babası, kısaltılmıştır Arapça’dan Türkçeleşmiş.

Beybars : (bkz. Baybars).

Beybolat : Çelik gibi güçlü, saygın kimse.

Beycan : (bkz. Beybolat).

Beyhak : Horasan’ın Nişabur eyaletinde bir bölge.

Beyhaki : elBeyhaki: Arap müellifi olup muhaddis ve Şafii fakihlerindendir.

Beykal : (bkz. Beycan).

Beykan : (bkz. Beycan).

Beyrek : 1. Çok nazik, efendi, bey. 2. Hüzünlü.

Beysan : (bkz. Beycan).

Beytöre : Baş adet, adetleri yerine getiren.

Beytullah : Allah’ın Evi, Kabe, Mescid-i Haram; İyi Dindar, Saygın Dindar; Beyt + Allah

Beyzade : 1. Beyoğlu. 2. Soylu kimse Farsça’dan birleşik isim olarak Türkçeleştirilmiştir.

Beyzat: Doğuştan soylu

Beyzavi : Beyzavi (Abdullah b. Ömer). İran’da yaşamış Tefsir ve Kelam alimi. Şafii mezhebindendir. Tefsirin yanında fıkıh usulü, kelam ve irab hakkında eserler vermiştir.

Bican : 1. Cansız, ruhsuz. 2. Canını esirgemeyen, şehit.

Bidil : Hindistan’da yerleşmiş Farsça yazan büyük Türk şairi.

Bike : Benzersiz, eşsiz Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bilad : Şehirler bölge, eyalet, memleket isimlerini ifade için terkiplerde kullanılır.

Bilal: Suyla ıslatan

Bilal : Su gibi ıslatan, ıslatış, ıslaklık. Bilal b. Raba: İslamın ilk müezzini, Habeş asıllı olup İslamı köle olarak ilk kabul edenlerden birisidir.

Bilalefe : Bilal :Su gibi ıslatan, ıslatış, ıslaklık. Bilal b. Raba: İslamın ilk müezzini, Habeş asıllı olup İslamı köle olarak ilk kabul edenlerden birisidir – Efe :1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı

Bilan: Değerli taşlarla süslenmiş kılıç kemeri

Bilan : Süslü ve işlemeli kılıç kemeri.

Bilay : Ay gibi asil ol Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bildar : 1. Bel, belleyen, yer kıran, kürek çeken. 2. İstihkam neferi.

Bilek : Güç, kuvvet.

Bilen : Bilgili, görgülü, anlayışlı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bilge: Çok bilen ve bildiklerini başkalarının yararına sunan

Bilgealp: Bilgili ve cesur kişi

Bilgealp : (bkz. Bilge).

Bilgeer: Bilgili ve sözüne güvenilir kişi

Bilgehan: Çok bilgili devlet başkanı, bilge devlet başkanı

Bilgehan : Göktürk hakanı (683734). Babası Kutluğ İlteriş Han’dır.

Bilgekağan : (bkz. Bilge). Bilge Kağan (683734). Göktürk hakanı. İkinci Göktürk hanedanlığının kurucusu.

Bilgekan : Bilgin soydan gelen.

Bilgen: Bilgiye doymuş kişi

Bilger : Akıllı, bilgili, bilge, bilgin.

Bilgihan: Göktürk imparator’u

Bilgin: Herhangi bir konuda derin bilgisi olan kimse

Bilgin : Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır)Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bilginer: Bilgili kimse

Bilginer : Bilgili yiğit.

Bilkan: Bilgili soydan, kandan gelen

Bilkan : Bilgili.

Bilmen : Bilen, anlayan, bilgili.

Biltay : (bkz. Bilmen).

Binali : Ali’nin oğlu.

Binalp : Yiğitler.

Binkan : Soylu kanlar.

Bintuğ : (bkz. Binkan).

Birant: Tek yemin, tek ant

Birant : 1. Özel, tek yemin. 2. Özelliği olan yemin.

Birat : 1. Asil, soylu, bir aileye mensup. 2. İlk erkek çocuğa verilen isim.

Bircan: Çok değerli, can kadar değerli

Bircan : Tek, eşsiz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Birce: Biricik, birtane

Birdal: Tel kalmış dal

Birdal : Bir tane, tek dal.

Birge: Her beraber anlamında

Birge : 1. Kamçı. 2. Birlikte, beraber.

Birgit : Birleşik, birleşmiş, birlik almış.

Birgivi : Birgivi: Büyük din ve dil alimi (d. 1522) İmam Birgivi lakabıyla şöhret olmuş, vasiyetnamesi ve ilmihali o dönem halkının ihtiyacını karşılamıştır.

Birhan: Biricik hakan, tek hükümdar

Birhan : Tek yönetici.

Birkan: Aynı kandan, aynı soydan olan

Birkan : Soylu.

Birke : . 1. Büyük havuz. 2. Gölcük. 3. Göğüs Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Birma : Çin Hindi’nde bir yer. Birmanya diye de tanınır. Birmanya müslümanları ülkelerinin % 30′una ulaşmışlardır Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Birmen : Tek olan, benzeri olmayan kimse.

Birol: Bir tane olan

Birol : Tek ad, bir ol.

Birsel: Bir sel gibisin, bir selsin

Birsen: Yalnız sen anlamında

Birtan : Bir tane, tek.

Birun : 1. Dışarı. 2. Dış harici. 3. Osmanlı Devleti’nde saray dışında vazifeli memurlar.

Birûnî : Reyhan Muhammed b. Ahmed elBiruni: Büyük İslam bilgini (973Gazne 1048). İbn Sina’dan ders altı. Hindistan’a gitti. Sanskritçe öğrendi. Pozitif ilimlerin hepsiyle ilgilendi ve bu konuda birçok kitap yazdı.

Bistami : (bkz. Bistem) Bayezid Bistami: Ünlü mutasavvıf, hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir.

Bistem : Horasan eyaletinde ElBürz eleklerinde bir şehir. Hüsrev 2. Pervizin dayısı Bistam tarafından kurulduğu için bu ismi almıştır. Elmaslanyla ünlüdür.

Bişar : 1. Esir tutsak. 2. Altın, gümüş kakmalı işlemeler. 3. Saçılan şey, saç. 4. Güçsüz, dermansız.

Bişr : Güler yüzlü kişi, güleç, sevimli. Bişr b. Bera’: Sahabedendir. Babası Bera’ b. Marun Akabe beyatına katılanlardandı. Bişr, iyi bir savaşçı ve okçuydu. Yahudi bir kadının verdiği zehirli eti yiyince zehirlenerek şehid oldu.

Boğaç : Küçük yaşta boğa öldürdüğü için kendisine bu ad verilen, Dede Korkut hikayelerindeki bir kahraman. Dirse Han’ın oğlu.

Boğaçhan : (bkz. Boğaç).

Boğataş : Ünlü Türk beylerinden biri.

Bolgan : Eski Türk adlarından.

Bolhan : (bkz. Bolgan).

Bora: Yağmur getiren fırtınalı sert rüzgar

Bora : Araziden çıkan şiddetli rüzgar.

Boran: Rüzgar şimsek ve gökgürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı

Boran : Rüzgar, şimşek, gökgürültüsü, sağanak yağmurun birlikte olduğu iklim hadisesi. Boran Hatun: Emevi halifesi Me’mun’un zevcesi.

Boranalp : (bkz. Boran).

Boratay : (bkz. Boran).

Boray : kahraman yürekli,cesur, önde gelen örnek insan anlamına geliyor.

Boyla : Eski Türklerde birleşik rütbe unvanı. Suci yazıtında Kırgız kabilesinden Yaplakar Kan Ata’nın ünvanı olarak geçer.

Boyla Bağa : Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk’a verilen unvan olarak geçer.

Boylan : Kibirli, mağrur.

Boyraz : Kuzey rüzgarı.

Boysan : Uzun boylu, yakışıklı delikanlı.

Boysel : Uzun boylu Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bozan : Büyük Selçuklu Emiri. Selçuklu Sultanı Melikşah’a büyük yardımları dokundu. Kazanılan birçok zaferde etkin rol oynadı.

Bozbey : Kır beyi, gri.

Bozbora : Fırtına.

Bozdoğan : Bir şahin türü.

Bozer : Beyaz tenli.

Bozkaya : (bkz. Bozer).

Bozkurt: Türklerin Orta Asya’dan çıkışında yol gösterdiğine inanılan efsanevi kurt

Bozkurt : Göktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.

Bozun : 1. Büyük Selçuklu emirinin adı. 2. Sürülmemiş tarla.

Bozyel : Yağmur getiren lodos rüzgarı.

Bozyiğit : (bkz. Bozer).

Böke : 1. Kahraman, güçlü kimse. 2. Önder, başkan, reis. 3. Kabadayı, cesur efe. 4. Güreşçi, pehlivan.

Börçetin : Eski tarihçilere göre Türkleri Ergenekon’dan kurtaran demircinin adı.

Böritigin : Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir’e hakim oldu. Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).

Budak : 1. Ağacın dal olacak sürgünü. 2. Dal. 3. Dalın göv­de içindeki sert bölümü.

Budun : Halk, kavim, ahali.

Budunalp : (bkz. Budun).

Buğra: Erkek deve

Buğra : 1. Büyük erkek deve, iki hörgüçlü deve. 2. Turna kuşu, turna sürüsünün önünde uçan turna horozu. 3. Harizm hükümdarlarından birinin lakabı.

Buğra Kaan : Buğra :1. Büyük erkek deve, iki hörgüçlü deve. 2. Turna kuşu, turna sürüsünün önünde uçan turna horozu. 3. Harizm hükümdarlarından birinin lakabı – Kaan :1. Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. 2. Hakan, hükümdar

Buğrahan: İlk İslam devletlerini kuran Türk hükümdarlarından bazılarına verilen ad

Buğrahan : 1. X. yy.’ın başlarında Orta Asya’daki yağma boyundan çıkan ve ilk İslam devletinin Türk hükümdarlarının birçoğuna verilen ünvan. 2. İliğ ve Karahanlı sülalesinden birçok hükümdarların unvanıdır Tarık Buğra, Saltuk Buğra.

Buhri : 1. Tütsüye ait. 2. Denize ait.

Buhtan : Yalan, iftira İsim olarak kullanılmaz.

Buka : 1. Ülke, yer. 2. Büyük bina. 3. Ben, benek Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Buka Han: Altınordu devletinin Bayagut boyundan Nogay Yarguçi adlı prensin oğlu.

Bukra : Sabah.

Bulak : Kaynak, pınar, çeşme.

Bulgar : Olgun, bilgili, görgülü, hoşgörülü kimse.

Bulut : Su buharlarının yoğunlaşmasıyla meydana gelen ve gökyüzünde mahiyetine göre farklı yükseklikte bulunan hava kütlesi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Bumin: Baykuş, puhu kuşu

Bumin : Göktürk devletinin kurucusu (Öl. 552). Avarlarla arası açılınca, savaşarak onları çökertti ve merkezi Ötüken olmak üzere Göktürk devletini kurdu (552). Aynı yıl öldü.

Buminhan : (bkz. Bumin).

Burahan : 1. Delil hüccet. 2. Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran delil. 3. İlahi aydınlık.

Burak: :BerkYıldırımdan türetilmiştir Hz. Muhammedin Mirac’daki bineği. Kur’an’da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı denizcilerinden.

Burak: Hz Muhammed’in Miraç’da bindiği atın ismi

Burak : BerkYıldırımdan türetilmiştir Hz. Muhammedin Mirac’daki bineği. Kur’an’da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı denizcilerinden.

Burak Can : Burak :BerkYıldırımdan türetilmiştir Hz. Muhammedin Mirac’daki bineği. Kur’an’da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı denizcilerinden.

Burak Semih : Burak :Berk-Yıldırımdan türetilmiştir. – Hz. Muhammedin Mirac’daki bineği. Kur’an’da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı denizcilerinden – Semih :Eli açık, cömert

Burç : 1. Süryanice Burgus kelimesinin Arapçalaştınlmış hali. 2. Kalenin köşelerine yapılan daha yüksek ve daha kalın çıkıntı kule. 3. Yuvarlak bina. 4. Güneşin ayrıldığı oniki kısımdan herbiri. 5. Tek hisar.

Burçak : Baklagillerden, taneleri yemiş olarak kullanılan bir bitki Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Burçhan : (bkz. Burç).

Burçin: Dişi geyik

Burhan: Bir şeyi ispat etme aracı, kanıt

Burhan : 1. Delil hüccet. 2. Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran delil. 3. İlahi aydınlık.

Burhaneddin : Dinin delili. Burhaneddin Mahmud b. Taceddin elBuhari (Öl. 1149). Hanefi fıkıh alimi. Önemli yapıtı. elMuhit elBuhari’dir Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

Burkan : Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad İsim olarak kullanılmaz.

Burkan : Yanardağ, volkan.

Burkay: Buruk ay

Burkay : Gücenmiş, kırılmış kimse.

Burkhan : Put, heykel, Buda heykeli İsim olarak kullanılması yanlıştır.

Buse: :Öpüşmek, öpmek İslâmî ahlâka aykırı olduğu için isim olarak kullanılmaz.

Buyan : . 1. Mutluluk, uğur, talih. 2. İyi biliş, sevab Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Buyruk : 1. Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı güç. 2. Egemen. 3. Emir. 4. Kendi başına hareket eden.

Buyrukalp : (bkz. Buyruk).

Büke: Pehlivan

Bülent: Yüksek, uzun, erişilmesi zor, yüce

Bülent : Yüce yüksek, ala, ulu.

Bünyamin: Hz Yakup’un oğlu

Bünyamin : Yakub peygamberin en küçük oğlu.

Bürge : Bir yerde duramayan canlı, taşkın kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Nis 282013
 

Cabbar : (bkz. Cebbar).

Cabgu : 1. Efendi, 2. Bey. 3. İleri gelen, saygın kimse.

Cabir : 1. Cebreden, zorlayan. 2. Galip gelen. 3. Aziz ve kuvvetli olan. Allah’ın hükümlerini uygulamada güç kullanan. 4. Kırıkçı, kırık sancı. Cabir b. Abdullah b. el Ensari: Sahabedendir (603697). Birinci Akabe Bey’atından sonra müslüman oldu. Rasulullah’ın bulun savaşlarına katıldı. Sahabenin bilginlerindendi. Kendisinden çok sayıda hadis rivayet edilmiştir.

Cafer : Küçük akarsı. Çay. Cafer b. Muhammed: Lakabı esSadık olup 12 imamın 6.’ncısıdır. Muhammed b. elBakır’ın yerine imamete geçmiştir. Caferi Tayyar: Hz. Alinin kardeşi olup, Mute savaşında bayrak tutarken iki elini de kaybederek şehid olmuştur. Bugün Mute civarında kabri bulunmaktadır.

Cafer Efe : Cafer :Küçük akarsı. Çay. Cafer b. Muhammed: Lakabı es-Sadık olup 12 imamın 6.’ncısıdır. Muhammed b. el-Bakır’ın yerine imamete geçmiştir. Cafer-i Tayyar: Hz. Alinin kardeşi olup, Mute savaşında bayrak tutarken iki elini de kaybederek şehid olmuştur. Bugün Mute civarında kabri bulunmaktadır Efe :1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı.

Cahid : Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan. Bu kelime Kur’anı Kerim’de “cihad et”. “Allah yolunda savaşa çık” anlamında kullanılmıştır Dil kuralında “d/t” olarak kullanılmaktadır.

Cahit : Çalışan çaba gösteren / İnatçı, ayak direyen

Cahiz : 1. Gözü pek, yürekli, cesur kimse. 2. Patlak gözlü. Daha çok lakap olarak kullanılmıştır Cahiz b. Ebu Osman, Basra Mutezile kelamcılarının ileri gelenlerinden. Bir köle olduğu halde ilimde ilerlemiş ve devrinin ünlü simalarından olmuştur.

Caiz : 1. Geçer. 2. Caiz, İslam’ın mumaleta taalluk eden 5 ahkamından biridir. 3. İşlenmesi, yapılması “müsaade alınabilir” anlamında olup, şeran yasaklanmayan her fiili içerir.

Calib : Çekici, celbedici, cazib.

Calp : Güçlü, kuvvetli, gayretli.

Calut : Calut, Ad ve Semud kavimlerinin soyundandır. Hz. İsmail’den evvel bir müddet Beni İsrail’e hükümdar oldu. Onlara zulmetti. Filistin’de yaşayan Berberilerin krallarına Calut adı veriliyordu. Filistinlilere yaptığı zulümden dolayı Hz. Davud tarafından öldürülmüştür. Kur’anı Kerim’da üç yerde ismi geçmektedir (elBakara, 249250251). İsim olarak tercih edilmez.

Cami : 1. Derleyen, toplayan. 2. İçine alan. 3. Cuma namazı kılınan mescid. 4. En az sekiz bablık hadis kitabı Molla Cami: İranın XV. asırda yetişmiş büyük mutasavvıf, mütefekkir, alim ve şairi. Asıl adı Mevlana Nureddin Abdurrahman b. Nizameddin’dir. Birçok manzum ve mensur eserleri vardır.

Can: :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.

Can: :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.

Can: İnsanın kendi varlığı, yaşam

Can : 1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.

Can : :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.

Can : :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.

Can Berk : Güçlü, sağlam

Canal: Can alıcı

Canal : . 1. Gönül al. Kendini sevdir, sevilen biri ol Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Canalp: Can yiğit

Canalp : Özünde yiğitlik, güçlülük olan kimse. Cana yakın yiğit.

Canay : Ay gibi temiz, saf, parlak kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Canaydın : Özü temiz, aydınlık ruhlu kimse.

Canbek : 1. Özü pek. 2. Güçlü kişilikli kimse. Canbek Giray (15681636): Kırım hanı. Devlet Giray’ın torunu. Şakay Mübarek Giray’ın oğlu. Selamet Giray’ın son zamanlarında kalgay (veliaht) oldu. Arkasından han oldu. IV. Murat tarafından Rodos’a sürüldü.

Canberk: Sağlam, canlı, metin

Canberk : Güçlü, sağlam kimse.

Canberk Eftal : Canberk :Güçlü, sağlam kimse – Eftal :En değerli en yüksek.

Canbey : Canım gibi sevgili.

Canbulat : Canbulat enNaşirî. Mısır Memlûk sultanı. Yaşbekin kölesiydi. Yaşbek, Canbulat’ı Sultan Kayıtbay’a sattı. Kayıtbay kendisine önemli görevler verdi. Halep ve Şam valiliğine kadar yükseldi. 1500 yılında sultanlığı ele geçirdi.

Candaner : İçten, samimi, dost kimse.

Candar : 1. Silah taşıyan, can ve dar isimlerinden müteşekkil birleşik isim. 2. Osmanlı’da, hassa askeri, kılıç askeri, idam hükümlerini infaz eden kimse. 3. Jandarma. Muhafız.

Candaş: Can yoldaşı, arkadaş, dost, sevgili

Candaş : Dost, yoldaş

Candeğer: Can değecek denli değeri olan

Candeğer : Uğrunda can verilecek kadar güzel, değerli, sevilen.

Candemir: Canı demir gibi sağlam, demir gibi kimse

Candemir : Özü güçlü, demir gibi sağlam kişilikli.

Candoğan : Cana doğan.

Canel: Dostluk eli

Canel : İçten uzatılan el, dostluk eli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Caner: Yürekten sevilecek kimse

Caner : Delikanlı, genç, dinamik Can ve er kelimelerinden birleşik isim.

Canfeda : Canını veren, özverili kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Canfeda Hatun: III. Murad’ın annesinin en gözde cariyesiydi. Harem kethüdalığına getirildi ve sarayda büyük nüfuz kazandı.

Canfer : 1. Aydın bilgili. 2. Güçlü saygın.

Cangiray : (bkz. Giray).

Cangün : Doğduğu gün çok sevinilen kimse.

Cangür: Yaşam dolu, canlı

Cangür : Canlı, neşeli kimse.

Canib : Ön taraf, cihetTürk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

Cankan : Soyu temiz, asil kimse.

Cankat: Yaşamına can ekle, sevinçle dol

Cankut: Kutlu kimse, uğurlu can

Cankut : 1. Kişinin mutluluğu talihi, şansı, uğuru. 2. Mutlu talihli kimse.

Canol : Canım ol, can gibi içten ol.

Canöz: Canın özü, yaşamın özü

Canpolat: Canı polat gibi sağlam, canlı, çelik gibi kimse

Cansal : (bkz. Can)Can ve sal kelimelerinden birleşik isim.

Cansen: Yaşam sensin, can sensin

Cansen : Sen cansın, sevilensin Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Canser : (bkz. Can) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Cansın: Tatlısın, sevgilisin

Cansoy : Asil, soylu, cana yakın.

Cansu: Yaşam veren su, can suyu

Cansun: Dirilik sun, güç sun canlılık sun

Cansun : (bkz. Cansu)Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Cantekin: Biricik can, can şehzade

Cantekin : Tek can, eşsiz can.

Cantez : Tez canlı, aceleci.

Cantürk : İyi hasletlere sahip Türk.

Canver : Canlı, haşere.

Carullah : Allah’a yakın. Allah dostu. Carullah Zemahşeri: Müfessir, alim.

Cavid : Baki, daimi, ebedi.

Cavit : (bkz. Cavid).

Cazim : 1. Kesin. 2. Kesin kararlı. Cazim Mehmed: Türk şair (1725).

Cebbar : 1. Cebreden, zorlayıcı. 2. Kuvvet, kudret sahibi Allah, Allahın isimlerinden. 3. Becerikli. 4. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yıldız kümesi.

Cebe : 1. Zırh. 2. Osmanlıda silah ihtiyacını karşılayan aracın adı. Cebeci ocağı, Yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla ilga edilmiş, kaldırılmıştır. Cebe Ali Bey: Türk komutan (XV. yy.) İstanbul’un fethine kendi sipahileriyle katıldı. Ele geçirdiği kapı kendi adıyla anıldı. Cibali kapısı.

Cebel : 1. Dağ. 2. Tarıma elverişsiz arazi.

Ceberut : İbranice “kudret” anlamına gelmektedir. Yeni Eflatuncu filozoflar ile işraki felsefesine tabi olan mutasavvıflara verilen ad.

Cebir : 1. Zorlamak. 2. Düzeltme, onarma. 3. Kırık veya çıkık bir kemiği yerleştirip sarmak.

Cebrail : 1. Peygamberlere vahiy getiren dört büyük melekten biri. 2. Cibril, İbranice Allahın kulu. 3. Az çok zorla olgunlaştırmak. Cebrail b. Ömer. Batı Karahanlı hükümdar (10991102).

Cedis : Arabistanın yerli kabilelerinden birinin adı.

Cehdi : Uğraşan, çalışan. Çaba ve gayret gösteren.

Cehid : Çalışma, çabalama, uğraşma Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

Cehm : Cehm b. Safvan: İslam kelamcısı. Mürcie ve Mutezile kelamından kendisine ait inanç kaidelerini belirleyerek özel bir akım geliştirmiştir. Öğrencileri II. yy.’a kadar Cehmiye inancını taşıyarak, Tirmiz’de yaşadılar. Daha sonra Eş’ariye mezhebine girmişlerdir.

Cehven : Kurtuba’da yerleşmiş, birçok alim, fakih, vezir yetiştirmiş meşhur bir Arap ailesi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Celadet : . 1. Gözüpeklik. 2. Yiğitlik. 3. Kahramanlık.

Celal : 1. Büyüklük, ululuk azamet. 2. Hiddet, öfke. 3. Allah’ın “Kahhar, cebbar, mütekebbir” gibi sertlik ve büyüklük ifade eden sıfatları. Kur’an’da Rahman suresi 27, 78. ayetlerde geçmektedir. Zül Celali; Celal sahibi Allah.

Celal Efe : Celal :1. Büyüklük, ululuk azamet. 2. Hiddet, öfke. 3. Allah’ın “Kahhar, cebbar, mütekebbir” gibi sertlik ve büyüklük ifade eden sıfatları. Kur’an’da Rahman suresi 27, 78. ayetlerde geçmektedir. Zül Celali; Celal sahibi Allah.

Celaleddin : 1. Dini savunan. 2. Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılmaktadır.

Celasun : 1. Kahraman, cesur, atak, delikanlı, yiğit. 2. Genç sağlıklı, gürbüz.

Celayir: Moğolların kollarından birinin adı

Celayir : Moğol kavminin bir kolu olup birçok kabileyi bünyesinde toplamıştır. Celayirliler devleti, kendisine İlhanlılar devletini örnek almıştır.

Celil : 1. Büyük, ulu. (bkz. Celal). Allah için sıfat olarak kullanılır. 2. Osmanlı devletinde vezir ve müşir rütbelerinde bulunanlara hitapta bu sıfat kullanılırdı. 3. Güzel sanatlarda bir yazı stili.

Celilay : Ulu, yüce ayErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Celvet : 1. Yerini yurdunu terk etmek. 2. Tasavvufta, kulun, Allanın sıfatlarıyla halvetten çıkışına ve fena fillahda fani oluşuna denilir. Celvetiye; Aziz Mahmud Hüdayi’nin kurduğu tarikatının adı.

Cem: Hükümdar, şah

Cem : 1. Toplama, biraraya getirme, yığma. 2. Hükümdar, şah. 3. Süleyman Peygamberin lakabı. 4. Büyük İskender’in lakabı. Cem Sultan: Fatih Sultan Mehmed’in Çiçek hatundan olma oğlu (14591495).

Cem Başar : Cem :1. Toplama, biraraya getirme, yığma. 2. Hükümdar, şah. 3. Süleyman Peygamberin lakabı. 4. Büyük İskender’in lakabı. Cem Sultan: Fatih Sultan Mehmed’in Çiçek hatundan olma oğlu (1459-1495). – Başar :Başarılı ol, işi sonuçlandır

Cemal : Yüz güzelliği, zahiri ve batıni güzellik. Allah’ın rahmetle tecellisi. Allah’ın lütuf, ihsan, rıza sıfatlarının karşılığı.

Cemalleddin : 1. Dinin cemali, parlak yüzü. Daha çok şeref unvanı olarak kullanılmıştır. elCevad elİsfahani tarafından ilk defa kullanılmıştır.

Cemalullah : Allah’ın lütfü, bağışı.

Cemil : 1. Güzel erkek. 2. İyilikle anma. 3. Eskiden okullarda verilen başan kağıdı.

Cemre : 1. Ateş. 2. Kor halinde ateş. 3. Şubat ayında azar azar artan sıcaklık. 4. Hacıların Mina’da şeytan taşlaması. Küçük taş parçası. Arafat’ta hacıların şeytan taşlamaları.

Cemşasb : 1. Hz. Süleyman. 2. Cemşid’in oğlu.

Cemşid : Cemşasb’ın babası.

Cenab : Yanmanasına gelir. Şeref, onur ve büyüklük terimi olarak kullanılır. Hazret, Cenabı Hakk, Cenabı Halik, Allah Dil kuralı açısından “b/p” olarak kullanılmaktadır.

Cengaver : Savaşçı, silahşor. Savaşı seven, savaşkan, dövüşken.

Cengel : Orman.

Cenger : (bkz. Cengaver).

Cengiz: Büyük Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu Türk hanı

Cengiz : Cengiz Han. Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu, asıl adı Timuçin’dir. Moğolcada Çing sıfatının çoğulu olarak, güçlü, kuvvetli anlamındadır. İslam ülkelerine düzenlediği seferlerle acımasız ve gaddarca müslümanları katletti. İslam medeniyetine büyük ölçüde tahribat verdi.

Cengiz Han : Cengiz :Cengiz Han. Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu, asıl adı Timuçin’dir. Moğolcada Çing sıfatının çoğulu olarak, güçlü, kuvvetli anlamındadır. İslam ülkelerine düzenlediği seferlerle acımasız ve gaddarca müslümanları katletti. İslam medeniyetine büyük ölçüde tahribat verdi

Cenk: Savaş

Cenk : Harp, savaş, kavga İsim olarak kullanılması uygun değildir. Hz. Peygamberin değiştirdiği isimlerden birisi.

Cenker : İyi savaşan, savaşçı.

Cerib : Hububat için kullanılan bir ölçek Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Cerir : İp, halat. Yular anlamında. Sahabeden bu ismi taşıyanlar vardır.

Cerit : 1. Verimsiz çorak yer. 2. Bekar.

Cesim : İri, büyük, kocaman, ulu, mühim.

Cesimi : İri, büyük.

Cesur: Cesaretli, gözüpek, korkusuz

Cesur : Cesaretli, yürekli, yiğit, gözüpek, atılgan.

Cevad : 1. Cömert, eli açık. 2. İhsan eden Dil kurumuna uygun olarak “d/t” ye dönüştürülür.

Cevahir : 1. Cevherler, elmaslar, kıymetli taşlar. 2. Mayalar, özler Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Cevan : Genç, taze, delikanlı Cüvan şeklinde kullanılabilir, (bkz. Civan).

Cevdet : 1. İyilik, güzellik. 2. Olgunluk. 3. Büyüklük. 4. Tazelik. 5. Kusursuzluk. Cevdet Paşa: Osmanlı devlet adamı. Tarihçi ve hukukçu (18221895).

Cevşen : ZIRH, KORUYAN , DUA

Cevval : Koşan, dolaşan, hareket eden, canlı.

Cevza : Güneşin Mayıs ayında girdiği ikizler burcu. Ebced.

Ceydahan : (bkz. Ceyda).

Ceyhan: Çukurova’daki bir ırmak ve adını bu ırmaktan alan bir ilçe

Ceyhan : Güney Anadolu’da Toroslar’dan doğan ve Akdeniz’e dökülen nehir Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ceyhun: Orta Asya’da bir ırmak

Ceyhun : 1. Orta Asya’da AmuDerya’ya Arap ve Farslıların vermiş olduğu ad. 2. Tevrat’a göre cennetin 4 nehrinden biri.

Cezlan : Mutlu Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Cezmi : 1. Cezm ile ilgili. 2. Kati karar ve niyete ait. 3. Kesmek.

Cezri : Kökle ilgili, kökten.

Cezzar : Deve kasabıDaha çok lakab olarak kullanılır. Cezzar Ahmet Pasa (?Akka 1804). Osmanlı vezirlerindendir.

Cihad : 1. Din uğrunda düşmanla savaşma. 2. İslam uğrunda çalışma. Cihad müslümanlara farz kılınmıştır. Mallarıyla, canlarıyla savaşan mü’minler övüldüğü gibi, bu mücadele uğruna canını veren kişi şchidlik makamıyla yüceltilip taltif edilmişlerdir. Kur’an’da defalarca tekrarlanan bir emirdir Dil kuralına uygun olarak “d/t” olarak kullanılmaktadır.

Cihan: Dünya

Cihan : 1. Dünya, alem, kainat, yeryüzü, yerküresi. 2. Dünyada yaşayan insanların tümü. Cihan Ara Begüm: HintTürk hükümdarı Şahcihan ile adına Taç Mahal’in yapıldığı Mümtaz Mahal’in kızı. Dindarlığı ve ihlaslı oluşu sebebiyle “Zamanın Fatıması” olarak anıldı Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

Cihandar Şah : Delhi, TürkHind İmparatorları’nın 13.’sû olup Şah Alem Bahadır’ın büyük oğludur.

Cihandide : Dünyayı gezip görmüş Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Cihanefruz : Dünyayı parlatan, aydınlatan.

Cihaner : Dünyaya bedel kişi, yiğit.

Cihangir : Dünyaya egemen olan, dünyayı zabteden kimse. Fatih. Osmanlı şehzadelerinin ortak adıdır.

Cihanmert : (bkz. Cihaner).

Cihannur : Dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı TürkHind padişahı Ekber’in büyük oğlu Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Cihanser : Cihan’ın başı Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

Cihanşah : Cihan’ın şah’ı KaraKoyunlu padişahlarından Timur’un ölümünden sonra kaybedilen yerleri geri almıştır.

Cihat : Dini Mücadele, Allah Rızası İçin Zalimlerle Mücadele Etmek, Din Uğrunda Düşmanla Savaşmak, Gaza

Cilasun : Babayiğit, boylu, boslu, delikanlı, gürbüz.

Cinan : Cennetler, yedi göğün üstünde ve Arş ile Kürsi’nin altındaki sekiz cennet Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

Cindoruk: Bir dağın en yüksek noktası, doruğu

Cinuçen : Üstün, galip, zafer kazanmış.

Civan : Genç, delikanlı, yakışıklı (bkz. Cevan, cuvan).

Civanbaht : Mutlu, şanslı (kimse).

Civanmert : Cömert, eli açık genç, delikanlı.

Coşan : Coşku duyan, heyecanlı (kimse).

Coşar: Taşarak kabına sığmaz, coşkun

Coşar : (bkz. Coşan).

Coşku: Olağanüstü bir biçimde kendini gösteren duygu yükselmesi, heyecan

Coşkun: Coşmuş olan, kabına sığmayan

Coşkun : 1. Coşmuş, galeyana gelmiş. 2. Duyarlı, aşın hareketli.

Coşkunay: Sel gibi coşan ve Ay gibi güzel olan

Coşkuner: Kabına sığmayan kimse, coşkun yiğit, coşkun erkek

Coşkuner : Coşan kimse.

Coşkunsu: Taşmış olan akarsu

Coşkunsu : Sel, gürültüyle akan su.

Cömert: Pinti olmayan, eliaçık

Cömert : 1. Elinde olanı harcayan, eli açık. 2. Başkalarına yardımdan kaçınmayan.

Cudi : l. Cömert, eli açık. 2. İyilik severlikle ilgili. Dicle nehri kıyısında bir dağ. Nuh’un gemisinin tufandan sonra bu dağın üzerinde durduğu söylenir.

Cuma : 1. Haftanın beşinci günü. 2. Müslümanların ibadet ve Bayram günü. 3. Cuma günü kılınan öğle namazı. 4. Toplanma. Surei Cuma Kur’an’ın 62. suresi.

Cumali : Cuma günü doğan.

Cumhur: Topluluk, kalabalık

Cumhur : 1. Halk, ahali. 2. Kalabalık, başıboş kalabalık. 3. Takım, heyet Tekke musikisinde koro tarafından okunan ilahi.

Cübeyr : Küçük kahraman, küçük yiğit. Sahabe isimlerindendir.

Cüheyne : Ünlü bir Arap kabilesidir. KızıldenizVadi’lKura arasında yaşamaktadırlar.

Cüneyd : 1. Küçük asker, askercik. Cüneydi Bağdadi: Ünlü mutasavvıf.

Cüneyt: İyi ata binen binici

Cüneyt : 1. Küçük asker, askercik. Cüneydi Bağdadi: Ünlü mutasavvıf.

Nis 272013
 

Çağ: Başı ve sonu belli olan ve bir özellik taşıyan

Çağa: Küçük çocuk, yavru, küçük kuş yavrusu

Çağa : Çocuk.

Çağaçar : Çağ açacak kimse.

Çağakan : Çağı yakalayan, çağdaş.

Çağan: Mutlu gün, bayram

Çağan : Bayram, şenlik.

Çağanak : Körfez, liman.

Çağar : 1. Bayram. 2. Kalın ve kuvvetli deve kösteği. 3. Doğan kuşu.

Çağatay: Cengiz Han’ın oğlu

Çağatay : 1. Yavru at, tay. 2. Doğu Türklerine, lehçelerine dayanılarak verilan ad Çağatay Han: Cengiz Han’ın 2. oğlu Çağatay. Müslümanlara ve dinin emirlerine karşı politika uygulamakta ve Moğol yasasını tatbik etmekteydi. Gusl abdestini yasaklamıştı. Hristiyan dostu olarak bilinmektedir. Marco Polo kendisinin vaftiz edildiğini kaydetmiştir.

Çağda: Çağın içinde

Çağdan: Çağın içinden

Çağdaş: Aynı zamanda yaşayan, çağımıza uygun

Çağdaş : Aynı çağda yaşayan, çağa uygun

Çağıl: Çağ ile ilgili, çağdaş

Çağılı : . 1. Çağla ilgili. 2. Çakıl. 3. Çağla Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çağın: Çağda olan, çağa uyan

Çağın : Yıldırım, şimşekErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çağkan : Çalışkan, Hareketli, Canlı; Su Gibi Akan, Dinamik, Enerjik, Etkin

Çağkar : Canlı, dinamik, çalışkan.

Çağlar: Çağıl çağıl akar

Çağlar : Çağlayan, şelale (bkz. Şelale) Erkek ve kadın adı olarak da kullanılır.

Çağlayan: Şelale

Çağman: Çağdaş kimse, çağın insanı

Çağman : Çağın insanı.

Çağnur : Çağın nuru, zamanın nuru Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çağrı: Davet

Çağrı : 1. Çakır gözlü. 2. Mavi hareli göz. Çağrı bey (9901060). Büyük Selçuklu devleti hükümdarı Tuğrul beyin kardeşi. Çağrı bey müslüman olduğunda Davud ismini aldı. Kardeşi Tuğrul ise Muhammed ismini almıştır.

Çağrıbey: Selçuklu Devleti’nin kurucularından

Çaka: Savaş baltası

Çaka Bey : Oğuzların Çavuldur boyundan olan Türk beyi. XI. yy. ilk yarısında İzmir bölgesinin hakimi oldu.

Çakar : Parıldayan, ışık veren.

Çakın : Şimşek, parıltı

Çakır: Doğan ya da atmacaya benzeyen bir avcı kuş, ela gözlü kimse

Çakır : Mavimsi, mavi renkli, gri benekli gözleri olan kişiErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çakman : 1. Amacına erişen, ulaşan kimse. 2. Süt mavisi.

Çakmur : 1. Yarı uykulu bakış. 2. Sert taş. 3. Pinti.

Çalap : . 1. Tanrı. 2. Ateşİsim olarak kullanılmaz.

Çalapkulu : Tanrı kulu Abdullah.

Çalapöver : Tanrı’nın övgüsüne mazhar olmuş kişi.

Çalgan : Yatağı taşlık olan ve gürültüyle akan su.

Çalışkan: İşten yılmayıp çok çalışan

Çalkın : Alev.

Çapan : Tatar, ulak, postacı.

Çapar: Durmadan koşan yiğit, atlı ulak

Çavaş : 1. Güneş. Güneşli yer. 2. Güney.

Çavlan : Büyük çağlayan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çavlı: Tanınmış, ünlü, Selçukluların devlet adamlarından birkaçının adı

Çavlı : Ava alıştırılmamış doğan. Çavlı Çandar: (Öl. 1146). Selçuklu emiri. Sultan Mesud döneminde yararlı işler yaptı.

Çaykara : Küçük akarsu, yazın kuruyan küçük akarsu Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çelebi: Bey, ağa, görgülü ve ince kimse

Çelebi : 1. Efendi, nazik ve kibar. 2. Şehir terbiyesi almış okuryazar kimse. 3. Osmanlı devletinin ilk devirlerinde şehzadelere verilen unvan. Musa Çelebi, Süleyman Çelebi Mevlevi tarikatının başı bu adla anılırdı. Mevlana veya Hacı Bektaş soyundan olan kimse.

Çelen : 1. Yakışıklı delikanlı. 2. Tepelerin kar tutmayan kuytu yeri. 3. Açıkgöz, becerikli, kurnaz. 4. Evlerin dışında bulunan saçak.

Çelen : Yakışıklı, saçak, akıllı

Çelik: Su verilip sertleştirilen demir, polat

Çelik : 1. Su verilip sertleştirilen demir. 2. Çok güçlü kuvvetli. 3. Kısa kesilmiş dal.

Çelikel : Çelik gibi güçlü el.

Çeliker : Çelik gibi güçlü kimse.

Çelikhan : Güçlü hakan, yönetici.

Çelikkan: Sağlam kan

Çelikkan : Güçlü soydan gelen kimse.

Çeliköz: Özü çelik gibi sağlam olan kimse, çelik özlü

Çeliköz : (bkz. Çelik).

Çeliksu : (bkz. Çelik).

Çelikyay : Güçlü, kuvvetli.

Çerağ : 1. Yağ kandili, lamba, mum. 2. Atın şaha kalkması. 3. Çırak edilme. 4. Bir memuriyete ve ihsana nail olan. 5. Vazifesinden emekli edilen.

Çeri: Asker, yeniçeri

Çeri : Asker, savaşçı.

Çerme : 1. Çay kıyılarında sulu ve yeşil yer. 2. Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı. 3. Kaynak.

Çeşman : Gözler Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çeşpan : Layık, uygun, münasip, yakışır Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çetin: İstenilen yola getirilmesi, elde edilmesi zor olan

Çetin : 1. Sert, işlenmesi, elde edilmesi, çözümü zor, sarp, müşkil. 2. İnatçı, azimli, şedid.

Çetinalp : (bkz. Alp).

Çetinay : (bkz. Çetin).

Çetinel : (bkz. Çetin).

Çetiner : (bkz. Çetin).

Çetinöz : (bkz. Çetin).

Çetinsoy : (bkz. Çetin).

Çetinsu : (bkz. Çetin).

Çevik : Çabuk davranan, hızlı ve hareketli.

Çevikcan : (bkz. Çevik).

Çevrim : 1. Sınır. 2. Girdap. 3. Sürekli ve düzenli değişme.

Çevrim : Girdap, sürekli değişim, anafor

Çıdam : Sabır, tahammül.

Çığır : Çığın açtığı iz, yol – Yenilikçilik

Çınar : Çınar ağacı.

Çırağ : Meşale, ışık, kandil (bkz. Çerağ) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çile : , l. Zevk ve sefadan el çekerek kuytu bir yerde yapılan 40 günlük ibadet. 2. Eziyet, sıkıntı. 3. İbrişim, yün vs. demeti Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çiltay : Üzerinde benekler bulunan tay.

Çinel : Doğru, dürüst, namuslu kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çiner : (bkz. Çinel).

Çintar : Sabah vakti.

Çintay : Soylu at.

Çinuçin : Üstün, galip, zafer kazanmış.

Çiray : . 1. Yüz çizgileri, yüz güzelliği. 2. Beniz, yüz. 3. İnsan resmi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çire : . 1. Maharetli, becerikli. 2. Kahraman, yiğit Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Çitra : Afganistan’da bir kabile. Büyük ekseriyetle ari ırktan olup narin yapılı, güzel gözlü ve gür saçlı, hoş ve cazip tavırlı olmalarına rağmen haşin, sert yapılı ve gaddar olarak bilinmektedirler.

Çoğa : Çocuk, yavru.

Çoğahan : (bkz. Çoğa).

Çoğan : Kökü ve dalları sabun gibi köpüren bitki, çöven.

Çoğaş : Güneş.

Çoğun : Çok defa, ekseriya.

Çokay : 1. Köy zengini, çiftlik sahibi. 2. Eşkıya.

Çokman : Topuz, gürz.

Nis 262013
 

Dafi : l. Defeden, gideren. 2. Savan, savuşturan, iten.

Dağaşan : Dağaşan.

Dağdelen : (bkz. Dağaşan).

Dağhan : Eski Türklerde dağ tanrısı İsim olarak kullanılmaz.

Dağistan : Halkının kökü türk olan bir kuzey kafkasya ülkesi

Dağlı: Dağlık yerleşim yerlerinde yaşayan kimse

Dağtekin: Dağ gibi ve biricik, dağ prensi

Dağtekin : (bkz. Dağaşan).

Dahhak : Çok gülen, çok gülücü Daha çok lakab olarak kullanılır.

Dahi : Üstün zeka sahibi.

Dai : Dua eden, duacı, hak dine çağıran.

Daim : Devamlı sürekli, her zaman.

Dalan: Dal gibi olan, dal gibi ince yapılı

Dalan : 1. Biçim, şekil. 2. İnce, narin, zarif.

Dalay: Deniz, dal gibi ince Ay gibi güzel

Dalayer : Deniz adamı.

Daldal : Kahraman, yiğit

Dalga : . 1. Denizin yel esince oynayıp kabarması. 2. Denizde hareketli su kütlesi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Dalokay : Çok beğenilen.

Daman : 1. Etek. 2. Bir dağ silsilesinin eteğinde uzanan bölge.

Damra : Peygamberimizin erkek süt kardeşinin ismidir. Anlamı bilinmiyor

Damre : Peygamberimizin erkek süt kardeşinin ismidir. Anlamı bilinmiyor.

Dana : 1. Bilen, bilici, bilgin.

Daniş : 1. Bilim, bilgi, ilim. Ehli daniş: Bilgi sahipleri. DanişMerd: Bilgili, Tanzimattan önce kadıların yanında stajer olarak çalışan kimse Danişmend: Sultan Melikşah’ın alimlerinden emir Danişmend’in kurmuş olduğu bir Türk devlet ve sülalesi.

Danişmend : Bilgili, âlim.

Daniyal : Beni İsrail peygamberlerinden biri. “Tanrı benim yargıcımdır” anlamına gelir. İki tane Daniyal vardır: a) Babillilcre esir olmuş genç Daniyal, b) Hz. Nuh ile Hz.İbrahim arasında geçen zamanda yaşayan Daniyal.

Darcan : 1. Aceleci, sıkıntılı. 2. Serçe.

Darekutni : Ebu’lHasen Ali b. Ömer. Tanınmış muhaddislerdendir (917995) yıllan arasında yaşamış 80 yaşında Bağdat’ta vefat etmiştir. Hadis sahasında kıymetli eserleri vardır.

Darga : Başkan, lider.

Darimî : Ebu Muhammed b. Abdurrahman. Hadis bilgini. Müslim ve Ebu İsa hadislerini Darimi’den aldıklarını söylerler. En meşhur eseri Camiu’sSahih’dir.

Davud : Kendisine kitap olarak Zebur’un gönderildiği büyük peygamberlerden biri. Kur’anı Kerim’de 16 yerde ismi geçer Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

Davut : Er. Kendisine kitap olarak Zebur’un gönderildiği büyük peygamberlerden biri. Kur’an-ı Kerim’de 16 yerde ismi geçer. – Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

Dede : . 1. Ana ve babanın babası. 2. Ced, ata. 3. Çok yaşlı kimse. 4. Mevlevilikte çile doldurmuş, dervişlik gayesine erişmiş ve dergahta hücre sahibi olmuş kimse. 5. Bektaşilerde şeyh, baba Örfte isim olarak kullanılırken, daha çok lakap olarak kullanılır.

Değer: Bir şeyin ya da bir kimsenin taşıdığı yüksek nitelikler

Değer : . 1. Bir şeyin tam karşılığı, kıymet, baha. 2. Layık. 3. Bir şeyin sahip olduğu yüksek vasıf. 4. Ehliyet, kabiliyet. 5. Kadir, itibar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Deha: Dahi, zekaca çok üstün olan

Deha : Dahi, zekâca çok üstün olan

Dehna : Kızıl. Kumun rengi dolayısıyla Arabistan’da ıssız iller adıyla anılan bir çölün adı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Dehri : Dünyanın sonsuzluğuna inanıp öteki dünyayı inkar eden, ruhun da cesetle birlikte öldüğüne inanan. Materyalist. İsim olarak kullanılmaz.

Delal : İnsana hoş, sevimli görünen hal, naz, işveErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Delfin : Yunus balığıErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Delil : delil isminin anlamı

Demir : Dayanıklı ve kullanış sahası geniş, mavimsi esmer renkli bir maden.

Demirağ : – Demirden ağ.

Demiralp: Demir gibi sağlam yiğit

Demiralp : Demir gibi sağlam ve yiğit.

Demiray: Demir gibi sağlam ve Ay gibi güzel

Demiray : Demir gibi.

Demircan: Demir gibi sağlam kimse

Demircan : (bkz. Demirağ).

Demirdelen : (bkz. Demirağ).

Demirel: Güçlü el

Demirel : Demir gibi güçlü eli olan.

Demirer: Demir gibi sağlam kimse, güçlü kimse

Demirer : Demir gibi güçlü kimse.

Demirhan : Güçlü hükümdar.

Demirkan: Sağlam ve güçlü kan

Demirkan : Güçlü soydan gelen.

Demirkaya: Demir ve kaya gibi sağlam kimse

Demirman : Demir gibi güçlü sağlam kimse.

Demiröz: Özü demir gibi sağlam olan

Demiröz : Özü demir gibi güçlü olan.

Demirşah : (bkz. Demirhan).

Demirtaş: Demir ve taş gibi kimse, güçlü kimse

Demirtekin : (bkz. Demirhan).

Demirtuğ : (bkz. Demirtekin).

Demren : Okun ucuna geçirilen demir ya da kemik parçası.

Dengiz : (bkz. Deniz).

Dengizer : Denizci.

Deniz: Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi

Deniz Cenk : Deniz :1. Büyük su kütlesi. 2. Büyük su kütlesindeki dalgalanma – Cenk :Harp, savaş, kavga. – İsim olarak kullanılması uygun değildir. Hz. Peygamberin değiştirdiği isimlerden birisi

Deniz İlke : Deniz :1. Büyük su kütlesi. 2. Büyük su kütlesindeki dalgalanma – İlke :1. Kendisinden türetilen ilk madde. 2. Temel düşünce, temel kanı, umde, prensip. 3. Temel bilgi. 4. Öncül. 5. Davranış kuralı

Denizalp: Denizler yiğidi

Denizalp : Yiğit denizci.

Denizcan : (bkz. Denizalp).

Denizer: Denizci, deniz eri, deniz adamı

Denizer : Deniz adamı, denizci.

Denizhan: Deniz gibi geniş ve han, sultan gibi güçlü

Denizhan : 1. Denizlerin hakimi, yöneticisi. 2. Eski Türklerde Deniz tanrısı İsim olarak kullanılmaz.

Denizman: Denizci, deniz adamı

Deniztekin: Denzi şehzadesi

Denk : 1. Aynı yaş ve değerde olan. 2. Uygun, nitelik yönünden eşit.

Denktaş: Yük yüklemeye yarayan, taş, denk taşı

Derbend : Kapılar kapısı.

Derda : Anlamı konusunda bilgi sahibi olan ziyaretçilerimiz bizimle iletişim kurabilirler.

Derem : Para, akçe Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Deren: Toplayan, düzenleyen, pekiştiren

Derim : Çadır Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Derin: Derinliği olan

Derinöz: Özü derin olan kimse, derin özlü

Derkava : Afrika’nın kuzeybatısında, FasCezayir’i içine alan müslüman tarikatların genel adı.

Derkavi : Derkava’ya mensup (bkz. Derkava).

Derman : 1. İlaç. Çare. 2. Takat, kuvvet, güç.

Dersu : Hepsi, kamilen, baştan başa hep Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Derviş: Alçak gönüllü, hoşgörü sahibi

Derviş : 1. Allah için alçakgönüllülüğü ve fukaralığı kabul eden veya bir tarikata bağlı bulunan kimse. 2. Fakir ve muhtaç kimse. 3. Daha çok lakap olarak kullanılır.

Deryab : Akıllı, anlayışlı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Deva : İlaç. Çare, tedbir. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Devan : 1. Koşan, seğirten, hızlı yürüyen. 2. Koşmak. Süratle, hızla gitmek.

Devleddin : Dinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanı­lır.

Devlet: Belirli bir toprak parçası üzerinde içte güvenliği, dışta bağımsızlığı amaçlayan halk topluluğu

Devlet : Bir hükümet dairesinde teşkilatlandırılmış olan siyasi topluluk Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Devlet Giray: Kırım hanı (15301577). Mübarek Giray’ın oğlu.

Devletşah : XV. yy. yetişen en tanınmış İran edebiyatçısı.

Devran : 1. Dünya, felek. 2. Zaman. 3. Talih, yazgı.

Devrim: Kısa zaman içinde, olumlu yönde önemli niteliksel değişmelere yol açan devinim

Devrim : 1. Hareket halinde bir şeyin bir eğri çizerek dönmesi, devretmesi. 2. Köklü değişiklik, inkılap. 3. Eski olduğu fark edileni yıkıp yerine yeni olduğu farz edileni koymak. 4. İhtilal.

Dicle: Kaynağı Kuzeydoğu Anadolu’da bulunan, ülkelerimizden sonra Irak topraklarından da geçerek denize dökülen büyük akarsu

Dicle : Yakındoğu’nun Türkiye’den doğan ve Mezopotamya’dan Basra Körfezine dökülen nehirlerden biri Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Diclehan : Dicle’nin hükümdarı.

Dihye : Dihye b. Halife. Kelbi kavmine ait, Hz. Rasûlullah (s.a.s)’ın ticaret ortağı. Hoş tavırlı, kibar, zengin bir tacir. Cebrail (a.s.)’in bazen Dihyetü’lKelbi suretinde vahiy getirdiği rivayet olunur.

Dikçam : Çam gibi uzun. Metanetli.

Diker: Başı dik kimse, dik başlı yiğit

Dikmen: Koni biçiminde sivri tepe

Dikmen : 1. Koni biçiminde sivri tepe. 2. Dağların en yüksek yeri. 3. Yayla.

Dilan : Gönüller, yürekler Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Dilaver: Yiğit

Dilaver : Yiğit, yürekli.

Dilaviz : Ka Gönlün takıldığı, gönüle takılan.

Dilazad : Gönlü bir şeyle ilgili olmayan, gönlü rahat. Özgür.

Diler: Dileyen kimse, isteyen kimse

Dilercan : Dilekte, istekte bulunan.

Dilge : Güzel konuşan kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Dilhan : Gönülden söyleyen, içten konuşan.

Dilhun : İçi kan ağlayan.

Dilman : (bkz. Dilmen).

Dilmen: Dil bilen kimse, dilci

Dilsafa : Gönlü şen, rahat, dertsiz.

Dilsaz : Gönül yapan.

Dilşah : Gönül hükümdarı, şahı.

Dinç: Sağlık durumu iyi, güçlü, gücü yerinde, canlı

Dinç : Gücü kuvveti yerinde ve sağlıklı.

Dinçalp: Güçlü yiğit, güçlü ve yiğit

Dinçay : Kuvvetli ay.

Dinçer : Kuvvetli kimse, genç, erkek, yiğit.

Dinçmen: Sağlam, güçlü, kimse

Dinçok: Sağlam ok, güçlü ok

Dinçol: Gücü kuvveti yerinde biri ol, güçlü ol

Dinçöz: Dinç kimse, dinç özlü, güçlü kimse

Dindar : Allah’a inanmış, bağlanmış olan kimse.

Dirayet : Zeka, bilgi, kavrayış Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Direm : 1. Akça, para. 2. Gümüş para.

Diren: Harmanda sapları yaymaya yarayan uzun çatallı ağaçtan yapılmış araç

Direnç : Karşı koyan kuvvet, mukavemet.

Dirican : Güçlü, canlı kimse.

Diriğ : Esirgeme, acıma.

Dirsehan : Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahip olan kahramanın adı.

Dizdar : Kale muhafızı.

Doğa: Canlı, ve cansız nesnelerden oluşan tabiat

Doğa : Tabiat karşılığı olarak kuraldışı uydurulmuş kelime.

Doğaç : Önceden düşünülüp hazırlanmadan ortaya çıkan düşünce, eylem üreten, kendiliğinden olan

Doğan: Akdoğan, çakırdoğan, aladoğan gibi türleri olan bir kuş, şahin

Doğan : Kartalgillerden, alıştırılarak kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş.

Doğanalp: Şahin ve yiğit kimse

Doğanalp : (bkz. Doğan).

Doğanay: Doğmuş olan Ay, yeni doğan Ay

Doğanay : Ayın ilk günleri.

Doğanbey : Doğan gibi atik ve cesur bey. Doğan bey: Niğbolu kalesini haçlılara karşı koruyan Osmanlı beyi Yıldırım Bayezid dönemi.

Doğanbike : (bkz. Doğan).

Doğaner: Şahin gibi kimse

Doğaner : Güçlü, kuvvetli, yiğit.

Doğangün : Sabahın ilk ışıklan.

Doğanhan : (bkz. Doğanbey).

Doğanten : Şafak vakti.

Doğay : Ayın doğması.

Doğruer: Yalan söylemeyen, haksızlık yapmayan kimse

Doğrul: Herhangi bir yöne doğru yönlen, toparlan

Doğu: Güneş’in doğduğu yön

Doğu : 1. Doğma bölgesi. 2. Güneşin doğduğu yön, şark.

Doğu Can : Doğu :1. Doğma bölgesi. 2. Güneşin doğduğu yön, şark – Can :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili

Doğuer: Doğu yiğidi

Doğuhan : Doğu ülkesinin hükümdarı, hakimi.

Doğukan: Doğunun hakanı

Doğukan : (bkz.. Doğuhan).

Doğuş: Doğma, doğma biçimi, yaradılış

Doğuş : Yaradılış

Dolun: Dolgun, dolarak biçimi yuvarlaklaşmış, ayın ondördü

Dolunay: Ayın tam olarak görünen biçimi

Dolunay : Tam yuvarlak halde görünen ay, bedir, bedri tamErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Dora: Bir dağın en yüksek yeri, doruk

Dora : 1. En yüksek yer, uç.2. Bir şeyin üst kısmı, yukarısı, tepe.3. Dağ doruğu.

Doruk: Dağ ya da tepenin en yüksek yeri

Doruk : Tepe, ağaç tepesindeki körpe filiz.

Doruk Can : Doruk :Tepe, ağaç tepesindeki körpe filiz.

Dost: Sevilen ve güvenilen yakın arkadaş

Dönmez: İnandığını yapar, tuttuğu yolda gider

Dönmezer: İnandığını yapan kimse, inandığı yolda giden kimse

Duha : . 1. Kuşluk vakti. 2. Kur’anı Kerim’de 93. surenin ismiKız ve erkek adı olarak kullanılır.

Dumrul : Dede Korkut hikayelerinde geçen bir kahramanın adı.

Durak : 1. Yolu taşıyan araçların düzenli olarak durdukları yer. 2. Durma, dinlenme. 3. Cümle sonuna konulan nokta.

Durali : (bkz. Dursunali).

Duran : Hareketsiz halde bulunan, sabit.

Durcan : Canlı kal, ömrün uzun olsun.*

Durgun: Hareketli olmayan, sakin

Durguner: Sakin yaratılışlı

Durhal : Hal üzere kal, olduğun gibi kal*

Durkaya : Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri isim.*

Durmuş : (bkz. Dursun).*

Durna : Bir cins kuş. Turna.

Dursun : Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri ad. *

Dursun Ali : Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim

Dursun Emin : Dursun :Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri ad.

Dursunali : Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim.*

Durualp : Özü temiz yiğit.

Durucan : (bkz. Durualp).

Duruhan: Kendi gücünden emin olan

Duruhan : (bkz. Durualp).

Durukan: Kanı saf, berrak

Durukan : (bkz. Durualp).

Durul : 1. Berrak, saf duruma gel. 2. Dibe çöken şey, tortu.

Durusan : Temiz olarak tanınmış kimse.

Durusoy: Temiz soydan gelen

Durusoy : (bkz. Durusan).

Duyal : Duygulu duyarlı çabuk duygulanan

Dücane : sahabei kiramdan önemli bir şahsiyetin adı.

Düden : . 1. Yer altında akan suların kireçli tabakaları eriterek meydana getirdikleri tabii kuyu. 2. Bataklık, girdap Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Dündar : 1. Eski Fars hükümdarı. 2. Arkayı gözeten, koruyan asker.

Dünya: Yeryüzü

Dünya : Yeryüzü

Dürüst : 1. Doğru, düzgün, sağlam. 2. Bütün, tam.

Düzey : Seviye karşılığı olarak uydurulmuş olmayan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Düzgün : . 1. Girintisi, çıkıntısı, pürüzü olmayan. 2. Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. 3. İyi düzen verilmiş. 4. İntizamlı, nizamlı. 5. Yolunda, rayında. 6. Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz veya kırmızı boya Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Nis 252013
 

Eban : Eban b. Osman b. Affan: Hz. Osman’ın üçüncü oğlu olup valilik etmiştir. Cemel vakasında Hz, Aişe’ye refakat etmiştir.

Ebbedullah : Allah ebedi eylesin, daim eylesin.

Ebecen : Akıllı çocuk.

Ebed : Sonu olmayan gelecek İsim olarak kullanılmaz.

Eber : Hayırlı, şerefli, faziletli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ebher : En parlak.

Ebra : 1. Ürkme, kaçma. 2. Birden bire ölme.

Ebrar : 1. Hayır sahipleri. 2. İyiler, dindarlar, özü sözü doğru olanlar. Şeş Ebrar: Altı hayır sahibi, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin.

Ebu : Baba, ata. (bkz. Ebi, peder).

Ebu Ali Sina : (İbn Sina). Ali Sina’nın babası anlamında. Ünlü Türk bilgini.

Ebu Cehil : (Ebu’lHakem Amr b. Hişam b. elMuğire) İs­lam’ın doğuşunda müslümanların en büyük düşmanlarından. Mekkeli müşrik. Müslümanlara en büyük işkeneler onun tarafından yapıldı. Cehalet ve bilgisizliğin babası anlamında Ebu Cehil denildi. Hakkında ayetler indi. Bedir savaşında İslam mücahidi İbn Mes’ud tarafından öldürüldü.

Ebu Davud : Süleyman b. elEşas esSicistani. Kütübi Sitte’den birisi olan Süneni Ebu Davud’un müellifi. Büyük hadis bilgini. 500.000 hadis arasından seçtiği 4800 hadisten oluşan Sünen’i, ahlak, tarih ve fıkıhla ilgili meseleleri içerir.

Ebu Eyyub El- : Asıl adı Halid b. Seyd’dir. Sahabedendir. Rasûlullah Medine’ye geldiğinde ilk önce onun evinde misafir oldu. İstanbul’a kadar gelip Bizanslılarla savaştı.

Ebu Hanife : . (Nu’man b. Sabit). Hanefi mezhebinin kurucusu. Müetehid, alim. (Küfe 699Bağdat 787). Kabil’den gelen büyük babası Kufe’ye yerleşti. İslami ilimler sahasında mükemmel bir eğitim gören İmamı Azam ictihad edebilecek seviyeye geldi. Devrinin en meşhur bilginidir. Küfe kadılığı teklifini reddedince Halife Mansur onu hapse attırdı. Hapishanede iken vefat etli.

Ebu Hureyre : Suffe ashabındandır. Birçok hadis rivayet etmiştir.

Ebu Ubeyde : (571639) (Amr b. Abdullah). İslami ilk kabul eden sahabelerden biri. Cennetle müjdelenmiştir. Çeşitli cephelerde ordu komutanlığı yaptı. Suriye’de vefat elti.

Ebu Zer : Altın sahibi, servet ve zenginlik sahibi.

Ebu Zer El- : Sahabedendir.

Ebubekir : Deve yavrusunun babası Hulefai Raşidin’in ilkidir. Hz. Ebubekir’in lakabı. Rasûlullah (s.a.s)’ın nübüvvetinden önce de sonra da en yakın arkadaşı olmuştur.

Ebyar : Pek ak, pek beyaz Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ecehan : (bkz. Ece).

Ecemiş : Çok bilmiş.

Ecer: Güzel, yeni acar

Ecer : Yeni, güzel, iyi.

Ecevit: Afacan, ele avuca sığmaz, çok yaramaz

Ecevit : Çevik, Çalışkan; Açıkgöz; Açık Fikirli; Sinirli, Kızgın

Ecir : 1. Bir iş ya da emek karşılığı verilen şey. 2. Sevap. 3. Aziz sevgili.

Ecmel : En güzel, en yakışıklı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ecrin Buse : Ecrin :Allah’ın hediyesi anlamını taşımaktadır

Ecved : 1. En iyi olan. 2. Eli açık cömert Türk dil kuralına göre “d/t” olarak okunur.

Ecvet : En cömert, varını yoğunu dağıtan. En iyi olan.

Edebali : (Öl: 1325). Osman Gazi’nin kayınpederi ve hocası. Osmanlı imparatorluğunun kuruluşunda önemli bir rolü oldu.

Edgü : İyi.

Edgüalp : İyi yiğit.

Edgüer : (bkz. Edgü).

Edgükan : (bkz. Edgü).

Edhem : Karayağız atTürk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. İbrahim Edhem: İslam tarihinde meşhur sofi

Edib : 1. Edepli, terbiyeli, zarif, nazik. 2. Edebiyatla uğraşan kimse Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. Edip Ahmet Yükneki: (XII. yy.) Türk şair yazar. Tek ve önemli yapıtı Süleymaniye kütüphaneside mevcut olan Atabetul Hakayık isimli eserdir.

Edim : Fiil, amel.

Edip: Edepli terbiyeli

Edis: Benzerlerinden üstün, yüce

Edis Buğra : Buğra :1. Büyük erkek deve, iki hörgüçlü deve. 2. Turna kuşu, turna sürüsünün önünde uçan turna horozu. 3. Harizm hükümdarlarından birinin lakabı

Ediz: Değerli yüksek

Ediz : 1. Yüksek, yüksek yer. 2. Ulu, yüce, değerli.

Edris : (bkz. İdris).

Efadil : Pek mümtaz olanlar, çok bilgililer.

Efahim : En ulu, pek büyük ve saygıya layık kimseler.

Efazıl : (bkz. Efadıl).

Efdal : . 1. Çok faziletli, yüksek derecede. 2. Tercihe şayan, müreccah Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Efe: :1. Fazilet. 2. Maharet, hüner. 3. Liyakat. 4. Usta gemici. 5. İnsanın ruhsal yetkinliği.

Efe: :1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı.

Efe: :1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı.

Efe: Batı Anadolu yöresi yiğitlerinin ortak adı

Efe : :1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı.

Efe : 1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı.

Efe Burak : Efe :1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı.

Efe Murat : Efe :1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı – Murat :Amaç, maksat, istek

Efecan: Hareketli, ele avuca sığmaz, akıllı

Efecan : Efe :1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı – Can :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili

Efehan : yiğitlerin başı

Efekan : Efe soyundan gelen.

Efgan : Figan, ağlayıp inleme, feryat.

Efgen : 1. Düşüren, yıkan, yere atan. 2. Alıcı, yakıcı, düşürücü (bkz. Figen).

Efil : Rüzgar, dalgalanmaErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Efkar : 1. Düşünceler. 2. İç sıkıntısı, kaygı.

Efken : Düşkün.

Eflak : 1. Semalar, felekler, yükler, küreler, zamanlar. 2. Bahtlar, talihler, kaderler.

Eflaki : Gökte oturan melek Eflaki Şemseddin Ahmet Dede: (1360). Osmanlı sufi ve yazar. Mevlana’ya dair Menakıbü’lArifin adlı eserin müellifi.

Eflatun: Açık mor, leylak rengi ile erguvan arası

Eflatun : 1. Açık mor. 2. Aristo’nun hocası, Sokrat’ın talebesi, ünlü Yunan filozofu.

Efrahim : Hz. Yusuf un ikinci oğlu. Orta Filistin’de yerleşen İsrail kabilesine adını verdiği söylenir. Bu kabile Hz. Süleyman’ın ölümünden sonra asıl İsrail topluluğunun 12 kola ayrılmasında etken oldu.

Efras : Atlar, beygirler, kısraklar.

Efrasiyap : Turan Türkleri büyük kahraman kağanının Farsça adı. Alp er Tonga asıl adıdır. Büyük İskender’den evvel yaşamıştır. Kaşgar’daki ilk müslüman Türk sülalesi Karahanlıların Afrasiyab neslinden geldiği söylenmektedir. Alper Tonga Hüsrev tarafıandan öldürülmüştür.

Efridun : Cemşid soyundan anlayış ve zekasıyla meşhur bir İran hükümdarı.

Efrug : . 1. Parıltı, ışık. 2. Nur Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Efser : . 1. Taç. 2. SubayErkek ve kadın adı olarak kullanılır, (bkz. İklil).

Efza : Artmak, çoğalmakErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ege: Türkiye ile Yunanistan arasındaki denizin adı

Ege Arda : Ege :1. Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her halinden sorumlu olan. 2. Yaşça büyük, ulu. 3. Sahip – Arda :1. Eskiden bazı çavuşların elde tuttukları uzun değnek. 2. İşaret için dikilen değnek. -3. Çıkrıkçı kalemi. 4. Sonra gelen

Ege Kaan : Ege :1. Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her halinden sorumlu olan. 2. Yaşça büyük, ulu. 3. Sahip – Kaan :1. Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. 2. Hakan, hükümdar

Ege Murat : Ege :1. Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her halinden sorumlu olan. 2. Yaşça büyük, ulu. 3. Sahip – Murat :Amaç, maksat, istek

Egehan: Engin denizlerin hükümdarı

Egehan : Engin denizlerin hükümdarı

Egemen: Bir yere hakim olan

Egemen : Hakim, hüküm süren karşılığı olarak kullanılan bu kelime, hem kök, hem de ek olarak yanlıştır. Türkçe’de ne “eğe” kökü, ne de “manmen” şeklinde isim yapım eki vardır.

Egesel : (bkz. Ege).

Eğilmez: Hiçbirşey karşısında eğilmeyen, boyun eğmeyen

Eğilmez : Başkalarının baskısını ve üstünlüğünü kabul etmeyen, baş eğmeyen.

Eğin : sırt, arka.

Ehad : . 1. Bir, tek. 2. İlk sayı. 3. Allah’ın isimlerinden, bir ve tek olan Allah İsim olarak kullanılmaz.

Ehil : 1. Sahip, malik. 2. Becerikli, yetenekli. 3. Karıkocadan her biri.

Ehlimen : inançlı inanan kimse.

Ehlullah : 1. Allah’ın adamı, veli, evliya. 2. Allah’a teveccüh etmiş, kulluğunu yanlız ona yöneltmiş. Küfür ehlinden, ve şirkten kaçınan.

Ejder: Bir masal yaratığı, korkulan, güçlü

Ejder : Bir masal yaratığı, korkulan, güçlü

Ekabir : Rütbece, görgü ve faziletçe büyük olanlar, devlet ricali.

Ekber: En büyük

Ekber : Daha büyük, çok büyük, en büyük, pek büyük, azamAllah’ın sıfatlanndandır. Kur’anı Kerim’de 23 yerde geçer. İsim olarak kullanılması iyi değildir. Hindistan’a hakim olan Türk hükümdarı.

Eke : 1. Bilgili, deneyli, olgun. 2. Kurnaz, açıkgöz. 3. Bilmiş çocuk. 4. Dahi.

Ekemen : (bkz. Eke).

Eker : Toprakla uğraşan.

Ekim: Toprağa tohum ekme işi, ekmek eylemi ve biçimi

Ekin: Tahılın ekiminden, harman dönemine kadarki hali

Ekiner: Tarımla uğraşan kimse

Ekiner : (bkz. Ekin).

Ekmel : l. Daha, pek kamil, mükemmel ve kusursuz olan. 2. En uygun, en eksiksiz. 3. Ekmeli Enbiya: Hz. Rasûlullah (s.a.s). 4. Dinin tamamlanması. Maide suresi ayet, 3.

Ekmeleddin : 1. Dinin en olgunu, en olgunlaştırdığı isim. 2. Dinin tamamı Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır (bkz. Ekmelettin).

Ekrem: Pek cömert, iyiliksever

Ekrem : 1. Daha, en kerim. 2. Çok şeref sahibi, pek cömert, çok eli açık. Ekremü’lEkremin: Cenabı Hak. (Alak suresi: 3 ).

Ekvan : Varlıklar, alemler, dünyalar (bkz. Evren).

Elburz : 1. Kafkaslarda en yüksek dağ. 2. Uzun boylu yakışıklı kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Elçi : 1. Başka bir devlet nezdinde devletini temsil eden kişi. 2. Sefir. 3. Allah’ın gönderdiği rasul ve nebiler.

Elçin: Deste, demet, bir tutam, bir avuç

Eldemir : Demir gibi güçlü el.

Elfaz : Sözler, sözcükler.

Elgin: Evinden ocağından uzak düşmüş kimse

Elgin : Garip, yurdundan ayrılmış.

Elhan : Nağmeler, ezgilererkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Elvan: Renk renk, çok renkli

Elvan : Levnler, renkler, çok renkli, polikrom Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Elver : El-ver. “Yardımcı ol” anlamında kullanılır.

Elvida : Allah’a ısmarladık. Allah’a emanet olun yollu ayrılık hitabı, (bkz. elFirak, elVeda) Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.

Elyase : Kuran-ı Kerimde adı geçen bir peygamber.

Elyesa : Kur’anı Kerim’de adı geçen bir peygamber.

Elyesa : Kuran-ı Kerimde adı geçen bir peygamber

Eman : 1. Emniyet. 2. Himaye, masuniyet. Güvence Müslüman her ferde eman verebilir.

Emanetullah : Allah’ın emaneti.

Emanullah : 1. Allah’ın emaneti. Devletin tebası, halk, millet.

Emced : Çok şerefli, ve haysiyet sahibi.

Emeç : 1. Hedef. 2. Yamaç. 3. Henüz memeden kesilmemiş buzağı.

Emek: Bir işin yapılmasında harcanan kafa ya da beden gücü

Emek : 1. Uzun, yorucu ve özenli çalışma. 2. Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü.

Emin: :1. Korkusuz kimse. 2. Emniyette olan. 3. İnanan, güvenen. 4. İnanılır, güvenilir. 5. Şüpheye düşmeyen, kati olarak bilen. 6. Emanet olarak idare edilen dairelerin başı 7. (Hz. Muhammed (s.a.s) ve Cebrail’in adı.

Emin: Güvenilen, inanılan kimse

Emin : 1. Korkusuz kimse. 2. Emniyette olan. 3. İnanan, güvenen. 4. İnanılır, güvenilir. 5. Şüpheye düşmeyen, kati olarak bilen. 6. Emanet olarak idare edilen dairelerin başı 7. (Hz. Muhammed (s.a.s) ve Cebrail’in adı.

Emin : 1. Korkusuz kimse. 2. Emniyette olan. 3. İnanan, güvenen. 4. İnanılır, güvenilir. 5. Şüpheye düşmeyen, kati olarak bilen. 6. Emanet olarak idare edilen dairelerin başı. – 7. (Hz. Muhammed (s.a.s) ve Cebrail’in adı.

Emir: :1. Bir kavmin, bir şehrin başı. 2. Büyük bir hanedana mensup kimse. 3. Peygamberimizin soyundan gelen. 4. Kumandan. 5. Abbasi devletinde başkomutan. 6. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.

Emir: Reis, aşiret başı

Emir : 1. Bir kavmin, bir şehrin başı. 2. Büyük bir hanedana mensup kimse. 3. Peygamberimizin soyundan gelen. 4. Kumandan. 5. Abbasi devletinde başkomutan. 6. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.

Emir : :1. Bir kavmin, bir şehrin başı. 2. Büyük bir hanedana mensup kimse. 3. Peygamberimizin soyundan gelen. 4. Kumandan. 5. Abbasi devletinde başkomutan. 6. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.

Emir alp : Alp :1. Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehlivan. 2. Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam’dan sonra da Türkler arasında kullanılmaya devam etti.

Emir Berke : Emir :1. Bir kavmin, bir şehrin başı. 2. Büyük bir hanedana mensup kimse. 3. Peygamberimizin soyundan gelen. 4. Kumandan. 5. Abbasi devletinde başkomutan. 6. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.

Emir Can : Can :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.

Emir Han : Emir :1. Bir kavmin, bir şehrin başı. 2. Büyük bir hanedana mensup kimse. 3. Peygamberimizin soyundan gelen. 4. Kumandan. 5. Abbasi devletinde başkomutan. 6. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi

Emir Su : Emir :1. Bir kavmin, bir şehrin başı. 2. Büyük bir hanedana mensup kimse. 3. Peygamberimizin soyundan gelen. 4. Kumandan. 5. Abbasi devletinde başkomutan. 6. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.

Emir Sultan : I. Beyazıd zamanında Buhara’dan Bursa’ya hicret eden mutasavvıf.

Emir Ulaş : Emir :1. Bir kavmin, bir şehrin başı. 2. Büyük bir hanedana mensup kimse. 3. Peygamberimizin soyundan gelen. 4. Kumandan. 5. Abbasi devletinde başkomutan. 6. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.

Emir Yasin : Emir :1. Bir kavmin, bir şehrin başı. 2. Büyük bir hanedana mensup kimse. 3. Peygamberimizin soyundan gelen. 4. Kumandan. 5. Abbasi devletinde başkomutan. 6. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi – Yasin :Kur’an-ı Kerim’in 36. suresinin başlangıcı. Asıl manası bilinmemekle birlikte, “Ey insan, Ey Seyyid” gibi muhtelif anlamlar çıkarılmıştır

Emirhan : (bkz. Emir) “Emir” kelimesine “han” eki getirilerek iki isimden meydana gelmiştir.

Emrah: Saz çalıp oynayan

Emrah : Anadolu saz şairlerinden.

Emran : Kürkler, hayvan derileri.

Emre: Dost, beylerbeyi, büyük erkek kardeş

Emre : Aşık. Mübtela. Vurgun.

Emre Emir : Emre :Aşık. Mübtela. Vurgun – Emir :1. Bir kavmin, bir şehrin başı. 2. Büyük bir hanedana mensup kimse. 3. Peygamberimizin soyundan gelen. 4. Kumandan. 5. Abbasi devletinde başkomutan. 6. Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi

Emre Fırat : Emre :Aşık. Mübtela. Vurgun.

Emreddin : Dinin emrettiği Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

Emri : Emirle ilgili.

Emrullah : Allah’ın emri.

Emsal : 1. Kıssalar, hikayeler, destanlar. 2. Numuneler, örnekler. 3. Eş benzer. 4. Yatış denk. 5. Katsayı.

Enam : 1. Bütün mahlukat, yaratılmış her şey. 2. Halk, insanlar. Seyyidü’lEnam: Halkın ulusu Rasûlullah (s.a.s). 3. Kur’anı Kerim’in 6. Suresinin adı. 4.Bazı ayet ve duaları içeren dua kitabı.

Enbiya : Peygamberler.

Ender: Seçkin, eşi benzeri az bulunan

Ender : çok az, çok seyrek, çok az bulunur, pek nadir.

Ener: En yiğit, en er kişi

Ener : En yiğit, en kahraman kişi.

Energin : En olgun, çok olgun.

Enes: :1. İnsan. 2. Enes b. Malik: (Basra 709). Rasûlullah (s.a.s)’den çok hadis nakleden sahabelerdendir. Hicretten sonra annesi onu, 10 yaşındayken Rasûlullah (s.a.s)’ın hizmetine vermiştir. Rasûlullah (s.a.s)’ın vefatına kadar yanında kalmıştır. 97107 yaşına kadar yaşadığı rivayet edilmektedir.

Enes : 1. İnsan. 2. Enes b. Malik: (Basra 709). Rasûlullah (s.a.s)’den çok hadis nakleden sahabelerdendir. Hicretten sonra annesi onu, 10 yaşındayken Rasûlullah (s.a.s)’ın hizmetine vermiştir. Rasûlullah (s.a.s)’ın vefatına kadar yanında kalmıştır. 97107 yaşına kadar yaşadığı rivayet edilmektedir.

Enes Efe : Enes :1. İnsan. 2. Enes b. Malik: (Basra 709). Rasûlullah (s.a.s)’den çok hadis nakleden sahabelerdendir. Hicretten sonra annesi onu, 10 yaşındayken Rasûlullah (s.a.s)’ın hizmetine vermiştir. Rasûlullah (s.a.s)’ın vefatına kadar yanında kalmıştır. 97-107 yaşına kadar yaşadığı rivayet edilmektedir – Efe :1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı

Enes Kaan : Kaan :1. Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. 2. Hakan, hükümdar.

Enfa : Çok yararlı, daha çok faydalı, (bkz. Nafi) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Enfal : 1. Ganimet. 2. Kur’anı Kerim’in 8 suresinin adı.

Engi A Y : (bkz. Engin).

Engin: Uçsuz bucaksız genişlikte

Engin : 1. Ucu, bucağı görünmeyecek kadar çok geniş. 2. Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, açık deniz. 3. Değer ve fiyatı düşük olan. 4.Yüksekte olmayan, alçak yer.

Enginalp: Engin yiğit

Enginalp : Değerli yiğit.

Enginer: Engin yiğit, engin er

Enginer : İyi, güzel, değerli insan.

Enginiz : İz bırakacak kadar değerli insan.

Enginsoy: Geniş soy

Enginsoy : Geniş soydan gelen.

Enginsu: Açık deniz

Enginsu : Açık deniz.

Engintalay : Büyük deniz, okyanus.

Engür : 1. Çok gür. 2. Bereketli.

Enhar : Irmaklar, çaylar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Enhar. Kur’anı Kerim’de cennetlerin altlarından akan ırmaklar.

Enis: Dost, arkadaş

Enis : 1. Dost arkadaş. 2. Yar, sevgili.

Ensar : 1. Yardımcılar, muavinler, müdafiler, koruyucular. 2. Medine’ye hicretle Mekkeli muhacirlere yardım eden, Medineli müslümanlara verilen ad. Kur’anı Kerim’de çok geçen kelimelerden birisidir.

Ensarullah : Allah yolunda Rasûlullah (s.a.s)’a yardım edenler.

Envar : Ziyalar, aydınlıklar, ışıklar, parlaklıklar (bkz. Ziya).

Enver: En ışıklı, en parlak

Enver : Daha nurlu, en nurlu, çok parlak.

Er: Erkek, yiğit, kahraman, rütbesiz asker

Eracar: Güçlü er, gürbüz kimse

Eracar : Becerikli erkek.

Erakalın : Alnı ak, dürüst erkek.

Erakıncı : Yiğit akıncı.

Eraksan : Temiz adlı yiğit.

Eralkan : Al kanlı yiğit.

Eralp : Yiğit erkek.

Eraltay : (bkz. Eralp).

Erandaç : (bkz. Eraltay).

Eranıl : – Yiğitliğinle anıl, tanın.

Eraslan : Aslan gibi, güçlü kuvvetli erkek.

Eravend : 1. Şevk, arzu, istek. 2. Şan, şeref.

Eray : Erken ay, ilk ay, ayın ilk günlerinde doğan (bkz. İlkay).

Eray Mert : Eray :Ay gibi parlak, Erken Doğan Ay

Erbaşat: Egemen olan yiğit

Erbaşat : (bkz. Eralp).

Erbatur : Cesur, yiğit.

Erbay: Yiğit ve zengin kimse

Erbay : Soylu, ünlü aileye mensup erkek.

Erbelgin : Açık yürekli erkek.

Erben : (bkz. Eralp).

Erberk : Şimşek gibi yiğit.

Erbey: Yiğit bey

Erbil: Bir zamanlar Hakkari’de egemen olmuş Erbil atabeylerinin adı

Erbil : Erbil :Yürekli, cesur olarak kabullen” anlamında kullanılan bir ad.

Erboğa : Boğa gibi güçlü erkek.

Erboy : Yiğit soydan gelen.

Erbuğ: Yiğitler başı, komutan

Ercan: Er canlı, korkusuz yiğit

Ercan : Canlı, diri, sıhhatli erkek.

Erce: Yiğitçe, yiğide benzer bir biçimde

Erce : Er adam, Erkek adam

Ercihan : Cihanın tanıdığı erkek.

Ercivan : Genç erkek.

Ercümend : Muhterem, şerefli, itibarlı.

Ercüment: Saygıdeğer, itibarlı, onur sahibi

Ercüment : Muhterem, şerefli, itibarlı, haysiyetli, seçkin, saygın, değerli.

Ercüvan : 1. Erguvan çiçeği. 2. Kızıl şey. 3. Kırmızı kadife Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Erçelik: Çelik gibi yiğit, çelik er

Erçelik : Çelik gibi güçlü erkek.

Erçetin: Sağlam yiğit çetin er

Erçetin : Sert, güçlü erkek.

Erçevik: Canlı, hareketli yiğit

Erçevik : Çevik, hızlı erkek.

Erçin: Erken doğan, en erken davranan

Erçin : Merdiven, basamak Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Erdal: Erken yeşeren dal

Erdal : Tek erkek, dal gibi uzun erkek.

Erdem: Fazilet, hüner

Erdem : 1. Fazilet. 2. Maharet, hüner. 3. Liyakat. 4. Usta gemici. 5. İnsanın ruhsal yetkinliği.

Erdem : :1. Fazilet. 2. Maharet, hüner. 3. Liyakat. 4. Usta gemici. 5. İnsanın ruhsal yetkinliği.

Erdem Efe : Erdem : 1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı.

Erdemalp : – Erdemli yiğit.

Erdemer : – Erdemli kimse.

Erdemir: Demir gibi yiğit, güçlü yiğit

Erdemir : Demir gibi güçlü erkek.

Erdemli : Erdemli, faziletli.

Erden: Bakire, el değmemiş

Erden : Bekaret / İnsan eli değmemiş /Erkenden

Erdeniz: El değmemiş iz, yeni iz, yiğit deniz

Erdeniz : (bkz. Deniz).

Erdeşir : Cesur, kahraman, aslan yürekli.

Erdi: Ulaştı, yetişti, büyüdü

Erdi : 1. Amacına ulaşan, erişen. 2. Olgunlaşmış erkek. 3. Ermiş veli.

Erdil : Yürekli Kimse, Cesur Kişi, Gönlünde Korku Olmayan, Korkusuz Yiğit;

Erdim: Tanrı yolunda ermiş durumuna geldim anlamında

Erdim : (bkz. Erdem).

Erdin: Ereğine ulaştın, Tanrı yolunda ermiş duruma geldin

Erdin : (bkz. Erdi).

Erdinç: Dinç erkek Er + Dinç

Erdinç : Duru, güçlü kuvvetli erkek.

Erdoğan: Doğuştan yiğit

Erdoğan : Yiğit doğan.

Erdönmez : Sözünden dönmeyen, doğru sözlü.

Erduran: Duran, yaşayan yiğit

Erduran : (bkz. Erdönmez).

Erdurmuş : (bkz. Erduran).

Erdursun : (bkz. Erdurmuş).

Erduru: Katışıksız er, duru er

Erek: Ulaşılmak istenen, ardından koşulan şey, amaç

Erek : Gerçekleştirilmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, hedef.

Ereken : (bkz. Erek).

Erel: Yiğit el

Erel : Erkek eli, güçlü el.

Erem : Ulaşmak, kavuşmak için çaba gösteren

Eren: :1. Yetişen, ulaşan, vasıl olan. 2. İyi yetişmiş kişi. 3. Cesur, yiğit adam. 4. Ermiş. 5. Koca, zevc. 6. Kişi, şahıs.

Eren: Kendini Tanrı’ya adamış

Eren : 1. Yetişen, ulaşan, vasıl olan. 2. İyi yetişmiş kişi. 3. Cesur, yiğit adam. 4. Ermiş. 5. Koca, zevc. 6. Kişi, şahıs.

Eren Ada : Eren :1. Yetişen, ulaşan, vasıl olan. 2. İyi yetişmiş kişi. 3. Cesur, yiğit adam. 4. Ermiş. 5. Koca, zevc. 6. Kişi, şahıs – Ada icon biggrin E ile başlayan erkek bebek isimleri ört Tarafı Sularla Çevrili Kara Parçası

Erenalp: Ermiş yiğit

Erenalp : (bkz. Eren).

Erenay: Yetişip gelen Ay

Erenay : (bkz Eren).

Erencan: Ermiş kimse, ermiş can

Erencan : (bkz. Eren).

Erendiz : Gezegenlerin en büyüğü ve güneşe yakınlık bakımından beşincisi Jüpiter.

Erenel: Ermiş el, yiğit el

Erener: Ermiş yiğit

Erener : Ermiş yiğit

Erengüç : (bkz. Eren).

Erenöz : (bkz. Eren).

Erensoy : (bkz. Eren).

Erensu : (bkz. Eren).

Erentürk : Erentürk.

Erer: Erşir, yiğit er, yiğit erkek

Erer : Ulaşır, kavuşur.

Eretna : XIV. yy. Orta Anadolu’da Sivas ve Kayseri’de beylik kuran bir zat. Aslen Uygur Türkleri’nden olup Küçük Asya’da Anadolu Selçuklularına ait yerleri idarelerine almış olan İlhanlıların emirlerinden biri. Adil yönelimi sayesinde halkın övgüsünü almış ve kendisine “köse peygamber” lakabı verilmiştir.

Erez: Buğday ve arpa tarlalarında yetişen deliceotu da denilen bir bitki

Erez : Acıbadem ağacı.

Erg İner : Olgun erkek.

Ergalip : Üstün, yenen kimse.

Ergazi : (bkz. Ergalip).

Ergenç : Genç erkek.

Ergener : (bkz. Ergenç).

Ergi : İyi, güzel bir şeye erişme.

Ergin: Olmuş, yetişmiş, olgunlaşmış; haklarını kullanabilecek yaşa gelmiş, büyümüş

Ergin : 1. Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. 2. Haklarını kendi kullanmak için yasanın gösterdiği yaşa gelmiş olan kimse ( bkz. Reşid).

Erginalp: Yetişkin yiğit

Erginalp : (bkz. Ergin).

Erginay: Dolgun Ay, dolunay

Erginay : (bkz. Ergin).

Erginbay: Erişmiş, yetişmiş ve zengin

Ergincan: Olgunlaşmış kimse

Ergincan : Olgun ruhlu kimse.

Erginer: Yetişmiş, olgunlaşmış er

Erginsoy: Ergin bir hale gelmiş soy

Erginsoy : Olgun kişilerin soyundan gelen.

Ergintuğ : (bkz. Ergin).

Ergök : (bkz. Ergin).

Ergökmen : Mavi gözlü, sanşın kimse.

Ergönül : Gönül eri, iyi insan.

Ergun : Sert başlı, oynak ve hızlı giden at. Ergun Celaleddin Çelebi: Türk sufı. Mevlananın soyundandır. Kütahya mevlevi hanesine de şeyhlik yapmıştır.

Ergunalp : Hızlı, çevik, yiğit.

Erguner : Hızlı, çevik erkek.

Erguvan : Kırmızımtrak bir çiçek.

Ergüç : Erkek gücü.

Ergüden : 1. Yiğitlik eden erkek. 2. Sevk ve idare kabiliyeti olan, lider.

Ergüder: Başka erleri güdecek denli yiğit

Ergüder : (bkz. Ergüden).

Ergül: Erken açmış gül; erken gülesin, erken mutlu olasın

Ergül : Nadide gül, tek gül Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ergüleç: Güler yüzlü kimse, güleç yiğit

Ergüleç : Güleryüzlü erkek.

Ergülen: Gülen er, mutlu kmse

Ergümen : Amacına, isteğine kavuşan.

Ergün: Erken doğan güneş

Ergün : 1. Yumuşak uysal kimse. 2. Sulu kar, sulu saf kar.

Ergünay : (bkz. Ergün).

Ergüner : Yumuşak huylu, uysal erkek.

Ergüven : Kendine güvenen.

Ergüvenç : Güven duyulan kimse.

Erhan: Yiğit hakan

Erhan : İyi, adaletli hükümdar.

Erhen : İyi, adaletli hükümdar

Erib : Akıllı, zeki kimse.

Eriker : Becerikli, yürekli adam.

Erim : 1. Bir şeyin erebileceği uzaklık. 2. Vakıf olmak, yetmek.

Erim : Sevgi, mutlu haber

Erimel : (bkz. Erim).

Erimer: Sevilen kimse, muştu olan er

Erimşah : (bkz. Erim).

Erinç: Hiçbir eksiği, hiçbir acısı ve üzüntüsü olmama hali

Erinç : Rahat, huzur.

Erinç : Rahat, dirlik

Erinçer : Huzur veren kimse.

Eripek : Yumuşak, uysal erkek.

Eris : Zeki, uyanık, azılı.

Eriş: Ulaş, yetiş

Erk: Yaptırma gücü, güç

Erkal: Yiğit kal

Erkal : Erkek kal, adam olarak kal.

Erkam : Rakamlar, sayılar, yazılar. Erkam b. Erkam: İlk müslüman olan sahabilerden birinin adı. Peygamberimiz ve müslümanlar Mekke döneminde bir müddet çalışmalarını gizlice Erkam’ın evinden yürüttükleri için, evi İslâm tarihinde meşhur olmuş ve günümüze Daru’lErkam olarak ulaşmıştır.

Erkan: Erkek kanlı

Erkan : 1. Bir topluluğun ileri gelenleri, büyükler, üstler. 2. General ya da amiral aşamasındaki askerler. 3. Yol, yöntem, adet, usûl. 4. Temel esaslar. Rükünler, direkler.

Erkay : Bu ismin anlamı konusunda ayrıntılı bilgi sahibi olan ziyaretçilerimiz bize ulaşabilirler.

Erke: İşe çevrilebilen güç

Erke : 1. İş başarma gücü. 2. Nazlı serbest büyütülmüş çocuk Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Erkel: Güçle ilgili, güçsel

Erkel : Güçlü, kudretli el.

Erker: Güçlü erkek, güç sahibi kimse

Erkılıç : Kılıç gibi keskin güçlü yiğit.

Erkınay : Çalışan erkek.

Erkin: İstediği gibi davranabilen, özgür

Erkin : Serbest, hür.

Erkiner: İstediği gibi davranabilen erkek, özgür kimse

Erkiner : Bağımsız, özgür insan.

Erkman : Güçlü, etkili, sözü geçen kimse.

Erkmen: Güçlü kimse, güçlü erkek, sözü geçen kimse

Erkoç: Yiğit koç, koç gibi erkek

Erkoç : Güçlü, iriyan erkek.

Erkoçak: Eliaçık erkek, cömert kimse

Erkoçak : bkz. Koçak.

Erkol: Güçlü ol, güç sahibi ol, yiğit ol

Erksan : Güçlü, etkili san, tanınmış ad.

Erksoy : Güçlü soydan gelen.

Erksun : Gücünü, kudretini göster.

Erkul : Erkek kul, güçlü kuvvetli adam, kul.

Erkut : 1. Güçlü, dayanıklı erkek. 2. Mübarek insan, kutlu insan.

Erkutay : Uğurlu ayda doğan erkek.

Erman: Er kişi, yiğit kişi

Erman : 1. Arzu, istek. 2. Yerinme, pişman olma.

Ermin : Keykubat’m dördüncü oğlu.

Ermiş : 1. Allah’a yönelmiş ve bu yolda merhale katetmiş kimse. 2. Veli, aziz.

Ermiye : Dolu yağdıran kasırga.

Ernoyan : Yiğit başkomutan.

Eroğuz: İyi ve doğru erkek, iyi erkek arkadaş

Eroğuz : Yiğit kimse.

Erokay : Seçkin, beğenilen erkek.

Erol: Erkek ol sözünde dur anlamında

Erol : Erkek ol “Er” ve “ol” kelimelerinden birleşik isim.

Erol efe : Erol :Erkek ol. – “Er” ve “ol” kelimelerinden birleşik isim – Efe :1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı

Erolan: Yiğit olan, erkek olan, er olan

Eronat : Dürüst, güvenilir, iyi erkek.

Erozan: Yiğit ve şair kimse, yiğit şair

Erozan : Erkek ozan, şair.

Eröz : Özü erkek, yiğit olan.

Ersal : Yiğitliğinle tanın.

Ersalmış : (bkz. Ersal).

Ersan : l. Adıyla, sanıyla ünlenmiş erkek. 2. Güzel, güçlü san bırakmak.

Ersavaş : (bkz. Ersal).

Ersay: Yiğit olarak saygı göster

Ersayın : Saygı değer kimse.

Erseç : Seçkin ol.

Ersegün : Alp Arslan’ın çocukluk arkadaşı ve komutanlarından biri.

Ersel: Yiğit sel

Ersen: Kolay, zor olmayan

Ersen : Mutlu, neşeli erkek.

Ersen : Meclis, kurultay, kongre.

Erserim : (bkz. Serim).

Erseven : Seven erkek.

Ersever : (bkz. Erseven).

Ersevin: Erkenden, vaktinden önce sevinç duy

Ersezen: Vaktinden önce sezen kimse

Ersezen : (bkz. Ersezer).

Ersezer: Erken sezer, vaktinden önce sezer

Ersezer : Kavrayışı güçlü erkek.

Ersin: Beklediğine ulaşsın, uzun ömürlü olsun

Ersin : Erkeksin anlamında

Ersoy: Erkek soy, yiğit soy

Ersöz : Yiğit sözlü.

Ersu : (bkz. Ersöz).

Ersun: Erken sun, vaktinden önce sun

Ersunal : (bkz. Ersu).

Erşad : Sevinçli, mutlu erkek.

Erşahan : Şahin gibi güçlü yiğit.

Erşahin : Erkek şahin, kuş.

Erşan : Yiğitliğiyle tanınmış, ünlenmiş erkek.

Erşat: Doğru yolu bulan

Erşed : Er reşid, ergin olan, doğru yola daha yakın, hareket hattı daha iyi olan. (bkz. Reşid).

Ertaç: Erkeklerin baştacı olmuş güzel

Ertaç : Erkekliği taç gibi taşıyan

Ertan: Güneş’in doğma zamanından az önce, şafaktan önce

Ertan : Dericilerin,, yaprağıyla sahtiyan (deri) boyadıkları bir nevi ağaç.

Ertaş: Yiğit ve taş gibi sağlam kimse

Ertaş : Taş gibi erkekEr ve taş kelimelerinden birleşik isim.

Ertay: Yiğit tay

Ertaylar : Uzun boylu, yakışıklı erkek.

Erte: Sonraki, şafak sökme zamanı

Erte : 1. Gelecek şafak, şafak sökme zamanı. 2. Yarın. 3. Herhangi bir işte ilk başarı.

Ertek: Yiğit, ve tek er

Ertek : Tek, eşsiz yiğit.

Ertekin: Yiğit ve tek, yiğit ve biricik, biricik yiğit, yiğit prens

Ertekin : Soylu erkek Er ve tekin kelimelerinden birleşik isim.

Ertem : Erdem / Fazilet

Erten: Erkek tenli

Erten : 1. Sabah güneşin doğduğu zaman. 2. Gün.

Ertingü : Olağanüstü görülmemiş.

Ertok : Gözü, gönlü tok yiğit.

Ertöre : Töreleri olan yiğit.

Ertuğ : Sorguç tutan erkek.

Ertuğrul: Doğru ve yiğit kimse, Osmanlı İmparatoluğu’nun kurucusu Osman Gazi’nin babası

Ertuğrul : Dürüst, doğru, yiğit Ertuğrul Gazi: Osmanlı hanedanının kurucusu. Osman Bey’in babası.

Ertuna: Yiğit Tuna Irmağı

Ertuna : (bkz.Tuna).

Ertunca: Yiğit Tunca ırmağı

Ertunç: Tunçtan yapılmış, sağlam, yiğit erkek

Ertunç : l. Tunç renkli erkek2. Tunç madeni gibi güçlü kuvvetli erkek Er ve tunç kelimelerinden birleşik isim.

Ertunga : 1. Yiğit hakan. 2. Uygur yazıtlarında geçen Türk adı.

Ertürk: Yiğit Türk, erkek Türk

Ertürk : Yiğit Türk, Kahraman Türk; Türker, Er + Türk

Ertüze : (bkz. Tüze).

Erüstün: Üstün yiğit

Erüstün : Üstün erkek.

Erva : 1. Çok güzel genç. 2. Son derece cesur ve yiğit adam.

Erva Su : Erva :

Eryalçın: Çıplak, yalçın kaya gibi yiğit kimse

Eryalçın : Sert, güçlü, boyun eğmez yiğit.

Eryaman: Her bakımdan alışılmışın üstünde olan yiğit

Eryaman : Güçlü, becerikli.

Eryavuz: Çok sert yiğit, yavuz erkek

Eryavuz : Yürekli, korkusuz.

Eryetiş : Erken gel.

Eryıldız : Yıldız gibi parlak yiğit.

Eryılmaz: Hiçbir şeyden korkusu olmayan yiğit, gözü korkusuz yiğit

Eryılmaz : (bkz. Yılmaz).

Eryiğit: Yiğit erkek

Erzade : Yiğit oğlu.

Erzan : 1. Ucuz, bol. 2. Uygun, münasip, layık Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Esad : 1. Oldukça mutlu, daha saadetli. 2. Çok hayırlı. – Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır. Esad b. Zürare: Sahabedendir. Künyesi Ebu Umame’dir. Akabe bey’atmdan önce müslüman oldu. 1.2. ve 3. Akabe bey’atlarında hazır bulundu. Medine’ye İslamı ilk tebliğ eden sahabidir. Hicretin II. yılında Şevval ayında (Bedir öncesi) vefat elti.

Esat: Çok uğurlu ve mutlu

Esat : Çok uğurlu ve mutlu.

Esed : Arslan. Gazanfer. Haydar. Cesur ve kahraman kişi anlamında kullanılmıştır.

Esed : Aslan, gazanfer, cesur.

Esedullah : (Allah’ın arslanı) Hz. Ali, Hayber’in fethinde gösterdiği kahramanlıktan dolayı Rasûlullah (s.a.s), Hz. Ali’ye bu ismi vermiştir. Astronomi’de: Güneşin rumi, temmuzun 9′unda ve Efrenci temmuzun 23′ünde içine girdiği ve semanın kuzey yarımküresi eteğinde bulunan birçok parlak yıldızdan müteşekkil 5. burç.

Esedü’d-Din : Dinin arslara Şeref lakabıdır.

Esen: Sağ salim, rahat, mutlu sağlıklı

Esen : Sağ, salim, sağlıklı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Esenboğa : (bkz. Esen).

Esendağ : Dağ gibi güven verici ve sağlam yaptı.

Esendemir: Sağlıklı ve demir gibi

Esener: Sağlıklı yiğit

Esener : Sağlıklı, rahat kimse.

Esentürk: Sağlıklı Türk

Esentürk : Güçlü, kuvvetli, sağlıklı Türk.

Eser: Esme işini yapar, rüzgarlanır

Eser : 1. Nişan, alamet, iz. 2. Etki, tesir. 3. Yok olmuş bir nesneden kalma parça. 4. Bir kişinin ortaya koyduğu mahsul, telif. 5. Hadis, hadis ilmi. 6. İmal, icat. 7. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Esin: Tatlı tatlı esen sabah yeli, içe doğan güzel şey

Esiner: Sabah yeli gibi talı ve yiğit kimse, esin veren kimse

Eskin: Yel, sert esen yel

Eslek : 1. Çalışkan, gayretli. 2. Yumuşak başlı, uysal. 3. Atik, çevik.

Esmahan : (bkz. Esma).

Esmen: Esen yel gibi kimse

Esved : Siyah, esmer.

Eş’ari : Ebu Musa Abdullah b. Kays elEş’ari (Öl. 935). Ünlü kelam alimi, Eş’ari mezhebinin, kurucusudur. 40 yaşına kadar Mutezile görüşü benimsemiş, daha sonra Basra camiinden de herkese ilan ederek Mutezile’yi bıraktığını açıklamıştır.

Eşay : Ay kadar güzel.

Eşca : En cesur, en yiğit kişi.

Eşfak : Daha şefkatli, çok merhametli.

Eşir : Çok sevinçli.

Eşlem : 1. En selamatli, en emin, en doğru yol. 2. Kendisini bütünüyle Allah’ın dinine adamış, Silm’e girmiş mü’min Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

Eşraf : 1. Şerefli, saygın kimseler. 2. Bir yerin zenginleri, sözü geçenler.

Eşref: Şerefli, şeref sahibi

Eşref : Daha şerefli, çok onurlu, çok aziz, pek muhterem. Eşrefi: Akkoyunlular devrinde kullanılan bir çeşit gümüş para. Yavuz Sultan Selim’in Mısırı fethettikten sonra burada bastırdığı para. Eşrefoğlu Rumi: Kadiri tarikatının bir kolu olan Eşrefîyye adlı ekolün kurucusu.

Eşref : En çok şerefli, itibarı en çok yüksek olan.

Etem : Daha tam daha noksansız, mükemmel (bkz. Ekmel).

Etem : Kusursuz, noksansız.

Ethem: Kara, yağız at

Ethem : (bkz. Edhem).

Eti: Hitit

Evcan : Evdeki insan evcimen.

Evcimen : Evine, ailesine bağlı. Ev işlerinde becerikli.

Evfa : Daha vefalı, cana yakın, sözünde duran.

Evgin : Telaşlı, aceleci

Evin: Buğday tanesinin içi, özü

Evirgen : İşini bilen, tedbirli kimse.

Evliya : 1. Veliler. 2. Allah’ın dostları. 3. İman edip salih amel işleyenler. 4. Allah yolunda mallan ve canlarıyla cihad edenler. 5. Allah’ın emaneti olan dinini ve hükümlerini yeryüzünde tevelli ederek korumaya çalışanlar.

Evran : Baht, büyük yılan.

Evre: Bir olayda birbiri ardınca gelen değişik durumların her biri

Evrem : 1. Büyük yılan, ejderha. 2. Felek, zaman. 3. Kainat, dünya. 4. Yaşanılan vasat.

Evren: Var olan şeylerin tümü

Evren : 1. Büyük yılan, ejderha. 2. Felek, zaman. 3. Kainat, dünya. 4. Yaşanılan vasat.

Evrensel: Dünya ölçüsünde olan

Evrensel : Alemşümül karşılığı olarak Fransızca “Universal’e benzetilerek kullanılır.

Evrim: Kendiliğinden oluşan değişim, dönüşüm

Evsan : Pullar, harçlar (bkz. Esnam) İsim olarak kullanılmaz.

Evvah : 1. Çok ah eden. 2. Çok dua eden. 3. Merhametli. 4. İmanı sağlam. 5. Din bilgisi çok geniş olan kimse. 6. Kur’anı Kerimde bu isimle Hz.İbrahim vasıflandırılmıştır.

Evvel : 1. İlk başlangıç, ilkin. 2. Allah’ın 99 isiminden biri.

Eygül : İyi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Eylem: Belli bir erekle ve yöntemle yapılan iş, etkili davranış

Eylem : 1. Eyleme işi, fiil, aksiyon. 2. Bir durumu değiştirme ve daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası, amel.

Eylül Emirhan : Eylül :Sonbahar’ın ilk ayı – Emirhan icon sad E ile başlayan erkek bebek isimleri bkz. Emir). – “Emir” kelimesine “han” eki getirilerek iki isimden meydana gelmiştir

Eymen : 1. Daha uğurlu, çok talihli, hayırlı, kutlu. 2. Sağ taraftaki. Eymen b. Hureym:. Sahabedendir. Mekke’nin alınışı sırasında müslüman oldu. Babası ve amcası Bedir şehitlerindendir. Hadis rivayctiylc ün kazandı.

Eymen : Daha uğurlu, çok talihli, hayırlı. Sağ taraftaki.

Eyüb : 1. Sabırlı. 2. Dönen, pişman olan, günahlarına tevbe eden demektir. Kur’an’da adı geçen peygamberlerden. Güzel sabır sahibi. Allah’ın imtihanına güzellikle sabredip mükafat ve ihsana ulaşmıştırTürk dil kuralı açısından “b/p” olarak okunur.

Eyüp: Sabırın simgesi olmuş bir peygamber

Eyüp : Tevbe eden, hatalarına pişman olan.

Eyüp ensar : Eyüp :Sabrın simgesi olmuş bir peygamber – Ensar :1. Yardımcılar, muavinler, müdafiler, koruyucular. 2. Medine’ye hicretle Mekkeli muhacirlere yardım eden, Medineli müslümanlara verilen ad. Kur’an-ı Kerim’de çok geçen kelimelerden birisidir

Eyüp Kaan : Eyüp :Sabrın simgesi olmuş bir peygamber – Kaan :1. Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. 2. Hakan, hükümdar.

Ezelhan : (bkz. Ezel).

Ezgü : Makam, hava Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ezhan : İnsanda akıl, fikir, zeka, hafıza anlayış, kavrayış, kudretleri Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ezheran : Ay ve güneşErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Eznev : Yeni baştan, yeniden Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ezrak : Mavi gözlü. Gök rengi saf ve temiz su Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Nis 242013
 

Fadale : 1. Faziletli. 2. Rasulullah’a tabi olmuş sahabedendir. Medineli ilk müslümanlardandır. Birçok hadis rivayeti mevcuttur.

Fadıl: Erdemli, üstün kişi

Fadıl : (bkz. Fâzıl).

Fadl : 1. İyilik. 2. Fazilet. 3. Erdemlilik. Fadl b. Abbas b. Abdülmuttalib: Rasulullah’ın amcası Abbas (r.a.)’ın oğludur.

Fahhar : 1. Çok övünen, kendini çok metheden. 2. Çanak, çömlek, toprak testi. 3. Saksı.

Fahim : 1. Akıllı, anlayışlı, kavrayışlı.2. Ulu, büyük, sayan.

Fahir: Övünülecek kadar, övünen, gösterişli ve değerli

Fahir : 1. Övünülecek, iftihar edilecek. 2. Şerefli, kıymetli. 3. Parlak, güzel, mükemmel.

Fahreddin : Dinin övdüğü, diniyle övünen. Dinin seçkini. Fahreddin Razi: (Rey 1149Horat 1209). Müfessir, kelamcı. Dilbilimci. Fizikçi. Tıpçı.

Fahri : Bir karşılık beklemeden yalnızca şeref ve iftihar vesilesi olarak kabul edilen iş. (İş, sıfat, unvan). Fahri aza, fahri üye; maaşsız, ücretsiz veya müessese için gurur kaynağı olan kişi.

Faik: Başkalarından daha ileri, üstün

Faik : 1. Üstün, seçkin, yüksek, ileri. 2. Mümtaz, manevi olarak üstün olan.

Faiz : Fevz bulan, muradına ulaşan, başarı kazanan. Kur’an’da müslümanları vasfetme sadedinde birçok yerde geçmektedir.

Fakı : Fakih’ten bozma kelime. Anadolu’da okuryazar ve bilgili imam, hoca gibi kimselere eskiden verilen unvan.

Fakih : l. Bir şey bilen yahut anlayan kimse. 2. Fıkıh ilminde üstad. İslam hukuk bilgini.

Fakir: Yoksul

Falih : 1. Felaha eren, başarı kazanan, muradına eren. 2. Toprağı süren, eken.

Farabi : 870950 yıllan arasında yaşamış ve Aristo felsefesinin İslam aleminde yayılmasına yol açmış Türk filozofudur. Kendisine muallimi sani (Aristo’dan sonra 2. üstad) unvanı verilmiştir. Eserlerinin İbni Sina üzerinde büyük tesiri vardır. Kanun dediğimiz çalgının mucididir. Asıl adı “Ebu Nasır Muhammed’tir.

Faris : 1. Atlı (süvari). 2. Binici, ata binmekte maharetli. 3. Ferasetli, anlayışlı. 4. İran’ın güneyindeki Şiraz vilayeti.

Faruk: Bir işi sonuca ulaştıran

Faruk : 1. Haklıyıhaksızı ayırmakta güçlü olan. 2. Doğruyu yanlıştan ayıran. 3. Keskin Hz. Ömer’in lakabı; haklıyı haksızdan ayırederek adaleti tam yerine getirmekte ün kazandığı için “Faruk” kelimesiyle adlandırılmıştır.

Farûki : Hz. Ömer’in nesline yahut adaletine mensup.

Faryab : 1. Dere ve ırmak suyu ile sulanan yer. 2. Eski Horasan’da Delh’e yakın bir şehir.

Fasih : Güzel, düzgün ve açık konuşan.

Fatih : 1. Fetheden, açan. 2. Bir ülkeyi, şehri veya kaleyi zapteden kimse. 3. Hüküm veren anlamında, Cenabı Hakk’ın sıfatlarından biridir. A’raf suresi 89. ayet İstanbul’u fetheden yedinci Osmanlı padişahı Sultan Mehmet Han’a bu fethinden ötürü verilen unvan.

Fatin : 1. Zeki, anlayışlı. 2. Zihni açık, kavrayışlı. Uyanık.

Fayih : Kendiliğinden dağılan güzel koku.

Faysal : 1. Keskin hüküm, karar. 2. Halletme, neticelendirme. 3. Keskin kılıç. 4. Hakim.

Fazıl: Erdemli, manevi değerce üstün

Fazıl : 1. Faziletli, fazilet sahibi. 2. Erdemli, faik, üstün (bkz. Faik, Fadıl).

Fazlı : 1. Değer, üstünlük, iyilik, fazilet, lütuf. 2. Fazla, ziyade, artık, baki. 3. İki sayının birbirinden olan farkları. 4. İlim ve irfan sahibi. 5. Âli, cenablık, ihsan, cömert. 6. Olgunluk.

Fazlullah : Allah’ın fazlı, erdemi, lütfü.

Fecri : Sabaha karşı güneş doğmadan önce ufkun gündoğusu tarafından görülen aydınlığı, tanyerinin ağarması.

Feda : Kurban olma, gözden çıkarma.

Fedai : l. Canını esirgemeyen, mühim bir maksat uğrunda canını vermeye hazır bulunan. 2. Allah yoluna başkoymuş.

Fedakâr : Birleşik isim. Kendini veya şahsi menfaatlerini esirgemeyen.

Fedayican : Canını vermeye hazır, canını verme.

Fehim : Zeki, anlayışlı, pek çok anlayan.

Fehmi: Anlayışlı, çabuk kavrayan

Fehmi : Fehme mensup, fehim ile ilgili (bkz. Fehim).

Felah : Kurtuluş, selamet, mutluluk, bahtiyarlık.

Felak : . 1. Gün ağarması. 2. Kur’anı Kerim’in 113. suresinin adıErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Felin : Mantar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Fener : İçinde ışık kaynağı bulunan şeffaf mahfaza.

Ferağ : Serin rüzgar.

Ferahet : Şan ve şerefErkek ve kadın adı.

Feramuş : Unutma, hatırdan çıkma, nisyan.

Feramuz : Şanlı, şerefli, ün kazanmış.

Ferda: Yarın, gelecek zaman

Ferdi: Bireysel, tek başına

Ferdi : Fertle ilgili, ferde has, tek başına yapılan.

Ferec : 1. Gam, tasa ve sıkıntıdan kurtulma. 2. Zafer.

Ferhad : Anadolu Anonimi’nde Ferhad ve Şirin adıyla meşhur olan eski bir hikayenin erkek kahramanı olup Şirin’in aşıkıdır (bkz. Ferhat).

Ferhan: Sevinçli, mesut

Ferhan : 1. Sevinçli, mesut. 2. Şen, memnun.

Ferhat: Rahatlık

Ferhat : Sevinç, neşe. (bkz. Ferhad).

Ferid : Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır.

Feridun: Tek başına, eşsiz

Feridun : 1. Sekizinci gök. 2. Pişdadilerin 6. padişahı olup Cemşid sülalesinden demirci Gave’nin yardımıyla Dahhakı Mari’yi öldürmüştür. Lakabı Ferruh’tur.

Feridüddin : Dinin feridi, tek, eşsiz, kıyas kabul etmez kimse.

Ferit: Sıralanmış inci taneleri

Ferit : 1. Avcı kuş. 2. Donmuş, katılaşmış şey.

Ferit Can : Ferit :1. Avcı kuş. 2. Donmuş, katılaşmış şey. Can :1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.

Ferma : . 1. Emreden, buyuran. 2. Amir Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ferman : 1. Emir, buyruk. 2. Padişah tarafından verilen yazılı emir, berat, buyrultu.

Fermend : Mevki ve şeref sahibi.

Ferruh : 1. Uğurlu, kutlu. 2. Mübarek. 3. Aydınlık insan (bkz. Mübarek).

Ferruhi : 1. Ferruha ait. 2. Uğurluluk, meymenet. 3. İranlı ünlü şair.

Ferzan: Bilim

Ferzane : 1. Alim, bilgin, seçkin. 2. Benzerlerinden, akranlarından ileride. 3. Hakim, feylesof. 4. Tasavvufta, ncfsani bağlantılardan sıyrılmış olan derviş Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Fesahat : Açıklık, duruluk Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Fethi : Fethe mensup. Fetih hakkında yazılan kaside.

Fethullah : Dinin açılması. Yaşamaya başlamak. Allah’ın nusreti.

Fetih : 1. Açma, açış, açılma. 2. Bir ülkeyi, şehri veya kaleyi ele geçirme. 3. Zafer. 4. Kur’anı Kerim’in 48. suresi. 5. Kapalılığı giderme, ihtilafı halletme.

Fettah : 1. Açan, açıcı, zafer kazanmış, üstün gelmiş. 2. Kullarının kapalı işlerini açan, Cenabı Hakk’ın isimlerinden.

Fevzi : 1. Kurtuluşla ilgili. 2. Zafere ait. 3. Galip gelen, üstün olan.

Feyha : Büyük, geniş, engin. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Feyyaz : 1. Çok faydalı, çok verimli. 2. Feyiz, bereket ve bolluk veren.

Feyyâz : Feyz, bereket ve bolluk veren.

Feyzi : 1. İlim, irfan. 2. Akma, suyun akıp taşması. 3. Bolluk çokluk, verimlilik Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Feyzullah : Allah’ın feyzi, bolluğu, bereketi.

Feza: Gökyüzü, uzay

Feza : 1. Ucu bucağı bulunmayan boşluk. 2. Dünyanın sonsuz olan genişliği, sema Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Fezzan : Büyük Sahra’da, Trablus ülkesinin güneyinde bir ülke. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Fırat: Bir nehir adı, Türkiye’den geçip Basra’ya dökülür

Fırat : 1. Tatlı su. 2. Türkiye’nin en uzun nehri.

Fırat : :1. Tatlı su. 2. Türkiye’nin en uzun nehri.

Fikret : 1. Fikir, düşünce. 2. İdrak. 3. Zihin, akıl. 4. Murat, maksat, niyet Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Fikri: Düşünce ile ilgili

Fikri : Fikre ait, fikirle ilgili, düşünerek meydana getirilen şey.

Firas : 1. Yiğit, mert. 2. Binici, at yetiştirici.

Firazende : YükseltenErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Firuz: Mutlu, üstün gelmiş

Firuz : Mesut, mutlu, sevinçli, ferah, uğurlu, iyi bahtlı.

Fuad : Kalb, yürük, gönül.

Fuat: Gönül, yürek

Fuat : Kalb, gönül.

Furat : (bkz. Fırat).

Furkan: İyi ile kötü, doğru ile yanl��ş arasındaki herşeyi gösteren

Furkan : Hakkı, batıldan, doğruyu yanlıştan ayırma, tefrik.

Fuzuli : 1. Boşuna, yersiz, lüzumsuz, haksız. 2. Boşboğaz lüzumsuz işlerle uğraşan. 3. Yetkisi olmadığı halde başkası namına tasarrufta bulunan Fuzuli Mehmed:XVI. yy. ‘da yaşamış büyük Türk şairlerinden. Çağatay edebiyatı da dahil olmak üzere, Türk edebiyatının birçok sahalarında kuvvetli tesir ve nüfus sahibidir. Türkçe, Arapça, Farsça, manzum, mensur birçok eserleri vardır. Bunlar arasında “Leyla ve Mecnun” mesnevisi çok meşhurdur.

Füruzan : Parlayıcı, parlayan, parlak Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Nis 232013
 

Gaffar : 1. Kullarının günahlarını affeden, Allah. 2. Çok merhamet eden. Allah’ın isimlerinden. -(bkz. Abdülgaffar)

Gaffar : 1. Kullarının günahlarını affeden, Allah. 2. Çok merhamet eden. Allah’ın isimlerinden(bkz. Abdülgaffar).

Gafur : Mağfiret eden, yarlığayan, affeden, bağışlayan, merhamet eden Allah. Allah’ın isimlerinden (bkz. Gaffar).

Gagauz : 1. Gökoğuzlar. 2. Hristiyanların Ortodoks mezhebine bağlı Türk kavmi. Balkanlar ve Rusya’da yaşamaktadırlar. Deliorman, Dobruca, Beşerabya ve Ukrayna’da oturan Hristiyan Türklere verilen ad.

Galib : 1. Galebe çalan, muzaffer, yenen. 2. Güçlü kuvvetli, kudretli, hükmeden. 3. Üstün baskın. Şeyh Galip: Meşhur divan şairlerinden. 17571798 yıllan arasında yaşamıştır Türk dil kurallarına göre “b/p” olarak kullanılır.

Galip: Yenen, üstün gelen

Gani: Zengin, cömert, bol çok, elindekiyle yetinen

Gani : 1. Zengin varlıklı, bol doygun. 2. Sahip olduğunda fazlasını istemeyen. Allah’ın isimlerinden (bkz. Abdülgani).

Ganim : Ganimet alan.

Garib : 1. Yabancı, acaib. Kimsesiz, memleketinden uzak. Türk dil kuralları açısından “b/p” olarak kullanılır.

Gavs : 1. Suya dalma, dalgıçlık. 2. Yardım muavenet. 3. Yardım istemek için bağırmak. 4. Yardımcı, imdada yetişen. 5. Allah’ın velileri, hakkında kullanılır. Daha çok ünvan olarak verilir Gavsı Azam: Tarikat kurucusu, özellikle Abdülkadir Geylani için kullanılır.

Gayret : . 1. Çalışma, çabalama. 2. Kıskanma, çekememe. 3. Aziz ve kutsal bir şeye tecavüz edildiğini görmekten doğan asil temiz duyguErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gaza : Din uğruna savaş.

Gazal : 1. Ceylan. 2. Geyik, âhû. 3. Geyik yavrusu. 4. Güzel göz, irigöz.

Gazanfer : 1. İri arslan, şir. 2. Cesur, yürekli, yiğit adam. 3. Hz. Ali’nin lakabı.

Gazel : 1. Latif. 2. Kuruyarak dökülmüş ağaç yaprağı. 3. Divan, Fars ve Arap edebiyatlarında en yaygın nazım şekli.

Gazi: Savaşta yara alan

Gazi : 1. Allah yolunda savaşan kişi. 2. Gaza sırasında yaralanan kimse. 3. Gaza sırasında yararlıklar gösteren kumandanlara verilen unvan. 4. 2. Mahmud zamanında çıkarılan altın sikke.

Gazir : 1. Yumuşak, mülayim. Tatlı, nazik, uysal.

Gaziyüddin : Din uğrunda yara alan, yaralanan. Savaşan.

Gazzal : İplikçi.

Gazzali : İslam aleminin büyük mütefekkirlerinden Babası “Gazzaliplikçi” sanatçısı olduğu için kendisine Gazali adı verilmiştir.

Gediz: Su birikintisi, gölcük, Ege Bölgesi’nde bir akarsu

Gencal : Genç kal(bkz. Genç).

Gencay : Ayın bir haftalık oluncaya kadar ki şekli, hilal.

Gence : Kuzey Azerbaycan’ın Baku’dan sonra en büyük şehri.

Gencer: Delikanlı, genç yiğit

Gencer : Yeni taze, körpe kimse, yiğit.

Genco: Genç olmaktan, genç o anlamına

Genç: Yaşı ilerlememiş olan, yaşlı olmayan, canlı, dinç

Genç : 1.Hazine define. 2. (a.) Naz, eda, cilve.

Gençalp: Genç yiğit

Gençay: Yeni doğan Ay, ilk ay

Gençkal: Hiç yaşlanma, her zaman genç kal

Gençyaz : İlkbahar Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gevan : Kahramanlar, yiğitler.

Gevheri : Pırlanta gibi temiz insan.

Geylani : cennetin ilk çıkan kirazı

Gezegen : Güneş etrafında dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı.

Gezgin: Yeni yerler görmek ereğiyle geziye çıkan kimse

Gıyas : Yardım, gavs, nusret.

Gıyas : Yardım eden

Gıyaseddin : Dinin yayılması için yardımı dokunan zat. Gıyaseddin Keyhüsrev I: Anadolu Selçuklu Sultanı Türk dil kuralına göre “d/t” olur.

Gilman : 1. Tüyü, bıyığı çıkmamış delikanlılar gençler. 2. Köleler, esirler. 3. Cennette hizmet gören erkekler.

Gilşah : . 1. Balçık şah. 2. Balçıkta yapıldığı için Hz. Adem’in lakabı. 3. Farsların masal kahramanı Keyyummers’in lakabı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Girami : Aziz, muhterem, saygın ulu.

Giray: Uygun, eskiden Kırım hanlarına verilen ünvan

Giray : Kuvvetli, kudretli. Kırım hanları tarafından unvan olarak kullanılmıştır Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Giray : Kırım hanı.

Girgin: Herkesle çabucak ahbaplık, yakınlık kurabilen, sokulgan kimse

Girgin : Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilenErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Giryar : . Ağlayıcı, ağlayan, (bkz. Nalan) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gizay: Gizemli Ay, saklı Ay

Gizer: Giz gibi saklanan yiğit

Gizmen: Giz saklayan kimse, sırdaş

Gokhan : Göklerin hakanı Gök gibi büyük han

Göğem : Halk dilinde yeşile çalan mor Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gökalp: Gök gözlü yiğit

Gökalp : Göklerin yiğidi bahadır.

Gökay: Gökteki Ay, gök ve Ay

Gökay Kutlu : Gökay :Gök ve Ay gibi güzel olan – Kutlu :1. Mübarek ay. 2. Borneo adasının doğu tarafından bir sultanlık

Gökbay: Gök yüzlü ve zengin kimse

Gökbel: Yeşil bir dağın geçit veren yeri

Gökben: Özü genç olan

Gökben : Gökle ilgili, uzay sema Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gökberk: Mavi ve gözlü ve sert

Gökberk : Yeşil Yaprak; Gök Gibi Pek, Yüksek Gök; Gök + Berk

Gökbey: Mavi gözlü bey

Gökcan: Mavi gözlü ve can yakan kimse

Gökcan : Yeşermiş, taze can, özlemle dolucan

Gökçay : , (bkz. Gökçe)Kuzey Kafkasya da az tatlı su gölüErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gökçe: Gök mavisi, güzel

Gökçek : 1. Güzel çok güzel. 2. Hoş, sevimli, cana yakın alımlı. 3. İnce narin zarif. 4. Güler

Gökçen: Güzel, sevimli, mavi gözlü ve sarışın, yiğit, efe

Gökçener: Mavi gözlü yiğit

Gökçer: Mavi gözlü yiğit, gökçe er

Gökdeniz: Mavi deniz

Gökdoğan : Kuzey yarımkürede yaşayan bir doğan türü.

Gökekin : Yeni başak meydana getirmiş ekin Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Göker: Gökyüzü gibi er

Gökhan: Göklerin hakanı

Gökhan : Göklerin hakanı Gök gibi büyük han

Gökkır : At donlarından maviye çalan kır Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gökkuşağı : Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı Erkek ve kadın adı

Gökmen: Gök rengi gözlü

Göksel: Gökle ilgili, göğe ait

Göksel : Semavi, gökçül karşılığı olarak kullanılan uydurma kelam.

Göksu : 1. Türklerin oturduğu birçok akarsuya verilen isim. 2. Adana’dan gelerek Akdeniz’e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarındanErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Göksün : Binboğa dağlarından Elbistan’ın güney batısında Seyhan nehrine karışan çay Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Göktepe : Mavi tepe.

Göktuğ: Gök renkli Tuğ sahibi

Göktuğ : 1. Gök renkli Tuğ sahibi. 2.Savaşmayı seven kimse

Göktuğ : Gök renkli Tuğ sahibi

Göktunç: Mavi gözlü ve tunç gibi

Göktürk: Orta Asya’da hüküm süreneski Türk devleti

Göktürk : Orta Asya’da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse.

Gökyüzü : Göğün görünen yüzeyi (sema) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gönen: Mutlu ol, sevin

Gönenç: Varlık, bolluk, mutluluk, sevinç

Görkay: Güzel Ay, görkemli ay

Görkem: İhtişam, gösteriş

Görkem : 1. İhtişam, gösteriş karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir. 2. Gösterişli, heybetli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Görkem Baki : Görkem :1. İhtişam, gösteriş karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir. 2. Gösterişli, heybetli – Baki :1. Allah’ın isimlerindendir. Genellikle “abd” takısı alarak kullanılır, (bkz. Abdülbaki). Kalıcı, sürekli, devamlı. Varlığının sonu olmayan. Ölümsüz. 2. Artan, kalan, geriye kalan. 3. Korunmuş. Baki: – Ünlü Türk şairlerinden olup asıl adı Abdülbaki Mahmud’dur.

Görker : Gösterişli kimse.

Görkmen: Alımlı, yakışıklı yiğit, görkemli erkek

Görsel : Görmekle ilgili manasına kullanılan uydurma bir kelime Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gözlem : Müşahade, gözlemek karşılığı olarak kullanılan kelime Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gufran : Günahların affı.

Gulam : 1. Oğlan, uşak. 2. İran ve Hindistan’da (abd) kelimesi yerine kullanılmıştır Gulam Ali, Gulam İshak Han gibi.

Gurbet : Doğup yaşanılmış olan yerden uzakta yer Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gurur : 1. Övünme. 2.Kendini beğenme, büyüklenme, benlik, kibir.

Gurur : 1. Övünme. 2.Kendini beğenme, büyüklenme, benlik, kibir.

Güçhan: Çetin han, güçlü han

Güçkan: Güçlü soydan olan kimse

Güçlü: Dayanıklı, zorlu, gücü olan, kuvvetli, sözü geçer

Güçlü : 1. Gücü olan kuvvetli zorlu. 2. Bir musiki dizisinde duraktan sonraki en önemli perde.

Güçlü Devrim : Güçlü :Kuvvetli, Gücü Çok Olan, Dişli, Zorlu; Canlı, Diri; Baskın, Etkili; Yetkili, İktidarlı; Şiddetli; Devrim :1. Hareket halinde bir şeyin bir eğri çizerek dönmesi, devretmesi. 2. Köklü değişiklik, inkılap. 3. Eski olduğu fark edileni yıkıp yerine yeni olduğu farz edileni koymak. 4. İhtilal.

Güçlüer: Dayanıklı, zorlu yiğit, güçlü yiğit, sözü geçer yiğit

Güçlütürk: Dayanıklı, zorlu Türk, kuvvetli Türk

Güftar : Söz, kelam Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Güher : Gevher, cevher, (bkz. Gevher) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gülabi : Gülsuyu.

Gülberk : Gül yaprağıErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gülden Ömer : Gülden :Gül gibi, güle ait, gülden yapılmış

Gülenbey : (bkz. Gülenay).

Gülhan: Gül gibi güzel hakan

Gülhan : Gül evi, ateşhane.

Gülibar : Gül fırtınasıErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Gülname : Sevgiliye yazılan mektup, kaside.

Gülnar : Hisar, kule.

Gülsefa : Huzur Veren Gül, Ferahlatan Gül, Rahatlık Veren Gül; Güzel, Gül Yüzlü, Gönlü Açan; Gül + Sefa

Gültekin: Güvenilen, herkese hayrı dokunan

Gültekin : Genç delikanlı, nazik.

Gün: Gündüz vakti

Günal: Kırmızı Güneş, al Güneş

Günaltan: Kızıl sabah vakti ve Güneş

Günaltay: Altaylar’dan doğan Güneş, Altay Güneşi

Günay: Güneş ve ay, güneş gören yer

Günaydın: Sabahları söylenen bir esenleme sözü, gününüz aydın olsun

Gündoğan: Doğan Güneş, doğan gün

Gündüz: Gecenin karşıtı

Güner: Güneşin doğma zamanı

Güneş: Gezegen sistemimizin enerji kaynağı

Güney : Dört ana yönden biri Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Güngör: İyi günler yaşa anlamında

Günhan: Oğuz’un altı oğlundan Güneşi simgeleyenin adı

Günsel : Hızlı akan sel.

Güntan: Güneşin doğuşundan az önceki zaman

Güral: Kıpkırmızı, çok kırmızı

Güralp : Güçlü yiğit

Güray: Bereketli, bolluk içinde olan ay

Güray : Yeni doğan ay.

Güray Kaan : Güray :Bol ışıklı ay, güçlü ay

Gürbüz : 1. İyi, yetişmiş, sağlam ve kuvvetli. 2. Cesur, kuvvetli. 3. Sağlıklı, sıhhatli.

Gürbüz : Toplu, güçlü dinç erkek.

Gürcan: Herkesi seven, herkes için özveride bulunan

Gürcü : Gürcistan ahalisinden veya bu ahalinin soyundan olan. Gürcistan ahalisine ait.

Gürçınar : Çok büyümüş, gelişmiş, serpilmiş.

Gürdal : Güçlü, gelişmiş dal.

Gürel: Sürekli oluşum ve dönüşüm halinde olan

Gürel : Maiyeti geniş, çevresi güçlü kuvvetli.

Gürgan : 1. İran’ın kuzeydoğusunnda bir yer. 2. Aksak Timur’un lakabı.

Gürhan : 1. Hanlar hanı. 2. KaraHitay prenslerine verilen unvan.

Gürkan : 1. Bol kan. Genç, taze, gelişmiş, serpilmiş.

Gürol : Büyü, serpil, geliş.

Gürsel: Gürlükle ilgili, gür olan

Gürsel : Gürlükle ilgili, gür olan

Gürsu : Temiz, pak, hızlı su Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Güven: İtimat, emniyet

Güven : 1. Korku ve kuşku duygusundan uzak. 2. İnanma ve bağlanma duygusu. 3. Yüreklilik, cesaret Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Güvenç : 1. Güvenme, dayanma, itimat. 2.Övünme, gurur.

Güzir : Çare, derman Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Nis 232013
 

Habbab : Seven, sevgili, dost.

Habban : Güney Arabistan’da bir kasaba.

Habeşi : Habeşler gibi derisinin rengi çok koyu esmer olan kimse. Habeş ırkına mensup.

Habib : Sevgili. Seven, dost.

Habibullah : Allah’ın sevgilisi. Hz. Peygamber.

Habil : Habil. Hz. Adem’in oğullarından, Kabil’in kardeşi, Kabil tarafından öldürülmüştür. Yeryüzünde ilk öldürülen kişidir.

Habir : 1. Taze, haberli, bilgili, agah, vakıf. 2. Cenabı Hak.

Haccac : 1. Delil ikame eden. Delille galip olan. 2. Irak valisi olup, Hz. Muhammed soyuna ve taraflarına eziyet eden Yusuf b. Sakail’nin unvanı. Yezid’in komutanlarından.

Hace : 1. Hoca. 2. Bilgin, öğretmen. 3. Çelebi, sahip, muallim, profesör Daha çok lakab olarak kullanılır.

Hacı : 1. Hacca giden, Kabe’yi ziyaret eden, hacı. 2. Dini bir mahalli ziyaret eden kimse.

Hacib : Birinin bir yere gitmesine engel olan. 2. KapıcıTürk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

Hacir : 1. Hicret eden, bir başka yere geçen. 2. Sayıklayan.

Haddas : . Çabuk kavrayan, anlayışlı, kavrayışlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Hadi : 1. Yenilene yardım eden, yardımcı. 2. Hidayet eden, doğru yolu gösteren. Kılavuz, rehber. 3. Önde giden kimse. 4. Mızrak ucu.

Hadic : Erken doğan oğlan çocuğu.

Hadid : 1. Keskin. 2. Demir. 3. Öfkeli, hiddetli, şiddetli, titiz. 4. Kur’anı Kerim’in 50. suresinin adı.

Hadim : Hizmetkar, yardım eden. Hadimi Harameyn: Haremi Şerifin hizmetkarı. Hicaz’ın alınmasından sonra Osmanlı sultanlarına verilen lakap.

Hafi : 1. Çok ikram eden, insanı güler yüzle karşılayan. 2. Yalınayak yürüyen, koşan adam.

Hafid : Erkek torun.

Hafiz : 1. Allah’ın adlarındandır. Muhafaza eden, saklayan, esirgeyen, koruyan. 2. Kur’an’ı ezbere bilen ve usulüne uygun okuyan kimse.

Hafizüddin : Dinin koruyucusu Daha çok unvan olarak verilir.

Hakan: Büyük Han, hanlar hanı

Hakan : 1. Eski Türk ve Moğol hükümdarlarının kullandığı unvanlardan biri, hanlar hanı. 2. Kağan.

Hakan Bülent : Hakan :1. Eski Türk ve Moğol hükümdarlarının kullandığı unvanlardan biri, hanlar hanı. 2. Kağan – Bülent :Yüce yüksek, ala, ulu

Hakem : 1. Bir uzlaşmazlığın halli için tarafların üzerinde anlaştıkları kimse. 2. Çeşitli yarışmaları, müsabakaları idare eden kimse. 3. Jüri, bir yarışmada değerlendirme yapan kimse. 4. Allah’ın isimlerinden. Hüküm veren, karar veren, bütün meselelerin kendisine döndüğü hüküm sahibi.

Hakgüzar : Hakkı tanıyan, haktan ayrılmayan Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Haki : ı. Yeşile çalan koyu sarı renk, toprak rengi. 2. Topraktan, toprağa mensup. Mütevazi kişi.

Hakim : 1. Her şeye hükmeden, hikmet sahibi olan Allah. 2. Hükmeden, dava yargılama işine memur olan, yargıç. 3. Üstte bulunan. 4. Hekim, akıllı, becerikli. 5. Kadı, vali, amir, hükümdar, emir.

Hakkı: : 1. Doğruluk ve insaf sahibi. 2. Bir insana ait olan şey. 3. Dava, iddiada hakikate uygunluk. 4. Emek. 5. Pay, hisse. 6. Layık, münasip.

Hakkı : 1. Doğruluk ve insaf sahibi. 2. Bir insana ait olan şey. 3. Dava, iddiada hakikate uygunluk. 4. Emek. 5. Pay, hisse. 6. Layık, münasip.

Haktan : Allah’tan gelen, Allah’ın verdiği.

Haktanır : Herkesin hakkını gözeten kimse.

Halas : Kurtuluş, kurtulma.

Halaskar : Kurtarıcı.

Haldun: Kalp, yürek

Haldun : Devamlılar, sürekli olanlar.

Halef : 1. Babadan sonra kalan oğul. 2. Memurlukta, birinden sonra gelip onun yerine geçen kimse.

Halid : 1. Sonsuz, daim, ebedi. 2. Bir yıldan çok yaşayan. 3. Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır. Halid b. Velid: Ünlü sahabi. Allah’ın kılıcı olarak anıldı.

Haliddin : Dinin sonsuzluğu ölümsüzlüğü.

Halife : 1. Halef, naib. 2. Hz. Peygamber’in vekili ve dünyadaki müslümanların başı olan kimse.

Halil: İçten, dost çok yakın arkadaş

Halil : Samimi dost, Allah’ın dostu.

Halil ibrahim : Halil: Samimi dost, Allah’ın dostu anlamına gelir.

Halil Necati : Halil :Samimi dost, Allah’ın dostu – Necati :Kurtulmaya mensup, kurtuluşla ilgili. Necati: 15 asır meşhur Osmanlı şairi olup asıl adı İsa’dır

Halilullah : Allah’ın dostu. Hz. İbrahim (a.s.).

Halim: Yumuşak huylu, sakin yaradılışlı

Halim : 1. Sakin, sessiz. 2. Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu. Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı alarak kullanılması tercih edilir.

Halis: Saf katkısız duru

Halis : 1. Hilesiz, katkısız. 2. Karışmamış, katışıksız, saf, hilesiz. Temiz. 3. Yalnız, sadece (bkz. Muhlis).

Halit: Süregelen, sürekli, geç yaşlanan

Halit : Süregelen, sürekli, geç yaşlanan

Hallac : Pamuk, yatak, yorgan atan kimse Hallacı Mansur: 922 yılında “Ene’1Hak” dediği için asılan ve divan edebiyatında adına sık sık rastlanılan ünlü sufı.

Haluk: Herkesle iyi geçinen iyi ahlaklı

Haluk : İyi huylu, insaniyetli, geçim ehli olan.

Haman : Hz. Musa’ya karşı acımasızca mücadele eden Mısır Firavunu’nun veziri.

Hamase : Yiğitlik, kahramanlık şiirleri, marşlar.

Hamdi: Hamd eden, şükreden

Hamdi : 1. Allah’ı övmek. 2. Allah’a şükretmek. 3. Şükreden, şükredici.

Hamdullah : Allah’ın övgüsü.

Hami: Koruyan, arka çıkan, koruyucu

Hami : Himaye eden, koruyan, koruyucu, sahip çıkan, gözeten.

Hamid : 1. Koru sönmediği halde alevi sönen ateş. 2. Hamdeden, şükreden kul. 3. Hz. Pey. (s.a.s)’in lakaplarından.

Hamid : Övülmeye değer Allah’ın isimlerinden (bkz. Abdülhamid) Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

Hamil : . 1. Yüklü. Gebe. 2. Sahip, malik. 3. Taşıyan, gözeten. 4. Uhdesinde bir poliçe bulunan. 5. Hamili vahy: Cebrail (a.s.) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Hamit Emre : Hamit :Şükredici, hamdedici – Emre :Aşık. Mübtela. Vurgun

Hammad : 1. Çok hamdeden, çok şükür ve dua eden. Hammad b. Ebu Süleyman: Hadisçi. Tabiindendir.

Hamza: Aslan

Hamza : 1. Arslan. 2. Heybetli, azametli demektir Hz. Peygamber’in amcası, Mekke döneminde müslüman olmuş, Uhud Savaşı’nda Vahşi tarafından şehid edilmiştir.

Han: :1. Hükümdar. Eski Türklerde Hakan da denen devlet reisi. 2. Yolcuların misafir olduğu bina. Kervansaray. Otel. * Ticaret ehlinin sakin olduğu yer. 3. Okuyan, okuyucu, çağıran manasına gelir. Meselâ: Duâ-hân : (Niyaz ve tazarrukârane bir tezellül ile) duâ okuyan.

Han : Hakan veya hakana bağlı hükümdar.

Hanbeli : Ahmed b. Muhammed b. Hanbel (Öl. 855): Ehli sünnetin dört ana mezhebinden birisi olan Hanbeli mezhebinin imamı.

Hanedan : Kökten, asil ve büyük aile.

Hanef : Doğruluk, istikamet.

Hanefi : İmamdı Azam Ebu Hanife’nin mezhebinden olan. Hanefi mezhebine mensup kişi.

Hani : Yumuşaklık ve vakar sahibi.

Hanif : l. Tek Allah’a, Al­lah’ın birliğine inanan. 2. İslam inan­cına sıkı ve samimi olarak bağlanan. 3. Hz. Muhammed (s.a.s)’in tebliğin­den önce Mekke’de tek Allah’a ina­nanlar.

Hannan : Çok acıyan, çok merhametli. Allah’ın isimlerinden “abd” takısı alarak isim yapılır. Abdülhannan.

Hannas : Şeytan İsim olarak kullanılmaz.

Hansoy : (Han sülalesine mensup.

Hanzala : Eshâb-ı kirâmdan olan ve Uhud savaşı şehitlerindendir

Harim : 1. Biri için kutsal olan şeyler. 2. Harem dairesi, harem. 3. Evin içi gibi, başkalarına kapalı olan yer. 4. Bir evin civarı. 5. Avlu. 6. Ortak, şerik. 7. Hacıların, hac zamanı giydikleri giysi

Haris : 1. Muhafız, bekçi, gözcü. 2. Koruyan, koruyucu. 3. Son derece hırslı olan. 4. Yemen’de bir Arap kabilesinin adı.

Harizm : Amuderya’nın aşağı kısmının her iki yanında bulunan ülke. Bu ülkede XIII. yy’a kadar dilini muhafaza ederek yaşamış olan İran kavminin adı.

Harman : 1. Tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması. Bu işin yapıldığı mevsim, sonbahar. 2. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir bileşim oluşturmak.

Harras : Ekinci, çiftçi, toprağı işleyip ekin eken.

Harun: Huysuz at

Harun : Kur’anı Kerim’de bahsedilen peygamberlerdendir. Musa Peygamberin büyük kardeşi. Fir’avun erkek çocukların öldürülmesi emrini kaldırdıktan sonra doğmuştur. Hz. Musa’dan 3 sene sonra doğduğu söylenir.

Harun Boran : Harun :Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen peygamberlerdendir. Musa Peygamberin büyük kardeşi. Fir’avun erkek çocukların öldürülmesi emrini kaldırdıktan sonra doğmuştur. Hz. Musa’dan 3 sene sonra doğduğu söylenir – Boran :Rüzgar, şimşek, gökgürültüsü, sağanak yağmurun birlikte olduğu iklim hadisesi. Boran Hatun: Emevi halifesi Me’mun’un zevcesi

Harun Erdem : Harun :Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen peygamberlerdendir. Musa Peygamberin büyük kardeşi. Fir’avun erkek çocukların öldürülmesi emrini kaldırdıktan sonra doğmuştur. Hz. Musa’dan 3 sene sonra doğduğu söylenir – Erdem :1. Fazilet. 2. Maharet, hüner. 3. Liyakat. 4. Usta gemici. 5. İnsanın ruhsal yetkinliği

Harut : . 1. Arkadaşı Marut ile tanınan melek, büyü ve sihir ile uğraştıkları için kıyamete kadar kalmak üzere Babil’de bir kuyuya hapsedilmişlerdir. 2. Babil halkına korunmaları için büyü öğreten iki melekten biri, sihir yapar İsim olarak kullanılmaz.

Harzem : (bkz. Harizm).

Hasafet : 1. Hükümde sağlamlık, kuvvet ve olgunluk. 2. Görüş sağlamlığı.

Hasan: Güzellik, iyi davranma, iyilik

Hasan : Güzellik, iyilik, hüsn sahibi olmak. Hasan b. Ali b. Ebi Talib: Ali (r.a.)’nin büyük oğlu. Peygamber Efendimizin torunu. Kur’an’da geçen kelimelerdendir.

Hasan Ali : Hasan :Güzellik, iyilik, hüsn sahibi olmak. Hasan b. Ali b. Ebi Talib: Ali (r.a.)’nin büyük oğlu. Peygamber Efendimizin torunu. Kur’an’da geçen kelimelerdendir – Ali :1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife

Hasan Basri : Hasan :Güzellik, iyilik, hüsn sahibi olmak. Hasan b. Ali b. Ebi Talib: Ali (r.a.)’nin büyük oğlu. Peygamber Efendimizin torunu. Kur’an’da geçen kelimelerdendir – Basri :Basralı, Basra şehrinde oturan. Hasan’ı Basri’ye izafeten kullanılmıştır

Hasan Safa : Hasan :Güzellik, iyilik, hüsn sahibi olmak. Hasan b. Ali b. Ebi Talib: Ali (r.a.)’nin büyük oğlu. Peygamber Efendimizin torunu. Kur’an’da geçen kelimelerdendir – Safa :1. Üzüntü ve kederden uzak olma, endişesizlik, rahat huzur, iç ferahlığı. 2. Eğlence. 3. Saflık, berraklık.

Hasbek : Dürüst, iyi, saf insan.

Hasbi : İsteyerek ve karşılık beklemeksizin yapılan.

Haseki : Hükümdarların hizmetine tahsis edilmiş şahıs ve zümrelere verilen ad.

Hasen : 1. Güzel, süslü. 2. Güzel işler, hayırlar. Hasan şeklinde kullanılır.

Hasib : 1. Hayır sahibi, eliaçık, cömert. 2. Değerli, itibarlı, soyu temiz, muhterem, saygın, şahsi meziyet sahibi. 3. Muhasebeci, sayman.

Hasibi : Cömert, hayırhah.

Hasif : Hasafetli, aklı başında olgun adam.

Hasin : Kuvvetli, sağlam, muhafaza eden.

Haslet : İnsanın yaratılışındaki huyu, tabiatı, mizacı Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Haspolat : Katışıksız, saf, çelik gibi.

Haşim : 1. Haşmetli, gösterişli, muhteşem. 2. Kuru ekmek kırıntısı doğrayan Ezen, kıran, yaran, parçalayan Beni Haşim Hz. Peygamber’in (s.a.s) soyu.

Haşimî : Haşime mensup, Haşimilerden olan.

Haşmeddin : Dinin büyüklüğü, ihtişamı.

Haşmet : İhtişam, gösterişlilik, heybet, büyüklük Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

Hatem : 1. Mühür, üstü mühürlü yüzük. 2. En son. 3. Hatemü’lEnbiya: Peygamberlerin sonuncusu, Hz. Muhammed. 4. Halemi Tai: Arap kabileleri arasında tanınmış “Tayy” kabilesine mensup ve cömertliğiyle meşhur olan “İbn Abdullah b. Sa’d”ın lakabı. 5. Çok cömert olan.

Hatır : 1. Şan ve şeref sahibi. 2. Yüce, ulu. 3. Tehlikeli.

Hatırsaz : Gönül yapan, hoşnut eden.

Hatib : 1. Hitab eden, söz söyleyen. 2. Camide hutbe okuyan. 3. Güzel, düzgün konuşan kimse. Sahabe isimlerindendir.

Hatif : 1. Kuvvetli, sert ve tiz bir sesle tebliğ veya davet eden kimse. 2. Göz kamaştıran. 3. Göze görünmeyen.

Hatim : 1. Sona erdiren, bitiren. 2. Mühürleyen, mühürleyici.

Hatip : Hitabeden, güzel söz söyleyen.

Hattab : Çok güzel konuşan ve nasihat eden.

Haver : . 1. Şark, doğu. 2. Güneşin doğduğu gün Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Hay : 1. Canlı, diri. 2. Allah’ın sıfatlarından “abd” takısı alarak kullanılır. “Abdülhay”.

Hayali : 1. Hayal niteliğinde ya da hayal ürünü olan. 2. Kanuni Sultan Süleyman devrinin büyük şairlerinden biri.

Hayati : 1. Dirilik, canlılık. 2. Büyük önem taşıyan. 3. Hayata, yaşayışa ait, hayatla ilgili.

Haydar: Aslan

Haydar : 1. Arslan, esed, gazanfer, şir. 2. Cesur, yiğit adam. 3. Hz. Ali’nin lakabı.

Hayim : 1. Şaşkın, hayrette. 2. Sevgiden dolayı şaşkına dönmüş.

Hayr : İyi, faydalı, hayırlı, yarar. Hayru’lVera: Halkın, alemin hayırlısı, Hz. Muhammed. Hayru’lBeşer: İnsanların hayırlısı, Hz. Muhammed.

Hayran : 1. Şaşmış, şaşa kalmış, şaşırmış. 2. Çok tutkun. 3. Aşırı derecede sevgi duyan.

Hayrat : 1. Sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler, iyilikler. 2. Sevap için kurulan müessese.

Hayreddin : Dinin hayırlı eylediği mübarek kıldığı insanTürk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

Hayrettin: Hayır eden, hayır sahibi

Hayri: Hayırla, iyilikle ilgili

Hayri : Hayırla, iyilikle ilgili, uğur ve kutluluğa ait.

Hayrullah : Allah’ın hayırlı ettiği erkek.

Haysiyet : Şeref, onur, itibar, değer.

Hayyam : 1. Çadırcı. 2. İran’ın meşhur şairlerinden Ömer Hayyam,

Hazar : 1. Sabit meskeni olanların oturdukları memleket. 2. Barış ve güven Erkek ve kadın adı olarak kullanılabilir.

Hazer : Deniz, bahr, büyük su Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Hazım : Hazmeden, hazimli, ihtiyatlı, akıllı, işinde gözü açık, sağlam olan.

Hâzim : Zafer kazanan, galip, hazimete uğratan.

Hazin : 1. Hüzünlü, üzüntülü, acıklı. 2. Üzüntü veren, gamlandıran, kederlendiren.

Haziz : 1. Mesud, mutlu. 2. Hisse ve nasibi olan.

Hazlan : 1. Terketmek. 2. Allah ilminde, Allah’ın insanı lütuf ve nusretinden mahrum etmesi. İsim olarak kullanılmaması daha uygundur.

Hazrec : 1. Bir Arap kabilesinin ismi. 2. Hz. Peygamberi Mekkeli muhacirlerle, Medine’de kabul eden ve ilk İslam devletinin temelini teşkil eden ensarın en önemli kolu.

Hebib : Rüzgar.

Hedef : 1. Nişan, nişan alınacak yer alanı. 2. Meram, maksat, gaye, amaç.

Hekim : 1. İnsan hastalıklarının teşhis ve tedavisi ile uğraşan kimse, doktor. 2. Hikmet sahibi kişi, filozof.

Heper : Cesur, yiğit kimse.

Hepyener : (bkz. Heper).

Heybân : 1. Korkunç, korku veren. 2. Çok utangaç.

Heybet : 1. İnsanlarda korku ile birlikte saygı uyandıran görünüş. 2. Karizma, doğal etkileyiş.

Hezâr : . 1. Bülbül. 2. Çok, pek çok. 3. Bin Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Hezarfen : Çok bilen, elinden her iş gelen. Bin türlü iş beceren. Hezarfen Ahmet Çelebi: Türk bilgini. Yapay kanatlarla ilk defa uçma deneyimini başaran adam.

Hıdır : (bkz. Hızır).

Hıfzı : 1. Saklama, koruma ile ilgili. 2. Ezberleme, akılda tutma.

Hıfzullah : Allah’ın koruması, saklaması.

Hıfzurrahma : Merhamet eden, acıyan. Allah’ın koruyuculuğu. Allah’ın uhdesinde.

Hıncal: Öç al, intikam al anlamında

Hıncal : Öc al.

Hızır: Darda kalanların yardımına koşan

Hızır : 1. Yeşil. Yeşillik. 2. Kehf suresinde 5981. ayetlerde bahsi geçen ve Hz. Musa’nın onunla buluşarak imtihan olunduğu şahsın müfessirlerin ekseriyetinin üzerinde ittifakla durdukları ismi. Hızır hakkında çok çeşitli rivayetler vardır.

Hızır Bey : İstanbul’un fethinden sonra oranın ilk kadısı olan Türk alimi ve şairi.

Hızırhan : Seyyid. Seyyidi sülalesinin kurucusu, Malik Süleyman’ın oğlu.

Hızlan : Hız kazan, hızını artır.

Hibetullah : Allah’ın bağışlaması, bağışı.

Hicab : 1. Utanma, sıkılma. 2. Perde, ikişeyi birbirinden ayırmaya yarayan perde.

Hicabi : (bkz. Hicab).

Hiçsönmez : (bkz. Sönmez).

Hiçyılmaz : (bkz. Yılmaz).

Hidayeddin : Dinin gösterdiği doğru yol.

Hidayet : Hak yoluna doğru yola girme. 2. Müslüman olmakErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Hidiv : İmtiyazlı, Mısır valisi veya bu valinin ünvanı.

Hikem : Hikmetler.

Hikmeddin : Dinin hikmeti Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

Hikmet: Felsefe, gizli, bilinmeyen güç

Hikmet : . 1. Hakimlik, feylesofluk. 2. Sebeb, gizli, Allah’ın hikmeti. 3. Felsefe. 4. Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Hikmetullah : 1. Ancak Allah’ın bileceği iş. 2. Allah’ın hikmeti.

Hilâ : Hükümdarın taltif etmek istediği kimseye verdiği kıymetli elbise. Hil’at.

Hilmi: Yumuşak huylu, sabırlı

Hilmi : Yumuşak huylu, sakin tabiatlı.

Himayet : Koruma, korunma.

Himmet : 1. Gayret, emek, çalışma, çabalama. Yüksek irade. 2. Ermiş kimsenin tesiri. 3. Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

Himyer : Yemen’de bir kavmin adı.

Hiram : Salınma, salınarak edalı yürüme.

Hisar : . 1. Kuşatma, etrafını sarma. 2. Kale etrafı islihkamlı bentErkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Hişam : Nisam elMelik: Emevi halifesi.

Hizber : 1. Arslan, esed, gazanfer, şir, bahadır. 2. Cesur, yürekli adam.

Hizbullah : Allah’a inananlar topluluğu.

Hubeyb : 1. Küçük taze buğday taneceği. Tanecik. Hubeyb b. Adiyy elEnsarî (Öl. 625): İslam’ın ilk şehitlerindendir. Uhud’un ardından tutsak edildi ve Mekke’ye köle olarak götürüldü. Uhud’ta öldürülen Haris’e mukabil, işkence edilerek vahşi bir biçimde kazığa vuruldu ve şehid oldu.

Hucurat : 1. Hücreler odalar. 2. Kur’anı Kerim’in 49. suresinin adı.

Hud : Hz. Hud (a.s). Ad kavmine gönderilen peygamberKur’an’da ismi geçen 24 peygamberden biridir. Dalalet ve sapıklık içinde olan kavmini ıslah için çok uğraştı fakat onlar, Hud’a inanmadılar ve ani bir fırtına ile yok olarak tarihten silindiler.

Huda : . 1. Doğru yol gösteren, hidayet eden. 2. Allah’ın isimlerinden. 3. Kur’anı Kerim. Ek almadan isim olarak kullanılmaz. Hudanur gibi.

Hudavendi : 1. Hükümdarlık. 2. Efendi, sahip, maliklik. 3. Hakim, hükümdar.

Hudavendiga : 1. Sahip, hükümdar, bay. 2. Fars edebiyatında Allah manasında kullanılır.

Hudayi : Allah’a mensup, Allah’ın yarattığı.

Hudeybiye : 1. Mekke’den ağır yürüyüşle 17 km mesafede bir vadi. 2. İslam tarihinde Hudeybiye Musalahası olarak bilinen anlaşmanın yapıldığı yer.

Hulagu : Moğol hükümdarı olup, İran’da Moğol hanedanının kurucusudur.

Hulki: İyi ahlaklı iyi huylu

Hulki : 1. Hulk, yaratılışla ilgili, doğal tabi. 2. İyi ahlaklı, iyi huylu.

Hulusi : 1. Halis olan, saf, iç temizliği. 2. Samimi, candan(bkz. Halis).

Hunalp : Cesur, kahraman.

Hurdaz : Farsların kullandığı şemsi senenin 3. ayına verilen isim.

Hurşid : Güneş, aftab, mihr, şems Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

Hurşit: Güneş

Husrev : Hükümdar, padişah.

Huzeyfe : Küçük testici, çömlekçi çırağı.

Huzur : Baş dinçliği, gönül rahatlığı, dirlik, erinç.

Hüccet : 1. Senet, vesika, delil. 2. Seçkin alimlere verilen unvan Hüccetü’lİslam: Gazali.

Hüccet : Delil.

Hüdai : (bkz. Hüdayi).

Hüdavendiga : 1. Amir, hükümdar. 2. Osmanlı padişahlarından I. Murad’ın ünvanı.

Hüdavendigar : Hükümdar, sultan, âmir, hâkim.

Hüdayi : Hüdânın kulu.

Hüden : doğru yolu gösteren

Hüma : 1. Devlet kuşu. 2. Saadet, mutluluk.

Hümayun : Mübarek, mutlu, padişaha olan.

Hümeze : Birini arkasından çekiştirmek. Kur’anı Kerim’in 104. suresinin adı. İsim olarak kullanılmaz.

Hünkar : 1. Uğurlu. 2. 1529 yaş arasında Osmanlı Sultanlarına verilen isim.

Hür : Özgür, bağımsız.

Hüray : Ay gibi özgür, ay kadar bağımsız Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Hürcan : . (bkz. Hüray).

Hürdoğan : (bkz. Hüray).

Hüreyre : Kedicik, kedi yavrusu Ebu Hüreyre: Ashabı Kiram’dan en çok hadis rivayet eden sahabi. Kedi yavrularını çok sevdiği için bu ismi aldığı söylenir.

Hürkal : Esir olma.

Hürkan : Özgür soydan gelen.

Hürmüz : 1. Zerdüştlerin hayır tanrısı. 2. Eski İran takviminde güneş yılının ilk günü. 3. Jüpiter, müşteri, erendiz. 4. Sasani sülalesinden 5. padişahın adı.

Hürol : (bkz. Hürkal).

Hürsel : (bkz. Hürol).

Hürsev : Hürriyeti seven kişi.

Hüryaş Ar : (bkz. Hürsev).

Hüsam : Keskin kılıç.

Hüsameddin : 1. Dinin keskin kılıcı. 2. Mevlana’nın halifesi olan Hüsameddin Çelebi, Mevlana’nın Mesnevi’yi dikte ettirdiği kişidir Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

Hüseyin: Ruh ve madde güzelliği

Hüseyin : 1. Küçük sevgili. 2. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in torunu, Hz. Ali’nin küçükoğlu.

Hüseyin Gazi : Hüseyin :1. Küçük sevgili. 2. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in torunu, Hz. Ali’nin küçükoğlu – Gazi :1. Allah yolunda savaşan kişi. 2. Gaza sırasında yaralanan kimse. 3. Gaza sırasında yararlıklar gösteren kumandanlara verilen unvan. 4. 2. Mahmud zamanında çıkarılan altın sikke.

Hüseyin Ulaş : Hüseyin :1. Küçük sevgili. 2. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in torunu, Hz. Ali’nin küçükoğlu – Ulaş :Amacına eriş, isteğine kavuş

Hüsmen : Hüseyin’den bozma olarak yapılan isim.

Hüsni : Güzelliğe ait, güzellikle ilgili.

Hüsnü: Güzellikle ilgili, güzelliğe ait

Hüsrev: Büyük padişah, hükümdar

Hüsrev : 1. Padişah, hükümdar, sultan. 2. Hüsrev şirin masalının erkek kahramanı Hüsrev: Eserlerini daha çok Farsça yazmış bir Türk şairi ve edibi olup 12531325 yıllan arasında Hindistan’da yaşamıştır.

Hüteyn : Hicaz ve Mısır’da dağınık halde yaşayan büyük bir göçebe kabile.

Hüzey : Kuzey Arabistan’da büyük bir Arap kabilesi.

Nis 232013
 

Idık : Kutsal, mübarek.

Idıkut : 1. Eski Türklerde bir şan. 2. Devlet yönetme gücü.

Ildır : 1. Parıltı, parlayış. 2. Alacakaranlık.

Ildız : . 1. Yıldız. 2. Gündönümünden 10 gün önceki zaman Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ilgar : 1. Çok çabuk, hızlı. 2. Hücum, akın. 3. Verilen söz. 4. Havanın parlak, açık olması. 5. Öfke.

Ilgaz : . 1. Atın dört nalla koşması. 2. Hücum, akın. 3. Çankırı ilinin ilçe merkezi. 4. Batı Karadeniz bölgesinin en yüksek dağ kitlesi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ilgazer : (bkz. Ilgar).

Ilgı : 1. Soy sop. 2. Sürü. 3. Çoban. 4. Hısım, akraba.

Ilıcan : Ilıkça, biraz ılık.

Irız : Cesur, yiğit.

Islam : 1. Muhammed(s.a.s)’e nazil olan ve kendisi tarafından insanlığa tebliğ edilen din, Allah’ın en son dini. 2. Allah’a teslim olma, onun emirlerine uyup, yasaklarından kaçınma. 3. İyi geçinme, barış içinde olma.

Ismail Efe : 1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Yiğit, cesur. 3. Kabadayı.

Ismail Hakkı : İsmail :z. İbrahim (a.s.)’in oğlu. İbrahim (a.s.) O’nu Allah’a kurban olarak adamış ve sözünde durmak için harekete geçmiştir. Fakat Allah (c.c.) O’nu son anda Cebrail aracılığıyla durdurmuş ve bu imtihanı kazandığını bildirmiştir. İsmail (a.s.) Kur’an’da ismi geçen peygamberlerdendir ve babasıyla beraber Ka’be’yi inşa etmişlerdir.

Işıkalp : (bkz. Işık).

Işıkay : (bkz. Işık) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Işıker : (bkz. Işık).

Işıkhan : (bkz. Işık).

Işıman : Parlak, aydınlık yüzlü kimse.

Işınbay : (bkz. Işın).

Işıner : (bkz. Işın).

Işınsu : (bkz. Işın).

Itri : Itrî (Buharizâde Mustafa Efendi). Türk besteci, hattat ve şair.